BİNGÖL – Bingöl’de 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde ilk kez gece yürüyüşü düzenlendi.
Bingöl Kadın Platformu’nun çağrısıyla düzenlenen yürüyüş, merkez Uydukent Mahallesi’nde saat 19.00’da Taraftar Kahvesi önünde başladı.
Yüzlerce kadın, ellerinde dövizlerle Kalium Alışveriş Merkezi önüne kadar yürüdü.
Yürüyüş boyunca “Erkek adalet değil, gerçek adalet, “Bir kişi daha eksilmeyeceğiz”, “Öldürülen kadınların hesabını soracağız”, “Rojin için adalet” ve “Jin, Jiyan, Azadi” sloganları atıldı.
Yürüyüş sonunda Kalium AVM önünde iki ayrı basın açıklaması okundu.

‘Kadına Yönelik Şiddet İktidar Sorunudur’
Bingöl Kadın Platformu adına Gamze Nur Arslan’ın okuduğu açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“25 Kasım yalnızca bir takvim günü değildir; kadınların yüzyıllardır süren direnişinin, hayatlarımızı çalan şiddete karşı yükselen kolektif çığlığın adıdır.
1999’da Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen bu gün, bugün hâlâ dünyanın dört bir yanında milyonlarca kadının nefesini daraltan şiddetin gerçekliğini yüzümüze vuruyor.
Kadına yönelik şiddet; evde, sokakta, işte, okulda, adliyede, medyada, sosyal ağlarda… Kısacası hayatın her alanında örgütlü bir eşitsizlik ve iktidar sorunudur.

“Yıllardır ‘Sessiz Şehir’ Diye Anılan Bingöl’de Artık Suskunluk Yok’
Bingöl’de ise kadınların yaşamı yalnızca özel alanla sınırlandırılan rollerle değil, kamusal alanı da kuşatan sessiz baskılarla sınanıyor.
Kentin sokaklarında, iş yerlerinde, kampüslerinde, tarlalarında, hastanelerinde kadınlar hâlâ eşitlik, özgürlük ve güvenlik için mücadele ediyor.
Yıllardır ‘sessiz şehir’ diye anılan Bingöl’de artık suskunluk yok; çünkü bu şehirde kadınlar birbirine tutunan köklü bir dayanışmayı büyütüyor.
‘Kadına Yönelik Şiddet İnsan Hakları İhlalidir’
BM ve CEDAW açıkça söylüyor: ‘Kadına, yalnızca kadın olduğu için yöneltilen şiddet; ayrımcılığın en keskin, en acımasız hâlidir.’
Bu şiddet yalnızca bedeni değil; ruhu, özgürlüğü, geleceği, hayalleri ve hakkı olan yaşamı hedef alır.

Ve bu nedenle kadına yönelik şiddet bir insan hakları ihlalidir – tartışması yoktur.
Şiddeti üreten kültür sessizliği öğretir. Adaleti geciktiren sistem suçluyu büyütür. Kadını korumayan düzen şiddeti sürdürür.
Bingöl’de yaşanan şiddet vakalarının çoğu hâlâ görünmez kılınmaya çalışılıyor.
Kimi zaman aile baskısı, kimi zaman ekonomik bağımlılık, kimi zaman da kurumsal sessizlik kadınların adalete erişimini zorlaştırıyor.
Bu sessizliğin normalleşmesine izin vermiyoruz.
Bu kentte yaşayan kadınlar olarak, yaşanan her ihlalin karşısına dayanışmamızı koyuyor, birbirimizi yalnız bırakmıyoruz.
Bingöl’de kadınlar, hem doğanın sertliğine hem hayatın zorluklarına direnen bir geleneğin taşıyıcısı.

Dağların dayanıklılığını, ovaların bereketini, suların akışını içimizde taşıyoruz.
Bu yüzden yıldırılmıyoruz; bu yüzden mücadelemiz her yıl daha gür bir sesle yankılanıyor.
‘Yas değil, isyan giyiniyoruz’
Bu sessizliğin normalleşmesine izin vermiyoruz. ‘Yas değil, isyan giyiniyoruz’, ‘Erkek adalet değil, gerçek adalet istiyoruz’, ‘Şiddeti aklayan sisteme karşı isyandayız’, ‘Sesimiz var, sözümüz var, biz buradayız’ diyoruz.
Platformun basın açıklamasının ardından Rojin Kabaiş İçin Adalet Komisyonları da açıklama yaptı. Açıklamayı komisyon adına Şevval Ülker okudu:
“Bizler, Rojin Kabaiş İçin Adalet Komisyonları olarak tam 1 yıldır Rojin’in şüpheli ölümünü aydınlatmak için durmadan, yılmadan ve bıkmadan çabaladık.

‘Rojin İçin Etkin Soruşturma Yürütülmedi”
Rojin Kabaiş kaybolduğu günden bugüne etkin soruşturma yürütülmedi, intihar denilerek cinayetin üstü kapatılmak istendi.
Bu topraklarda intihar süsü verilerek katledilen yüzlerce kadının aramızdan alınmasına tanığız.
Tıpkı Şule gibi, tıpkı Gülistan gibi… Şule’nin de Gülistan’ın da intihar etmediğini kanıtladığımız gibi bugün de mücadelemizle Rojin’in intihar etmediğini kanıtladık.
‘İntihar Dedikleri Yalan…’
Rojin Kabaiş için, Şilan Çetin için, Yeşim Akbaş için, Gülistan Doku için, Şule Çet için, Ayşe Tokyazı için, Hilal Özdemir için ve burada ismini sayamayadığımız bütün kadınlar için gerçekler ortaya çıkana, failler yargılanana dek mücadeleye devam edeceğiz.
İntihar dedikleri yalan, kadın cinayetlerinin üstüne örtülmüş bir perde demektir.
Şüpheli kadın ölümlerini aydınlatmak için tüm kadınları adalet komisyonlarıyla yol yürümeye çağırıyoruz.”




