BİNGÖL – Demokratik Kurumlar Platformu, 1 Şubat Dünya Rojava ile Dayanışma Günü kapsamında Türkiye’nin birçok kentinde alanlardaydı. Bingöl’de de yüzlerce kişi “Rojava direniştir, özgürlüktür” şiarıyla bir araya geldi.
Parti binasının önünde toplanan kitle 3 dakikalık yürüme mesafesi olan Kent Meydanı’na yürümek istedi ancak polis izin vermedi. Dakikalar süren müzakereler süreci sonrasında kitle dar bir alanda polis eşliğinde yürüyebildi.
Kent Meydanı’na ulaşan kitle, “Rojava halkı yalnız değildir, Bijî Berxwedana Rojava ve Bijî Yekîtiya Netewî ya Demokratîk sloganlarını attı.

“Demokratik ulusal birlik ruhuyla 1 Şubat Dünya Rojava Günü’nü selamlıyoruz” başlığındaki basın açıklamasını Demokratik Bölgeler Partisi Bingöl İl Eşbaşkanı Şevket Kalındamar okudu.
Açıklama şöyle:
Bugün, yalnızca bir coğrafyanın kaderinin değiştiği bir günü değil; Ortadoğu’nun karanlığında halkların demokratik öz yönetim iradesiyle filizlenen “Üçüncü Yol”un tüm dünyaya umut olduğu bir süreci selamlıyoruz.
Kapitalist modernitenin ulus-devlet kıskacına karşı, Sayın Abdullah Öcalan’ın yıllardır ilmek ilmek ördüğü Demokratik Modernite kuramının somutlaştığı Rojava, sömürgeci ve tekçi zihniyete karşı en güçlü alternatiflerden biri haline gelmiştir. Rojava’da açığa çıkan irade; tekçiliğe karşı çoğulculuğu, baskıya karşı özgür ve eş yaşamı esas alan yeni bir toplumsal sözleşmeyi temsil etmektedir.
Sayın Abdullah Öcalan’ın da ifade ettiği gibi, “Rojava yalnızca bir halkın değil; halkların, inançların ve özellikle kadınların Özgürlük manifestosudur.” 19 Temmuz 2012 tarihinde atılan tohumlar, bugün 1 Şubat’ın küresel dayanışma ruhuyla birleşerek, merkeziyetçi ve iktidarcı sistemlere karşı demokratik bir alternatifin mümkün olduğunu ortaya koymuştur.
Kadın öncülüğünde gelişen bu devrim, statüsüzlüğe mahkûm edilmek istenen bir halkın kendi öz gücüyle var oluşunun ifadesi olduğu kadar, kadın özgürlükçü paradigmanın toplumsallaştığı bir aydınlanma sürecidir. Rojava’da somutlaşan bu deneyim, parçalanmışlığa karşı demokratik ulusal birliğin önemini ve gerekliliğini de en açık biçimde göstermektedir.
Ancak bugün ulus-devletler, kirli plan ve ittifaklarla Rojava kazanımlarına yönelik yeni bir komplo sürecini hayata geçirmiştir. Kuşkusuz; insanlık düşmanı IŞİD ve HTŞ çeteler eliyle yürütülen bu sürecin hedefinde ise, Rojava şahsında halkların demokrasi ve özgürlük talebi, özellikle de Kürt halkının statü arayışı yer alıyor.
Bu nedenle Rojava’da açığa çıkan iradeyi ve kazanımları savunmak, yalnızca bir dayanışma görevi değil; Ortadoğu ve dünya halkları açısından tarihsel ve toplumsal bir sorumluluktur. Bu duruş, aynı zamanda savaş ve kaosun derinleştirildiği bir coğrafyada barışı ve demokratik bir geleceği inşa etme kararlılığının ifadesidir.
Unutmamak gerekir ki; Kürt halkının ve bölge halklarının geleceği, yapay sınırlarla birbirinden koparılmak istenen toplumların, demokratik ulus zemininde ortak bir ruhla buluşmasından geçmektedir. Demokratik ulusal birlik, bu açıdan yalnızca bir hedef değil, aynı zamanda tarihsel bir zorunluluktur.
Bizler; demokratik ulusal birlik ruhuyla, sömürgeci siyasetin dayattığı yapay sınırları aşarak halkların bir arada, özgür ve eşit yaşam iradesini savunan bu onurlu direnişi selamlıyor; tüm demokrasi güçlerini bu evrensel mirası korumaya ve büyütmeye çağırıyoruz.
Rojava’da parlayan özgürlük meşalesi, Sayın Abdullah Öcalan’ın “Üçüncü Yol” stratejisiyle bütünleşerek, bölge halklarına demokratik ve özgür bir yaşamın yolunu göstermeye devam edecektir.
Bu inanç ve kararlılıkla, 1 Şubat Dünya Rojava ile Dayanışma Günü’nü selamlıyoruz.
Bijî Berxwedana Rojava!
Bijî Yekîtiya Netewî ya Demokratîk”




