Çewlik.net – Siyasetçi İdris Baluken, 2026 yılına girerken kaleme aldığı değerlendirme yazısında, takvimlerin değişmesinin ötesinde asıl meselenin “toplumsal yön duygusu” olduğunu vurguladı. Baluken, Kürt meselesinden demokrasi krizine, Roboski’den bölgesel gelişmelere kadar geniş bir yelpazede Türkiye’nin önündeki kritik eşikleri analiz etti.
“Zaman İlerliyor, Peki Biz İlerliyor muyuz?”
Baluken, yeni yılın sadece bir başlangıç değil, aynı zamanda bir muhasebe anı olduğunu belirterek; toplumların büyük kopuşlarla değil, küçük eşiklerde verilen kararlarla şekillendiğini ifade etti. Geride kalan yılın temel meseleleri çözmediğini ancak “inkârın sürdürülemezliği” noktasında önemli bir toplumsal farkındalık yarattığını savundu.
Çözüm Dili ve Meclis Zemini
Yazıda, son dönemde çözüm fikrinin yeniden kamusal alanda telaffuz edilmesi ve Meclis zemininde tartışma kanallarının kısmen açılması “siyasetin donmuş dilinde bir çözülme” olarak nitelendirildi. Baluken, özellikle Öcalan’ın barış çağrısının toplumsal ve siyasal zemine dair açık bir perspektif sunduğunu ve bu çağrının Kürt siyasi hareketi tarafından sahiplenilmesinin sürecin en somut olumlu gelişmesi olduğunu belirtti.
“En Büyük Kazanım: Korunan Hayatlar”
Tüm yetersizliklere rağmen çatışmalı sürecin azalmasıyla can kayıplarının minimum düzeye inmesini en büyük kazanç olarak tanımlayan Baluken, şu ifadeleri kullandı:
“Barış çoğu zaman büyük sözlerle değil; sessizce korunan hayatlarla başlar. Yaşatılan her hayat, barış ihtimalinin hala canlı olduğunun en yalın göstergesidir.”
Demokrasi ve Hukuk Eleştirisi
Siyasal mesajlar ile sahadaki pratik arasındaki mesafenin umudu kırılganlaştırdığını belirten Baluken; seçilmiş iradeye dönük müdahaleleri, kayyım politikalarını ve hukukun seçici işletilmesini barış ihtimalini zayıflatan unsurlar olarak eleştirdi. “Hukuk güven üretmediği anda, adalet olmaktan çıkar; bir güç gösterisine dönüşür” uyarısında bulundu.
Roboski ve Geçmişle Yüzleşme
Yazısında Roboski Katliamı’nın yıldönümüne de değinen Baluken, barışın sadece geleceğe dair bir umut değil, aynı zamanda geçmişle cesur bir yüzleşme meselesi olduğunu hatırlattı. Hafızanın bastırılmasının değil, tanınmasının iyileştirici olacağını vurguladı.
2026 İçin “İrade” Çağrısı
Baluken, yazısını Albert Camus’nün “Gerçek umut, yapılan şeyin anlamlı olduğuna inanmaktır” sözüyle sonlandırırken; 2026’nın bekleyenlerin değil, barış ve demokrasi yönünde yürümeye cesaret edenlerin yılı olması temennisinde bulundu. (Yazının. tamamı)




