Çewlik.net – Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılar devam ederken dünyadan ve Türkiye’den de birçok kentte protesto yürüyüşleri düzenleniyor.
Bu kapsamda bugün Bingöl’de Demokratik Kurumlar Platformu da Kuzey ve Doğu Suriye için yürüyüş gerçekleştirmek istedi.
Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı alanda polis yürüyüşe izin vermedi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Bingöl Milletvekili Ömer Faruk Hülakü ve DEM Parti Bingöl İl Eşbaşkanı Sedat Ormangören’in polisle diyaloğa geçmesinin ardından katılımcıların yalnızca kaldırım üzerinden yürümesine izin verildi.

DEM Parti Bingöl il binasından kent merkezine kadar yürüyen kitle, “Biji Berxedana Rojava” ve “Rojava faşizme mezar olacak” sloganları attı.
Yürüyüşün ardından kent meydanında basın açıklaması yapıldı. Açıklamayı Demokratik Kurumlar Platformu adına Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Bingöl İl Eşbaşkanı Şevket Kalındamar okudu.
“Eşitlik, özgürlük ve birlikte yaşam”
Açıklamada şu ifadeler yer aldı:
Rojava, halkların eşitlik, özgürlük ve birlikte yaşam iradesiyle inşa ettiği demokratik bir deneyimdir. Halkların kardeşliğini ve yerel demokrasiyi esas alan bu irade; yıllardır savaş politikalarının, işgal girişimlerinin ve sistematik saldırıların hedefindedir.
Bir süredir Suriye Ordusu ve barbar DAİŞ Çeteleri tarafından Rojava’ya dönük sürdürülen saldırılar, her geçen gün daha ağır ve telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurmaktadır.
Özellikle Kobanê ve Haseke’ye yönelik düzenlenen saldırılar, savaşın doğrudan sivilleri hedef aldığını bir kez daha açık biçimde ortaya koymuştur.

“Kobanê abluka altındadır”
Bugün Kobanê fiilen abluka altındadır.
Kentte elektrik, su ve internet tamamen kesilmiş, temel gıda ve insani ihtiyaçlara erişim imkânsızlaşmıştır.
Hastaneler, sağlık merkezleri ve acil hizmetler işlevsiz bırakılmıştır. Abluka koşulları nedeniyle kente herhangi bir insani yardım ulaştırılamamakta, yaralılar tedavi edilememekte, siviller kaderine terk edilmektedir.
Bu durum, Kürt halkının Rojava’daki kazanımlarını açık ve bilinçli bir şekilde cezalandırma politikasıdır.
“Barbarlığı dayatma politikası”
Bu durum, ortak yaşamı, eşitliği ve özgürlüğü bastırma; bunun yerine tekçiliği ve barbarlığı dayatma politikasıdır.
Rojava’ya gerçekleştirilen saldırılar sonucu yine binlerce insan yerinden edilmiş, dondurucu kış koşullarında göç yollarına mahkûm edilmiştir.
Bu insanlık dışı tablo içerisinde 5 çocuğun barınma, ısınma ve temel ihtiyaçlardan yoksun bırakılması nedeniyle donarak yaşamını yitirmesi, savaş politikalarının gerçek yüzünü gözler önüne sermiştir.
“İnsanlık suçu”
Bu ölümler bir “doğal afet” değil; abluka, saldırı ve ihmalkâr sessizlik sonucu işlenmiş açık bir insanlık suçudur.
Bizler buradan sorunların çözümünün silahlı saldırılarla ve işgal girişimleriyle değil, müzakere, diyalog ve barışla gerçekleşebileceğini söylüyor ve savunuyoruz.
Ancak bu işgal girişimlerine karşı da; Kürt halkının tarih boyunca inkâr ve imha politikalarına boyun eğmediğini ve bu saldırılara da boyun eğmeyeceğini, sonuna kadar direneceğini hatırlatıyoruz!
Bijî Berxwedana Rojava!




