Uganda’daki Kibale Milli Parkı, dünyanın en büyük ve en karmaşık vahşi şempanze topluluğuna ev sahipliği yapıyor. Ancak “Ngogo” grubu olarak bilinen bu dev toplulukta 2015 yılında başlayan çatlak, yerini tarihe geçecek bir iç savaşa bıraktı. Science dergisinde yayımlanan ve 30 yıla yayılan araştırmaya göre, kalıcı olarak ikiye bölünen grup üyeleri arasında çıkan şiddetli çatışmalarda en az 28 şempanze hayatını kaybetti.
1995 yılından bu yana kesintisiz gözlemlenen Ngogo topluluğu, yaklaşık 200 bireylik nüfusuyla zirve dönemini yaşıyordu. Ancak “fisyon-füzyon” (esnek sosyal yapı) yöntemiyle bir arada kalan grup, 2015 yılında fiziksel olarak ayrışmaya başladı. 2018’e gelindiğinde sosyal bağlar tamamen koptu ve yıllarca omuz omuza avlanan şempanzeler birbirlerine yönelik koordineli saldırılar düzenlemeye başladı.
Batı ve Merkez grubu olarak ayrılan topluluklar arasındaki bu savaşta, şiddetin başrolünde yetişkin erkekler yer aldı. Isırma, sürükleme ve darp yoluyla gerçekleştirilen saldırılarda, 7 yetişkin erkek ve çok sayıda yavrunun da aralarında bulunduğu onlarca birey öldürüldü.
Bölünmenin Perde Arkası: Neden Besin Kıtlığı Değil?
Bilim insanları, bu kanlı ayrışmanın nedenini araştırırken şaşırtıcı bir sonuca ulaştı. Genel kanının aksine, bölünmenin nedeni besin yetersizliği değildi. Araştırmacılara göre Ngogo topluluğu, sürdürülemez bir büyüklüğe ulaştığı için kendi ağırlığı altında parçalandı.
Michigan Üniversitesi’nden John Mitani, grubun artık bir arada kalamayacak kadar kalabalıklaştığını vurgularken; hiyerarşik değişimler ve kilit liderlerin ölümü de bu süreci hızlandırdı. Texas Üniversitesi’nden Aaron Sandel, yaşanan dramı şu sözlerle özetliyor:
“Şempanzeler eski dostlarını, akrabalarını öldürüyor. Yıllarca süren iş birliğinin yerini artık yeni ve düşmanca bir grup kimliği aldı.”
İnsan Doğasına Dair Çarpıcı Çıkarımlar
Ngogo vakası, bilim dünyası için sadece bir primat araştırması değil, aynı zamanda insan çatışmalarına dair bir ayna niteliği taşıyor. Şempanzelerde dil, din veya ideoloji gibi karmaşık yapılar olmasa da; sadece sosyal ilişkilerin bozulmasının nasıl ölümcül çatışmalara ve “biz ve onlar” ayrımına yol açabildiği net bir şekilde gözlemlendi.
Uzmanlar, insan toplumlarındaki kimlik temelli ayrışmaların, düşünülenden çok daha derin ve ilkel sosyal dinamiklerden besleniyor olabileceğine dikkat çekiyor. Araştırma, çatışmaları azaltmanın yolunun “yeniden bağ kurma ve uzlaşma” süreçlerinin güçlendirilmesinden geçtiği notuyla sona eriyor.



