Bingöl’de kadınlar, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde eşitlik, özgürlük ve barış mücadelesini büyütmek için Bingöl Kadın Platformu’nun çağrısıyla bir araya geldi.
13.30’da Hacı Hıdır Camii önünde buluşan kadınlar buradan sloganlarla ve erbanelerle kent meydanına kadar yürüdü.
Yürüyüşte, “Jin, jiyan, azadî”, “Kadın, yaşam, özgürlük”, “Asla yalnız yürümeyeceksin” ve “Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz” sloganları öne çıktı.
Yürüyüşün ardından meydanda ilk olarak Rojin Kabaiş İçin Adalet Komisyonları’ndan Şevval Ülker açıklama yaptı. Ülker, “Bizler Fatma Nur Çelik’in, kızı Hifa İkra’nın, Rojin Kabaiş’in, Bahar Taş’ın katledilen, şüpheli ölümü aydınlatılmayan bütün kadınların şüpheli ölümü ile buradayız. Ve bu meydanlardan bir kez daha sesleniyoruz: şüpheli kadın ölümleri aydınlatılana kadar susmayacağız. Sokaklarda, meydanlarda, kampüslerde mücadelemizi büyüteceğiz.” dedi.
Konuşmanın ardından “Yaşasın 8 Mart” ve “Jin jiyan azadi” sloganları atıldı.

Türkçe ve Zazaca açıklama
Ülker’in ardından Bingöl Kadın Platformu basın açıklamasını okudu.
Açıklamanın Zazaca metnini platform üyelerinden Pervis Aris, Türkçesini ise Beren Duran okudu.
Konuşmasına 8 Mart’ın tarihsel kökenine vurgu yaparak başlayan Duran, New York’taki tekstil işçisi kadınların grevi ve katliamını hatırlattı.
Türkiye’de kadınların hergün erkek şiddetine maruz kaldığına dikkat çeken Duran, yakın zamanda İstanbul’da görev başında katledilen öğretmen Fatma Nur Çelik’i ve Fatih’te okul önünde eski eşi tarafından öldürülen anneyi hatırlattı.

Dünyada kadın mücadeleleri
Duran,”Bu cinayetler bireysel değil, politiktir. Kadınları korumakla yükümlü mekanizmaların zayıflatılması, cezasızlık politikaları ve Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesi, kadınların yaşam hakkını daha da güvencesiz hale getirmiştir. Kadınları koruyan politikalar hayata geçirilmedikçe ve sözleşmenin gerekleri uygulanmadıkça bu şiddetin önüne geçmek mümkün değildir” dedi.
Öte yandan kadın mücadelesinin tüm dünyada yapıldığını hatırlatan Duran, konuşmasına şöyle devam etti:
“İran’da Jina Mahsa Amini’nin katledilmesiyle dünyaya yayılan “Jin, Jiyan, Azadî” direnişi, bedenlerimiz üzerindeki tahakküme karşı güçlü bir itiraz oldu.
Gazze’de savaşın ortasında yaşamı savunan Filistinli kadınlar, hem halkları hem de kadın özgürlüğü için mücadele veriyor.
Afganistan’da eğitim ve çalışma hakları ellerinden alınan kadınlar, “Ekmek, iş, özgürlük” sloganıyla direnmeye devam ediyor.
Rojava’da kadınların öncülüğünde gelişen toplumsal dönüşüm ve kadın devrimi bize eşit ve özgür bir yaşamın mümkün olduğunu gösteriyor. IŞİD’e karşı kazanılan zaferlerden bugüne, eşit temsiliyetle inşa edilen devrim 2026’da da saldırılara rağmen ayakta. Bu yıl Rakka’da bir kadın savaşçının saçlarının kesilerek teşhir edilmesi, cihatçı güçlerin kadın bedenini savaş ganimeti olarak görme çabasını ortaya koydu. Buna karşı Êzidî kadınların “Bu ceset sizi korkutacak” kampanyası, dünyadan binlerce kadının saç örerek dayanışma göstermesine yol açtı. “Bir örgü kesilirse binlerce saç örülür” sloganıyla Rojava’daki kadın kazanımlarını ve direnişi sahiplenen bu eylem, kadın devriminin güçlü sembolü oldu.
Dünyanın farklı coğrafyalarında kadınlar aynı kökenden beslenen eşitsizlik ve şiddetle karşılaşıyor.
Ama aynı zamanda her yerde kadınlar susmuyor, korkmuyor, itaat etmiyor, direniyor.”

Bingöl Kadın Platformu’nun 8 Mart talepleri
Kadınların özgürlüğün mücadelesinin hiçbir sınır tanımadığını ve tanımayacağını belirten Duran, platformun taleplerini ise şöyle sıraladı:
Kadın cinayetlerinin ve erkek şiddetinin son bulması,
Cezasızlık politikalarının sona ermesi,
Etkin koruma mekanizmalarının hayata geçirilmesi,
İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden yürürlüğe girmesi ve uygulanması,
Kadın emeğinin görünür kılınması, eşit işe eşit ücret, güvenceli çalışma koşulları,
Siyasette ve yerel yönetimlerde eşit temsiliyet,
Savaş politikalarına karşı barış.
Etkinlik basın açıklamasının ardından erbane şovları ve halaylarla devam etti.





