Bingöl’ün şehir merkezine hakim en güzel noktası Az Tepesi, artık manzaradan çok çöp yığınlarıyla gündeme geliyor.
Pet şişeler, plastik poşetler, kırık camlar, yemek artıkları ve yanmış lastik kalıntıları tepenin her köşesini kaplamış durumda.
Hafta sonları yüzlerce kişinin akın ettiği bu doğal seyir terası, aynı hızla bir çevre felaketine dönüşüyor.

Doğaya Atılan Çöpler Ne Kadar Sürede Kayboluyor?
Bir pet şişenin doğada tamamen yok olması için 450 ila 1000 yıl geçmesi gerekiyor.
İnce bir plastik poşet bile 400 yıl sonra hala toprağın içinde olacak.
Sigara izmaritleri 10-15 yılda fiziksel olarak parçalansa da içindeki arsenik, kurşun ve nikotin toprağa ve yeraltı sularına karışıyor.
Cam şişeler ise teorik olarak bir milyon yıl boyunca varlığını koruyor.

Mikroplastikler Bingöl’ün Suyuna Karışıyor
Az Tepesi’nde bugün bırakılan her parça, aslında birkaç neslin değil, onlarca neslin sorunu haline geliyor.
Mikroplastikler rüzgarla Bingöl Çayı’na, oradan Murat Nehri’ne, Fırat’a ve nihayetinde denizlere ulaşıyor.
Tepede yaşayan tilki, tavşan ve kuş türleri parlak plastik parçalarını yiyecek sanıp yutuyor; veterinerler son bir yılda birkaç yavru hayvanın plastik boğulmasından öldüğünü doğruluyor.
Sorun sadece görüntü kirliliği değil, aynı zamanda uzun vadeli ekolojik yıkım.
Suçlu Kim?
Ancak bu tablo karşısında görüşler keskin bir şekilde ikiye bölünmüş durumda.
Bir kesim, “Bu kadar basit bir sorumluluk: Çöpünü torbaya koy, arabaya at, eve götür” diyor ve bireysel sorumsuzluğu işaret ediyor.
Diğer kesim ise şu soruları soruyor: “Bu bilinç bize nerede öğretildi? 12 yıllık zorunlu eğitimde plastiklerin doğada kalma süresi diye bir cümle duyan var mı? Belediye 20 yıldır tek bir çöp kutusu, tek bir uyarı tabelası koymadı. ‘Sıfır Atık’ projesi Bingöl’de hala birkaç kamu binasının kapısındaki mavi kutudan ibaret. İnsan bu alışkanlığı nereden edinecek?”
Yurttaşların bu konuda yoğun tepkilerine rağmen Bingöl Belediyesi’nin konuya ilişkin bir açıklaması yok.
Milli Eğitim müfredatında çevre eğitimi ise ortaokul 6., 7. ve 8. sınıflarda ‘Çevre Eğitimi ve İklime Değişikliği’ adıyla haftada 2 saatlik (yılda toplam yaklaşık 72 saatlik) seçmeli ders olarak yer alıyor; zorunlu bir müfredat unsuru olmaktan ziyade okulların seçimine bırakılmış durumda.
Az Tepesi’nde biriken çöp yığını, aslında Türkiye’nin uzun yıllardır çözemediği bir açmazın küçük bir yansıması: Bireysel sorumluluk mu önce gelir, yoksa sistematik eğitim ve altyapı mı?
Pet şişeyi eline alan mı suçlu, yoksa o şişenin 450 yıl sonra hala orada olacağını hiç anlatmayan sistem mi?
Tartışma sürüyor. Tepedeki çöp yığını ise her geçen gün büyüyor, geleceğimizi zehirliyor.




