BİNGÖL – Son dönemde Türkiye genelinde bankaların promosyon ihalelerinde sunduğu düşük teklifler tartışma konusu olurken, Bingöl’de eğitim çalışanları için düzenlenen ihale süreci tam bir çıkmaza girdi. Geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen ve yüksek beklentiyle takip edilen banka promosyon ihalesi, bankaların beklentilerin çok altında teklif vermesi ve Ziraat Bankası gibi güçlü aktörlerin çekilmesiyle sonuçsuz kaldı. Eğitim çalışanlarının ekonomik kayıplarının telafi edilmesi beklenen bu sürecin akamete uğraması, il genelinde büyük bir tepki dalgasına yol açtı.
Milli Eğitim Müdürlüğü ve yetkili sendikaların süreci yönetme biçimi eleştiri oklarının hedefi haline gelirken, konuya dair en sert açıklama Eğitim Sen’den geldi. Eğitim Sen Bingöl Şube Başkanı Murat Korlaelçi, yaşanan bu “başarısızlık tablosunun” perde arkasını ve yönetimsel hataları sert bir dille eleştirdi.
“Sorunun temeli 3 yıl önce atıldı”
Korlaelçi, bugün yaşanan başarısızlığın tesadüf olmadığını, asıl meselenin 3 yıl önceki ihalede eğitim emekçilerinin en düşük teklife mahkum edilmesiyle başladığını savundu. O dönem sergilenen tutumun, bugün MEB camiasını Bingöl’de bir “acziyet” tablosuna sürüklediğini ifade etti.
İl MEM’e sert eleştiri: “Uyarılar neden dikkate alınmadı?”
Bingöl İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün (MEM) süreçteki rolünü eleştiren Korlaelçi, şu noktaların altını çizdi:
- Üniversite promosyon ihalesinin durumu bilinirken stratejik hatalar yapıldı.
- İhalede görevli yöneticilerin sunduğu kritik uyarılar yönetim tarafından dikkate alınmadı.
- Ziraat Bankası’nın ihaleden çekilme ihtimali güçlü bir olasılıkken, bu durumun öngörülememesi ciddi bir yönetim zaafıdır.
10 Mart’ta yeniden yapılacak ihale öncesinde Korlaelçi, gerçekçi olmayan vaatlerle emekçinin bir kez daha hayal kırıklığına uğratılmaması gerektiğini vurguladı.
“Sistematik bir sömürü düzeni”
Promosyon meselesinin toplu sözleşme masasındaki “teslimiyetçi” anlayıştan bağımsız olmadığını belirten Korlaelçi, memurun yıllardır %3-5’lik artışlarla yoksulluğa itildiğini söyledi. Bankaların kâr hırsına da değinen Korlaelçi, “Vahşi kapitalist düzende bankalardan ahlaki sorumluluk beklemek gerçekçi değildir; çözüm emekçinin örgütlü gücünü ve boykot hakkını kullanmasındadır” dedi.
Korlaelçi, yaşananların başlıca sorumlusunun yerel yöneticiler ve pasif sendikal anlayış olduğunu belirterek; şeffaf, hesap verebilir ve mücadeleci bir duruş sergilenmediği sürece sonucun değişmeyeceğini ifade etti.



