Muş’un Varto ilçesinde, aktif fay hatları üzerinde planlanan Jeotermal Enerji Santrali (JES) projeleri bölge halkı ve ekoloji örgütlerinin tepkisini çekiyor. DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Güzelkent’ten Köprücük’e kadar geniş bir alanı kapsayan sondaj çalışmalarını Meclis gündemine taşıyarak, projelerin deprem riskini tetikleyebileceği uyarısında bulundu.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın yanıtlaması istemiyle verilen soru önergesinde, projelerin şeffaflıktan uzak yürütüldüğü ve halkın rızasının alınmadığı vurgulandı.
Projenin, merkezi ABD’de bulunan IGNIS H2 Energy adlı şirket tarafından yürütüldüğü ve ilk etapta 10 sondaj kuyusunu kapsadığı belirtiliyor. Şirketin bölgedeki arama ruhsatları Güzelkent, Küçüktepe, Teknedüzü, Çalıdere ve Köprücük köylerini doğrudan etkiliyor.
Muş Valiliği İl Mera Komisyonu’nun, mera vasfındaki alanlarda sondaj izni vermesi “kamu orta malının özel şirkete devri” eleştirilerini beraberinde getirdi.
Yerel kaynaklar, projenin ilerleyen aşamalarda 16 köyü ve bölgedeki hayvancılık faaliyetlerini tamamen durma noktasına getirebileceğini ifade ediyor.
“Fay hattı üzerinde yüksek basınçlı risk”
Varto’nun Kuzey Anadolu ve Doğu Anadolu fay hatlarının kesişim noktasında yer aldığını hatırlatan ekoloji örgütleri, jeotermal faaliyetlerin sismik hareketliliği artırabileceğine dikkat çekiyor.
“Varto-Karlıova hattı zaten büyük bir enerji birikimine sahip. Yer altına yüksek basınçlı sıvı enjeksiyonu yapılması, bu hassas dengede öngörülemez sonuçlar doğurabilir.”
ÇED sürecinde ‘parçalama’ iddiası
Önergede öne çıkan en kritik sorulardan biri de ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) süreciyle ilgili. Projenin bütünsel bir rapor yerine parçalara ayrılarak “ÇED Gerekli Değildir” kararlarıyla denetimden kaçırılmak istendiği iddia ediliyor. Ayrıca, JES projelerinin bölgedeki değerli maden yataklarına erişim için bir “ön hazırlık” olduğu yönündeki kaygılar da Bakanlığa sorulan sorular arasında yer aldı.
Kutsal mekanlar ve göç tehdidi
Bölge halkı, projelerin sadece doğayı değil, aynı zamanda inanç merkezlerini de tehdit ettiğini belirtiyor. Alevilik inancında kutsal kabul edilen mekanların proje sahası içinde kalması ve tarımsal üretimin bitme noktasına gelmesiyle oluşacak “zorunlu göç” riski, Varto halkının en büyük endişesi.



