Memleketim Bingöl’ün mahallelerine “Esentepe” adıyla yeni bir mahalle ekleniyor. Mahallenin kurulacağı yer şehrin kadim tarım alanları. Daha önceden de Aftor ve İçmeler gibi tarım alanları imara açılmıştı. Buğday, arpa, pirinç yerine beton ekmek şehrimizi yönetenlerin yeni tarım politikası.
Yıllar önce Bingöl’ün bir yerel gazetesine Aftor ve İçmeler’in imara açılmasını eleştiren bir yazı yazmıştım. Yazı yayınlandıktan sonra oturduğum bir mekanda masama biri geldi. “Yazını okudum. Bu şehrin gelişmesini istemiyorsunuz” dedi. Öfkeliydi. Sonra kalkıp gitti. Kim olduğunu sonradan öğrendiğim bu abimizin imara açılan yerlerde arazileri olduğunu öğrendim. Abi şehirden ziyade kendi gelişiminin peşindeymiş.
İmara açıp, yeni bir mahalle oluşturma süreci şehrimde şöyle işler: Önce yer belirlenir. Sonra oranın imara açılacağı bilmesi gerekenlere fısıldanır. Bu fısıltıyı alanlar oralarda arazi kapatmaya başlarlar. Uydukent’te de, İçmeler’de de, Aftor’da da süreç böyle ilerledi. Esentepe’de de böyle olacak. Sonuçta ilin imar politikaları şehrin ihtiyaçlarına göre değil, müteahittlerin ihtiyaçlarına göre belirleniyor.
Google’a “Bingöl” yazdığınızda çıkan ilk başlıklardan biri depremdir. Deprem şehrin gerçekliğidir, hafızasıdır. Anama bir tarih sorduğumda “Depremden bir yıl önce, beş yıl sonra” der genelde. Şehri yönetenlerin belirlediği imar politikaları bu gerçekliğe çok uzak. Depremden ziyade kendilerinden rant endeksli politikalar uygulanıyor.
Size bir fıkra anlatmak isterdim ama şu yazacağım, anlatacağım fıkradan daha komik: Çevre ve Şehircilik Bakanlığının “Tarım Arazileri İmara Açılmamalıdır” adlı bir kamu spotu var. Bu gidişle Bingöl Ovası Bingöl’ün Esenyurt’u olacak.
Bir süredir gündemde olan başka bir konu daha var. Bingöl Havaalanının genişletilmesi gündemde.Yapıldı, iptal edildi. Yeniden yapılacak. Havaalanının genişletilmesi ve kurulacak yeni mahallenin oraya yakın olması birbirinden bağımsız ele alınmamalı.
Memleketim Bingöl’de inşaatlar hep canlı. Kriz falan tanımıyor. Geçen bir daire fiyatına denk geldim. İstanbul’da iyi bir muhitteki bir daire fiyatıyla aynı. Şöyle bir durum var: Şehre Almanya başta olmak üzere Avrupa’nın bir çok ülkesinden döviz girişi oluyor ve maalesef bu paranın çoğu temiz para değil. Emlak alımı, inşaat yapımı kirli paranın aklanma alanı olarak da kullanılıyor. Hatta Avrupa ülkelerinde yaşayan hemşehrilerimizin parasını şehre çekmek için o ülkelere ziyaretler gerçekleştiren müteahitler var.
Şehri yönetenlerin bu yanlış imar politikalarına karşı şehirdeki muhalefetin de eksik kaldığını düşünüyorum. Salt karşı açıklama yapılarak geçiştirilecek bir durum değildir bu.
Bu konuda söylenecek, yazılacak çok söz var. Kısa tutmayı tercih ettim. Şehrin bir çok yeri barajlarla, madenlerle talan ediliyor. Şehrin merkezinde deprem gerçekliğini es geçen imar politikaları uygulanıyor. Bunlara karşı durmak gerekiyor. “Doğa banka olsaydı, kurtarırlardı” demişti biri. Şehri yönetenleri böyle bir derdi yok ama bizim var ve olmalı…
Bu yazıyı; Bingöl ile ilgili yaptığım bir paylaşımdan sonra bana “Bingöl’de yaşamıyorsun. Bingöl’ün sorunları seni ne ilgilendirir ki!” diye bir mesaj atan sevgili hemşehrime ithaf ediyorum.




