İnsan Hakları Derneği (İHD) Bingöl İl Temsilciliği, 6 Şubat depremlerinin üçüncü yıl dönümünde yayımladığı raporla, deprem bölgesindeki insani krizin boyutlarını gözler önüne serdi. Raporda, geçici olması gereken konteyner yaşamının “güvencesiz bir kalıcılığa” dönüştüğü belirtilirken; cezasızlık, rant ve ekolojik yıkım vurgusu yapıldı.
Çewlik.net – 6 Şubat 2023’te saat 04.17’de meydana gelen Maraş merkezli depremlerin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen, bölgedeki hak ihlallerinin sistematik bir hal aldığı savunuluyor. İHD’nin Ankara merkezli verilerle desteklediği açıklamada, yıkımın sadece binalarla sınırlı kalmadığı; kent kültürünün, ekosistemin ve en temelde “insan onuruna yaraşır yaşam hakkının” ağır darbe aldığı ifade edildi.
Konteyner kentlerde ‘belirsizlik’ hakim
Rapora göre, üçüncü yılda da milyonlarca insan sağlıklı yalıtımı olmayan, altyapısı yetersiz konteynerlerde yaşam mücadelesi veriyor. İHD, bu mekânların yoksulluk ve sosyal dışlanmayı derinleştirdiğini kaydederek şu noktalara dikkat çekti:
- Eğitim ve Sağlık: Konteyner sınıfların kalıcı hale geldiği, ulaşım sorunları nedeniyle çocukların eğitim hakkından fiilen mahrum kaldığı belirtildi. Birçok sağlık kuruluşunun hala geçici yapılarda hizmet verdiği vurgulandı.
- Kırılgan Gruplar: Suriyeli mülteciler, kadınlar ve LGBTİ+ bireylerin barınma alanlarında dışlanma ve şiddet riskiyle karşı karşıya olduğu; Roman ve Abdal toplulukların ise zorla tahliye tehdidi altında yaşadığı aktarıldı.
Ekolojik yıkım ve asbest riski
Yeniden inşa sürecinin “rant odaklı” ilerlediği savunulan raporda, ekolojik tahribatın geri dönülmez bir noktaya ulaştığı uyarısı yapıldı:
- Tarım Alanları: Adıyaman ve Hatay başta olmak üzere tarım arazilerinin yapılaşmaya açıldığı, taş ocaklarının yerleşim yerlerine yaklaştığı belirtildi.
- Halk Sağlığı: Enkaz kaldırma çalışmalarında çevre ve halk sağlığı önlemlerinin yetersizliği nedeniyle asbest ve zehirli madde maruziyetinin sürdüğü kaydedildi.
“Cezasızlık felaketi besliyor”
İHD, felaketin boyutlarını artıran denetimsizlik ve mevzuata aykırı yapılaşma konusunda kamu görevlileri ve müteahhitler hakkında etkin bir yargı süreci yürütülmediğini savundu. Açıklamada, “Sorumlular hakkında caydırıcı bir adalet süreci işletilmedikçe benzer felaketlerin yaşanma riski artmaktadır” denildi.
İHD’den Acil Talep Listesi
Dernek, bölgedeki “yönetim ayıbı” olarak nitelediği durumun son bulması için 9 maddelik bir öneri paketi sundu:
1. Domlar/Romlar ve Abdallar:
Ayrımcılığa ve dışlanmaya son verilmelidir. Konteyner ve geçici yerleşim alanlarında zorla tahliyeler durdurulmalı; bu topluluklara kalıcı, güvenli ve kültürel yapılarıyla uyumlu konutlar sağlanmalıdır. Eğitim, sağlık ve sosyal yardımlara erişimde yaşanan fiilî engeller kaldırılmalıdır.
2. Engelliler:
Tüm geçici ve kalıcı konut alanları erişilebilirlik standartlarına uygun hâle getirilmelidir. Rehabilitasyon, evde bakım ve psikososyal destek hizmetleri ücretsiz sağlanmalıdır.
3. Kadınlar:
Barınma alanlarında güvenlik, aydınlatma ve danışma mekanizmaları oluşturulmalı; şiddete karşı acil başvuru ve koruma merkezleri yaygınlaştırılmalıdır. Kadınların yeniden inşa ve karar süreçlerine katılımı güvence altına alınmalıdır.
4. LGBTİ+’lar:
Konteyner ve çadır alanlarında maruz kalınan dışlanma, tehdit ve şiddet son bulmalıdır. Ayrımcılığa karşı özel koruma ve başvuru mekanizmaları oluşturulmalıdır. Güvenli barınma ve sağlık hizmetlerine eşit erişim sağlanmalıdır.
5. Acele Kamulaştırmalar ve Hak Gaspları Derhâl Durdurulmalıdır:
Samandağ başta olmak üzere deprem bölgesindeki acele kamulaştırma kararları iptal edilmelidir. Tarım arazileri, zeytinlikler ve yaşam alanları üzerindeki mülkiyet gaspına son verilmelidir. Yerinden edilenlere geri dönüş, adil tazminat ve barınma güvencesi sağlanmalıdır.
6. Ekolojik Yıkım ve Çevresel Felaketlere Son Verilmelidir:
Yerleşim alanları içinde ve yakınında kurulan taş ocakları, beton santralleri ve maden sahaları kapatılmalıdır. Enkaz alanlarında asbest ve zehirli atık ölçümleri şeffaf biçimde yapılmalı; riskli alanlar boşaltılmalıdır. Tarım alanları, sulak bölgeler ve yaban hayatı sahaları mutlak koruma alanı ilan edilmelidir.
7. Halk Sağlığı ve Yaşam Hakkı İçin Acil Önlemler:
Hava, su ve toprak kirliliği için bağımsız izleme istasyonları kurulmalıdır. Kanser, solunumyolu hastalıkları ve psikososyal travmalar için ücretsiz tarama ve tedavi programlarıbaşlatılmalıdır.
8. Katılımcı ve Şeffaf Yeniden İnşa:
Tüm karar süreçleri halka açık yürütülmeli; yerel halk, meslek odaları ve sivil toplum sürece dâhil edilmelidir. Rant değil, yaşam ve doğa merkezli planlama esas alınmalıdır.
9. Adalet ve Sorumluluk:
İhmali bulunan kamu görevlileri, müteahhitler ve denetim sorumluları hakkında şeffaf, etkin ve bağımsız yargı süreçleri işletilmeli; adaletin sağlanması için cezai yaptırımlar gecikmeksizin uygulanmalıdır. Depremzedelerin güvenli, erişilebilir ve insan onuruna uygun barınma koşullarına erişimi sağlanmalı; geçici konutlar yerine kalıcı çözümler bir an önce hayata geçirilmelidir




