İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkezi Kadın Komisyonu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde Türkiye genelindeki tüm şubelerinde eş zamanlı bir eylem gerçekleştirerek siyasal iradeye ve kamuoyuna yönelik kapsamlı bir “uyarı” metni yayımladı. Kadına yönelik şiddetin sistematik ve yaygın bir biçimde uygulandığına dikkat çekilen açıklamada, “Erkek egemen aile yapısı kadınları öldürüyor” denilerek İstanbul Sözleşmesi’ne acil dönüş çağrısı yapıldı.
Çewlik.net – İHD bünyesindeki hak savunucusu kadınlar, toplumsal cinsiyet eşitliği kavramının siyasetin gündeminden düşürülmesinin, şiddeti meşrulaştıran tehlikeli bir zemin hazırladığını vurguladı.
‘Günde 6 kadının katledildiğine tanıklık ettik’
Açıklamada, Türkiye’deki kadın cinayetlerinin “münferit olaylar” olmaktan çıkıp her güne yayılan bir silsileye dönüştüğü ifade edildi. Geçtiğimiz hafta sadece bir gün içinde 6 kadının katledilmesinin tesadüf olmadığını belirten İHD, mevcut durumu şu sözlerle özetledi:
“Coğrafyamızda erkek egemen, militer ve feodal değer yargıları olağanüstü derecede içselleştirilmiş durumdadır. Biz kadınlar güvende değiliz. Yaşam güvencemiz yoktur. Siyasal irade ise toplumsal cinsiyet eşitliği konusunu tamamen gündemden çıkarmış durumdadır.”
İstanbul Sözleşmesi: Nahide Opuz davasından bugüne
İHD, kadına yönelik şiddetle mücadelede en kapsamlı uluslararası metin olan İstanbul Sözleşmesi’nin tarihsel kökenini de hatırlattı. Sözleşmenin, bu topraklarda verilen kadın mücadelesinin bir sonucu olarak doğduğuna dikkat çekilen açıklamada, Diyarbakır’da eşi tarafından annesi öldürülen ve kendisi ağır yaralanan Nahide Opuz’un hukuk mücadelesi anımsatıldı.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM), Türkiye’yi kadını korumadığı gerekçesiyle mahkum etmesinin ardından hazırlanan sözleşmenin, imzacı devletlere “erkeklerin kadınlar üzerinde tahakküm kurmasına dayanan tarihsel eşitsizliği sona erdirme” sorumluluğu yüklediği belirtildi. Ancak 20 Mart 2021 tarihinde bir gece yarısı kararnamesiyle sözleşmeden çekilmenin, şiddet uygulayanlar üzerinde “tehlikeli bir meşruiyet algısı” yarattığı savunuldu.
Verilerle tırmanan şiddet ve ‘aile yılı’ eleştirisi
İHD Merkezi Kadın Komisyonu, son beş yıla ait çarpıcı verileri kamuoyuyla paylaştı. Veriler, özellikle 2024 ve 2025 yıllarında hem cinayetlerin hem de “şüpheli ölümlerin” dramatik bir şekilde arttığını gösteriyor:
| Yıl | Öldürülen Kadın Sayısı | Şüpheli Ölüm Sayısı |
| 2021 | 280 | 217 |
| 2022 | 334 | 245 |
| 2023 | 315 | 248 |
| 2024 | 394 | 259 |
| 2025 | 294 | 297 |
Açıklamada, 2025 yılında şüpheli ölümlerin ilk kez cinayet sayılarını geride bırakmasına özel bir parantez açıldı. Katillerin çoğunlukla evli olunan erkekler veya yakın akrabalar olduğuna dikkat çekilerek, 2025 yılının “aile yılı” ilan edilmesinin, kadınların en çok şiddete uğradığı alanın üstünü örtmek anlamına geldiği ifade edildi.
‘Devlet dili sertleştikçe şiddet artar’
İnsan hakları savunucuları, kadına yönelik şiddetin “politik” bir mesele olduğunun altını çizdi. Devlet dilinin sertleşmesi ve ayrıştırıcı bir hal almasının toplumdaki şiddet sarmalını beslediğini savunan komisyon, şu çağrıda bulundu:
“İstanbul Sözleşmesi yaşatır söylemi içi boş bir slogan değildir. Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetenleri 11 Mayıs 2011’de ortaya konan iradeye geri dönmeye ve sözleşmeyi yeniden imzalamaya davet ediyoruz. Biz kadınlar yaşamdan yanayız.”




