Zeynep Akat
Bingöl il merkezine bağlı Düzyayla (Goran) köyünde bugün Özateş Petrol ve İnşaat Sanayi Ticaret Limited Şirketi’nin yapmayı planladığı “Bazalt Ocağı ve Kırma-Eleme Tesisi” projesi için Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) halkı bilgilendirme toplantısı düzenlendi.
Toplantıya köylüler, ekoloji aktivistleri, TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Bingöl İl Temsilcisi Mehmet Alban ve Avukat Kürşad Furkan Alban katıldı.
Toplantı, köylülerin yoğun tepkisiyle tamamlandı.

Şirket temsilcisi tesisin köy merkezine 590 metre mesafede kurulacağını, istihdam yaratacağını ve gerekli çevresel önlemlerin alınacağını söyledi.
Ancak Jeoloji Mühendisi Mehmet Alban ve Avukat Kürşad Furkan Alban bu bilgiyi yalanlayarak tesisin köye 590 metre uzaklıkta değil 200 metre uzaklıkta tarım arazileri üzerine kurulacağını belirtti.
Olumsuz Etkiler 7 Başlıkta Sıralandı

Toplantıda söz alan Mehmet Alban konuşmasında, bazalt ocağı ve kırma-eleme tesislerinin zararlarını şu yedi ana başlık altında örneklerle açıkladı:
Doğal Alanların Tahrip Olması
“Büyük alanlarda ormanlar, ağaçlar ve yaban hayvanlarının yaşam alanları tamamen yok olacak, biyolojik çeşitlilik geri dönüşsüz zarar görecek.”
Toprak ve Su Kirliliği
“Patlayıcılar, makine yağları ve tozlar yeraltı sularına karışacak; içme suyu ile sulama suyu kirlenerek tarım alanları verimsizleşecek.”
Hava Kirliliği ve Toz Kirliliği
“Kırma-eleme sırasında ortaya çıkan ince tozlar rüzgârla köye ulaşacak, astım ve solunum yolu hastaları için büyük tehlike yaratacak.”
Ses ve Gürültü Kirliliği
“Gece-gündüz çalışan kırıcılar, patlatmalar ve kamyonlar 90-100 desibel gürültü çıkaracak; insanlar ve hayvanlar üzerinde stres yaratacak, bazı türler bölgeyi terk edecek.”
İnsan Sağlığı Üzerindeki Etkiler
“Uzun süreli toz maruziyeti silikozis, astım, KOAH ve akciğer kanseri riskini artıracak; hem işçiler hem köylüler tehdit altında kalacak.”
Zemin Kaymaları ve Heyelan Riski
“Dağlık bölgedeki derin kazılar zemin yapısını zayıflatacak, heyelan ve toprak kayması tehlikesi oluşturacak.”
Karmaşık Ekonomik Etkiler
“Kısa vadede birkaç kişiye iş sağlasa da tarım ve hayvancılığın çökmesi, sağlık harcamalarının artması uzun vadede bölgeye büyük ekonomik yük getirecek.”
Alban sözlerini, “Toz, gürültü ve özellikle içme-tarımsal su kaynaklarımızın kirlenmesi riskiyle bu tesisi istemiyoruz. Projenin iptal edilmesini talep ediyoruz” diyerek tamamladı.
İl Sağlık Müdürlüğü İtirazı Kabul Etti
Mehmet Alban’ın ardından Avukat Kürşad Furkan Alban söz aldı.
“Bugün burada mahkeme cübbesi altında değil, bu bereketli toprakların suyunu konuşuyorum” diyen Alban, “Bu köy bizim köklerimizdir, atalarımızın mirası, çocuklarımızın geleceğidir. Hemen yanı başımıza kurulmak istenen bu ocak bu mirası tehdit etmekte, geleceğimizi karartmaktadır” dedi.
Ardından, daha önce İl Sağlık Müdürlüğü’nün “proje sağlık açısından uygundur” şeklinde verdiği rapora köy halkı adına yaptıkları itirazın sonuçlandığını şu sözlerle duyurdu:
“Biz o raporu, köyümüze hiç gelinmeden, muhtarımızın haberi olmadan, astım hastalarımıza sorulmadan, sokaklarımıza uğranmadan masa başında hazırlandığı için derhal itiraz etmiştik. İtirazımız haklı bulundu. İl Sağlık Müdürlüğü yeniden değerlendirme yaptı ve bu kez açıkça ‘Proje halk sağlığı açısından uygun değildir’ raporu verdi. Bu, mücadeleimizin ilk somut ilk kazanımıdır.”

‘Yedi Su Kaynağı Kuruyacak’
Alban, su kaynakları tehlikesine özellikle vurgu yaptı: “Ocak alanı köyümüzün içme ve sulama suyu havzasının tam dibindedir. Patlatmalar ve derin kazılar nedeniyle 7 ayrı su kaynağımız ya tamamen kuruyacak ya da ağır metaller, sedimentler ve kimyasallarla kirlenecek. Bu, nesiller boyu sürecek bir felakettir.”
Bazalt tozunun yüksek oranda kristal silika içerdiğini hatırlatan Alban, şu uyarıda bulundu:
“Kırma-eleme sırasında ortaya çıkan PM10 ve PM2.5 partikülleri rüzgarla köye taşınacak. Uzun vadeli maruziyet silikozis, KOAH, kronik bronşit ve akciğer kanseri riskini artıracak. Bilimsel araştırmalar bunu açıkça ortaya koyuyor. İnsan sağlığı bu tür ihmallerle oynanacak bir kumar değildir.”
‘Haklı Olanın Gücü En Güçlü Makineden Büyüktür’
Alban konuşmasının sonunda köylülere şu çağrıyı yaptı:
“Bundan sonra ÇED sürecindeki diğer eksikliklere, hukuksuzluklara karşı idari yargıdan Danıştay’a, gerekirse Anayasa Mahkemesi’ne kadar bütün hukuki yolları kullanacağız. Gelin köyümüze, çayımızı için, hastalarımızı görün, tozun rüzgarla hangi pencereden gireceğini izleyin. Ondan sonra vicdanınız el veriyorsa ‘uygundur’ deyin. Mücadelemiz yalnızca yasal değil aynı zamanda ahlakidir; çünkü bu topraklar bizden emanettir. Korkmayın, yılmayın. İmzalarınızla, sesinizle yanımızda olun. Haklı olanın gücü en güçlü makineden büyüktür.”
Toplantı köylülerin uzun süreli alkışları ve “Ocak istemiyoruz”, “Suyumuza dokunma” sloganlarıyla sona erdi.
Düzyayla köylü sakinleri, İl Sağlık Müdürlüğü’nün geri adım atmasını önemli bir gelişme olarak nitelendirirken, projenin tamamen iptali için hukuki ve demokratik mücadelelerini kararlılıkla sürdüreceklerini belirtti.




