5.7 C
Bingöl
Pazar, Nisan 6, 2025

Cumartesi Anneleri 1045’inci Haftada: Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Çağrı

Çewlik.net – Cumartesi Anneleri / İnsanları, gözaltında kaybedilen ve katledilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanmasını talep etmek için 1045’inci haftasında bir kez daha Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi. Karanfiller ve kayıpların fotoğraflarıyla meydanda toplanan grup, bu haftaki eylemlerinde, 1 Nisan 1996’da İstanbul’da gözaltına alındıktan sonra kaybettirilen Talat Türkoğlu’nun akıbetini sordu ve faillerin cezalandırılmasını istedi.

Talat Türkoğlu’nun Hikâyesi ve Gözaltında Kaybetme Süreci

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şube Eşbaşkanı Gülseren Yoleri’nin okuduğu basın açıklamasında, 45 yaşındaki sosyalist kimlikli Talat Türkoğlu’nun, 29 Mart 1996’da Edirne’ye annesini ziyarete gittiği belirtildi. 1 Nisan 1996’da İstanbul’daki evine dönmek için yola çıkan Türkoğlu’ndan bir daha haber alınamadı. Türkoğlu Ailesi, İHD ve Uluslararası Af Örgütü’nün tüm çabalarına rağmen resmi makamlar, Türkoğlu’nun gözaltına alınmadığını ve nerede olduğuna dair bilgi sahibi olmadıklarını iddia etti.

JİTEM Mensubunun İtirafı: İşkenceyle Öldürüldü, Meriç Nehri’ne Atıldı

Gülseren Yoleri, 1997 yılında JİTEM mensubu Kasım Açık’ın itiraflarının basına yansıdığını aktardı. Açık, Talat Türkoğlu’nun eşkâlini, giysilerini, saatini ve cüzdan bilgilerini detaylı bir şekilde tarif ederek, Türkoğlu’nun Edirne yakınlarındaki Çadırkent’te polis, asker ve itirafçılardan oluşan bir ekip tarafından sorgulandığını, işkenceyle öldürüldüğünü ve cesedinin Meriç Nehri’ne atıldığını söyledi. Ancak bu itiraflara rağmen savcılık, etkin bir soruşturma yapmadan “kovuşturmaya yer olmadığı” kararını verdi.

Hukuki Süreç ve Zamanaşımı Engeli

Türkoğlu Ailesi, davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşıdı. AİHM, Türkiye’yi etkili soruşturma yapmadığı ve Türkoğlu’nun yaşama hakkını koruma yükümlülüğünü ihlal ettiği gerekçesiyle mahkûm etti. AİHM kararının ardından İHD avukatı Gülizar Tuncer, Edirne Savcılığı’na başvurarak soruşturmanın derinleştirilmesini talep etti. Ancak savcılık, zamanaşımı süresinin dolduğunu gerekçe göstererek dosyayı kapattı. Ailenin Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvuru da 2020 yılında zamanaşımı nedeniyle reddedildi. Son olarak aile, kararın icrası için yeniden AİHM’e başvurdu. Gülseren Yoleri, evrensel hukuka aykırı bir şekilde zamanaşımı gerekçesiyle dosyanın kapatıldığını vurguladı.

Gösteri ve Toplanma Hakkı Vurgusu

Basın açıklamasında, gösteri ve toplanma hakkının anayasal bir hak olduğu belirtilerek, bu hakka yönelik saldırılar kınandı. Cumartesi Anneleri, meydanda uygulanan 10 kişi sınırlaması gibi engellemelerin kaldırılmasını ve ifade özgürlüklerinin korunmasını talep etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Çağrı: “Sorumluluk Sizin”

Gülseren Yoleri, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslenerek, “Gözaltında kaybetmelerde sorumluluk zinciri, olayın gerçekleştiği dönemin iktidarlarıyla sınırlı değildir; sonraki iktidarları da kapsar. Kayıp yakınlarına etkili ve ulaşılabilir iç hukuk yolları sağlama sorumluluğunuzu yerine getirin. Kaç yıl geçerse geçsin, Talat Türkoğlu ve diğer kayıplarımız için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz” dedi.

“Devletin Komplosuna Uğratıldık”

Talat Türkoğlu’nun ablası Münübe Türkoğlu, hukuki süreçlerden sonuç alamadıklarını ifade ederek, “Meydanda 10 kişi sınırlamasıyla bulunmak istemiyoruz. Kayıp yakınları olarak düşüncelerimizi aktarmak neden yetkilileri rahatsız ediyor? Adalet istiyoruz, failler yargılansın. Meriç Nehri’ne atıldığı söyleniyor ama ceset neden bulunamadı? Adli tıp ve kimsesizler mezarlıklarını aradık, yok. Biz devletin komplosuna uğratıldık. Siyasi irade isterse failler bulunur, ama yargılamıyor” şeklinde konuştu.

Cumartesi Anneleri’nin 29 Yıllık Mücadelesi

Cumartesi Anneleri, 1995 yılından bu yana her hafta Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelerek gözaltında kaybolan yakınlarının akıbetini soruyor. 1045 haftadır devam eden bu mücadele, Türkiye’de insan hakları ve adalet arayışının sembolü haline geldi.

İlginizi Çekebilir

- Reklam -

Son Haberler