Çewlik.net – DEM Parti Bingöl Milletvekili Ömer Faruk Hülakü, Bingöl’ün su sorunlarını bir kez daha gündeme taşıdı. Zengin su kaynaklarına sahip olmasına rağmen kirli içme suyuyla boğuşan Bingöl halkının “temiz içme suyu erişim hakkının gasp edildiğini” savunan Hülakü, belediyenin yüzde 78’lik zam kararını “halk sağlığı krizi” olarak nitelendirdi.
Meclis Genel Kurulu’nda söz alan Hülakü, kentteki içme suyu sorununu sert bir dille eleştirdi. Konuşmasında, Bahçeköy’den gelen suyun açık kanallarla taşınarak arıtılmadan şebekeye verildiğini vurgulayan Hülakü, “Bingöl’ün en büyük sorunlarından biri de temiz su sorunu. Zengin su kaynaklarına sahip olan Bingöl’de bugün insanlar kirli su içmek zorunda kalıyor” dedi.
Hülakü, Devlet Su İşleri’nin (DSİ) yıllardır arıtma tesisi kurulması yönünde raporlar hazırladığını, ancak bu raporların raflarda bekletildiğini belirtti. Belediye yönetiminin ise çözüm için 2027’yi işaret ettiğini hatırlatan vekil, “Yani Bingöl halkına diyor ki iki yıl daha kirli su içmeye devam edeceksiniz. Bu ihmal artık teknik bir arıza değil, doğrudan bir halk sağlığı krizidir” ifadelerini kullandı.
Arıtılmayan suyun bakteri ve parazit tehdidi taşıdığını, çocuklarda hastalıkların arttığını ve yaşlı nüfusun risk altında olduğunu söyleyen Hülakü, sorunun “temiz içme suyu erişim hakkını gasp etmek” anlamına geldiğini vurguladı.
Konuşmasında AKP’li Bingöl Belediyesi’nin son dönemde içme suyuna yüzde 78 oranında zam yapmasını da eleştiren Hülakü, “Bingöl halkı içmeye su bulamazken AKP’li belediye bir de suya yüzde 78 oranında zam yapıyor. Yani hem sağlığa hem de vatandaşın cebine gözünü dikmiş durumda. Bu zamla birlikte AKP’li Bingöl Belediyesi şehri yönetemediğini somut bir şekilde gözler önüne seriyor” diye konuştu.
Vekil, “Zaten bir belediye halka temiz su sağlayamıyorsa o şehirde ne hizmetten ne de adaletten söz edilebilir. Kısacası su hakkı yaşamın ta kendisidir” diyerek sözlerini tamamladı.
Bingöl’deki su krizi, yıllardır yerel ve ulusal gündemin önemli maddelerinden biri. Kent, Murat Nehri ve çevre illerden gelen kaynaklarla su zengini bir coğrafyada yer almasına rağmen, altyapı eksiklikleri ve yönetim ihmalleri nedeniyle temiz suya erişimde sıkıntılar yaşanıyor. DSİ raporlarına göre, Bahçeköy kaynaklı suyun açık kanallarla taşınması, kontaminasyon riskini artırıyor. Arıtma tesisinin gecikmesi ise, 2025 yılı boyunca birden fazla kez meclis gündemine taşındı.
Hülakü, daha önce Mart ve Haziran aylarında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı’na yazılı soru önergeleriyle su kesintilerini ve altyapı projelerini sorgulamıştı. Kasım başında ise maden ruhsatlarının su kaynaklarını tehdit ettiğini öne sürerek, “Bingöl’de temiz suya erişim kısıtlı” uyarısında bulunmuştu.
DEM Parti Bingöl İl Örgütü de konuya ilişkin daha önce açıklama yapmış, belediyenin “kirli suya zam” politikasını eleştirmişti. Parti üyeleri, suyun “temel bir insan hakkı” olduğunu belirterek, acil arıtma tesisi kurulması çağrısında bulunmuştu.
Temiz Suya Erişim Hakkı Nedir?
Temiz suya erişim hakkı, insanların yeterli miktarda, güvenli, kabul edilebilir, fiziksel olarak erişilebilir ve uygun maliyetli içme suyu elde etme hakkıdır. Bu hak, Birleşmiş Milletler tarafından temel bir insan hakkı olarak tanınmıştır.
Resmi Tanınma
- 2010 yılında BM Genel Kurulu, temiz içme suyu ve sanitasyonu bağımsız bir insan hakkı olarak kabul etti (Karar 64/292).
- BM İnsan Hakları Konseyi de aynı yıl bu hakkı onayladı.
- Bu hak, Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi‘nin (1966) yaşam standardı hakkı (Madde 11) ve sağlık hakkı (Madde 12) kapsamında da dolaylı olarak yer alır.
Temel Unsurlar (BM Kriterleri)
- Yeterlilik: Kişi başı günlük en az 20-50 litre su (içme, yemek, kişisel hijyen için).
- Güvenlik: Su, sağlığa zararlı kimyasal, biyolojik veya radyolojik madde içermemelidir.
- Erişilebilirlik: Su kaynağı, konuttan 1 km’den yakın ve 30 dakikadan az sürede ulaşılabilir olmalı.
- Uygun maliyet: Su harcaması, hane gelirinin %3’ünü aşmamalı.
- Ayrımcılık yasağı: Herkes (cinsiyet, etnisite, engel durumu fark etmeksizin) eşit erişim hakkına sahiptir.
Türkiye Bağlamı
- Anayasa’da doğrudan “temiz suya erişim hakkı” yazmaz, ama Madde 56 (“Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir”) bu hakkı dolaylı olarak kapsar.
- İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu (2016) ve su yönetmeliği çerçevesinde devlet, suyun kalitesini ve erişimini sağlamakla yükümlüdür.
- İSKİ, KOSKİ gibi kurumlar, şehirlerde şebeke suyu sağlar; kırsalda ise köy içme suyu projeleri yürütülür.
Önemli Not
- Bu hak, devletin pozitif yükümlülüğüdür: Sadece suyu kirletmekten kaçınmak değil, aktif olarak sağlamak zorundadır.
- Su kıtlığı, iklim değişikliği, altyapı eksikliği gibi sorunlar bu hakkı tehdit eder.
Kısaca: Temiz su, bir lüks değil, temel bir insan hakkıdır. Devletler bunu garanti altına almakla yükümlüdür.




