Çewlik.net
Birleşmiş Milletler (BM) Cenevre Ofisi’nde devam eden İnsan Hakları Konseyi’nin 61. oturumları kapsamında düzenlenen bir konferansta, Türkiye ve Suriye’deki azınlık hakları ve hukuki yükümlülükler tartışıldı. Uzmanlar, Türkiye’nin azınlık tanımını dar tuttuğu ve uluslararası sözleşmelerden doğan yükümlülüklerini yerine getirmekte zorlandığı eleştirisinde bulundu.
Cenevre’de Irkçılığa Karşı Halklar Arası Dostluk Hareketi (MRAP) tarafından düzenlenen “Azınlık Hakları: Türkiye ve Suriye’de Durum” başlıklı panelde, bölgedeki hak ihlalleri ve çözüm arayışları uluslararası hukukçular tarafından masaya yatırıldı.
‘Lozan tanımı hak mahrumiyetine yol açıyor’
Konferansın ana konuşmacılarından BM Azınlık Hakları Özel Raportörü Profesör Nicolas Levrat, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere vurgu yaptı. Levrat, özellikle Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’nin (ICCPR) 27. maddesini hatırlatarak, devletlerin azınlıkların kültürel, dini ve dilsel haklarına müdahale etmeme yükümlülüğü olduğunu belirtti.
Ancak Levrat’a göre Türkiye, azınlık kavramını 1923 Lozan Antlaşması çerçevesinde sadece “gayrimüslim topluluklar” ile sınırlandırdığı için Kürtler gibi etnik gruplar bu haklardan mahrum kalıyor:
“Türkiye, etnik temelli azınlık tanımını resmi olarak kabul etmiyor. Bu durum, başta Kürtler olmak üzere birçok grubun uluslararası hukuktan doğan kültürel ve siyasi haklara erişimini engelliyor.”
‘Umut Hakkı’ ve tecrit tartışması
Panelde Türkiye’deki demokratik süreçleri değerlendiren Uluslararası Barolar Birliği İnsan Hakları Enstitüsü (IBAHRI) üyesi Avukat Eleonora Scala ise dikkat çekici bir noktaya değindi. Scala, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına rağmen Türkiye’nin “umut hakkı” ve tecrit koşulları konusundaki tutumunu eleştirdi.
PKK lideri Abdullah Öcalan’ın İmralı’daki koşullarına ve demokratik çözüm çağrılarına atıfta bulunan Scala, “Türk devleti meseleye hala güvenlik eksenli ve ‘terör’ çerçevesinden bakıyor. Meclis çatısı altındaki tartışmalar önemli olsa da kullanılan dil çözümden uzak” ifadelerini kullandı.
Suriye ve Rojava: ‘Sorumlular hesap vermeli’
Konferansın Suriye ayağında ise İngiliz avukat Stephen C. Knight, Rojava bölgesindeki hak ihlallerine dikkat çekti. Geçici Suriye hükümetine bağlı güçlerin bölgedeki faaliyetlerini eleştiren Knight; keyfi gözaltılar, zorla kaybetmeler ve mülkiyet yağmalamaları gibi ciddi iddiaların belgelendiğini savundu.
Knight, uluslararası toplumun bölgedeki ihlalleri şeffaf bir şekilde izlemesi ve bağımsız soruşturma mekanizmalarını devreye sokması gerektiğini belirterek, sivillerin korunmasının uluslararası insancıl hukukun temel bir gereği olduğunu hatırlattı.
23 Şubat’ta başlayan BM İnsan Hakları Konseyi oturumlarının 31 Nisan’a kadar devam etmesi bekleniyor.




