Üç yıllık ulusal basın deneyiminin ardından memleketim Bingöl’e dönüp Çewliknet’i kurarken, zihnimde tek bir soru vardı: Yerel basın, sadece kentin fiziksel sınırları içine hapsolmuş bir “şikayet kutusu” mu olmalı, yoksa toplumsal dönüşümün öznesi olan bir “hakikat arayışı” mı?
İki yıldır bağımsız kalma, sermaye ve iktidar odaklarına eklemlenmeme mücadelesi verirken; bugünlerde “yeterince yerel olmamakla” itham ediliyoruz. Bu eleştirinin dayanağı, sosyal medyanın yüzeysel akışında kaybolan günlük aksaklıkları -bozulan bir kaldırımı veya sönen bir sokak lambasını- ana gündem maddesi yapmamamız. Oysa bu noktada temel bir ayrımı ortaya koymak gerekiyor: Bizim yaptığımız işin adı “Hak Odaklı Habercilik”tir.
Belirtiyi Değil, Hastalığı Görmek
Sosyal medyada bir kullanıcının “bu yol bozuk” demesi bir tespittir. Ancak bir gazetecinin o yolu yazarken sorması gereken sorular başkadır: Bu yolun ihalesi kime verildi? Harcanan kamu kaynağı nereye gitti? Bu yolun bozukluğu, o bölgede yaşayan dezavantajlı grupların “erişim hakkını” nasıl engelliyor?
Hak odaklı habercilik; olayları sadece fiziksel birer kusur olarak değil, birer hak ihlali olarak görür. Eğer biz sadece o bozuk yolu paylaşırsak, belediyenin bir kamyon asfalt dökmesiyle sorun çözülmüş gibi görünür. Oysa biz, o asfaltın neden zamanında dökülmediğinin altındaki sistemsel mekanizmayı sorguladığımızda; şeffaflığı, hesap verilebilirliği ve denetimi de gündeme taşımış oluyoruz. Bizim için bir çukur, sadece asfaltın eksikliği değil, “kent hakkının” ihlalidir.
Yerel Olan Evrenselden Kopuk Değildir
“Yerel olmak, yerelde hapsolmak değildir” ilkesine sıkı sıkıya bağlıyız. Bingöl’de yaşanan bir çevre sorunu, Brezilya’daki orman katliamından veya Avrupa’daki çevre politikalarından bağımsız okunamaz. Ekonomik sıkıntılar çeken bir Bingöllü esnafın derdi, küresel finans sisteminin ve ulusal ekonomi politikalarının bir yansımasıdır.
Eğer biz Çewliknet’te dünya ve ülke gündemine yer veriyorsak, bu Bingöl halkını ciddiye aldığımız içindir. Bingöllü okuru dünyadan kopuk, sadece kendi sokağını düşünen bir kitle olarak görmek, bu şehrin entelektüel potansiyeline hakarettir. Gerçek yerellik; evrensel değerleri (insan hakları, basın özgürlüğü, toplumsal cinsiyet eşitliği, ekoloji) Bingöl’ün kılcal damarlarına kadar süzebilmektir.
En Büyük Yerel Güç: Bağımsızlık
Yerel basının en büyük çıkmazı, genellikle yerel güç odaklarıyla (siyasetçi, iş insanı, bürokrasi) kurulan göbek bağıdır. Bağımsız kalmayı, “yandaş” olmamayı bir varoluş sebebi olarak görüyoruz. Gazetecilik etik kuralları bize şunu söyler: “Gazeteci, halkın doğru haber alma hakkına hizmet eder, bir zümrenin çıkarına değil.” Bizi “yerel olmamakla” suçlayanların beklentisi, belki de alışılagelmiş “teşekkür-tebrik” veya “sığ muhalefet” sarmalıdır. Ancak biz; hak ihlallerini merkeze alan, ekolojik yıkımı sistemsel bir sorun olarak kodlayan, kadın, çocuk ve azınlık haklarını önceliklendiren, iktidarın ve sermayenin değil, gerçeğin yanında duran bir çizgiyi savunuyoruz.
Sosyal medyadaki sığ tartışmalar ve yüzeysel yaklaşımlar kuşkusuz kamuoyu oluşturmak için önemlidir. Ancak gazetecilik, o gürültünün içinden süzülen, araştırılmış ve doğrulanmış bilgidir. Biz bozuk kaldırımı değil, o kaldırımı bozan zihniyeti yazmaya devam edeceğiz. Biz Bingöl’ü sınırları belirlenmiş bir kent olarak değil, evrensel hakların talep edildiği bir merkez olarak göreceğiz.
Zira yerel olan her şey, evrensel bir hikayenin parçasıdır. Ve Çewliknet olarak bu hikayeyi en doğru, en bağımsız ve en onurlu şekilde anlatmaya kararlıyız.




