• Anasayfa
  • Gizlilik Politikası
  • Yayın İlkeleri
  • Künye/İletişim
Çarşamba, 4 Mart, 2026
No Result
View All Result
İLETİŞİM
Çewlik.Net
  • Bingöl Haber
  • Gündem
  • Ekonomi
  • Politika
  • Spor
  • Kadın
  • Yazarlar
  • Daha
    • Ekoloji
    • Kültür & Sanat
    • Yararlı Bilgiler
    • Sağlık
  • Bingöl Haber
  • Gündem
  • Ekonomi
  • Politika
  • Spor
  • Kadın
  • Yazarlar
  • Daha
    • Ekoloji
    • Kültür & Sanat
    • Yararlı Bilgiler
    • Sağlık
No Result
View All Result
Çewlik.Net
No Result
View All Result
Anasayfa Ekoloji

Tahakkümsüz Bir Yaşamın Eşiği: Doğanın Döngüsünden Öğrenerek Ekolojik Demokrasiye Doğru

by Emin Turhallı
28 Aralık 2025
in Ekoloji, Sürmanşet
0
Tahakkümsüz Bir Yaşamın Eşiği: Doğanın Döngüsünden Öğrenerek Ekolojik Demokrasiye Doğru
Facebook'ta PaylaşX'te PaylaşWhatsapp'ta Paylaş

Yeryüzü, insanın hafızasından daha eski bir hafızaya sahip. Nice ideoloji, nice inanç, nice düşünce gelip geçti bu topraklardan… Bazıları dile geldi ama vücut bulmadı; bazıları hayata geçmeden çöktü. Bazı fikirler üzerine uygarlıklar kuruldu, bazıları ise insanın gözyaşında boğuldu. Savaş, kıyım, açlık, sınıflar, ırklar, uluslar, ayrılıklar… Ne çok acı, ne çok dram taşıdı insanlık.

Doğanın diliyse bambaşkaydı. O, tükenişin kenarında bize sessizce işaret ediyordu. İnsan ise çoğu zaman bu işareti görmezden geldi.

Biyoçeşitlilik azaldı, toprak çölleşti, sular çekildi. Küresel ısınma sadece iklimi değil, insanın ruhunu da kuruttu. “Temeli çürük olanın yıkımı kaçınılmazdır” derler; bugün bu söz, uygarlıklar için hiç olmadığı kadar geçerli.

Bir zamanlar insanlar, surlarla, kılıçlarla, inançlarla korunduklarını sandı. Mal, mülk, servet biriktirildi; ordular kuruldu. Ama biriken sadece güç değil, aynı zamanda tahakkümdü. İnsanın insana, insanın kadına, insanın emeğe tahakkümü… Ezilenler şeytanlaştırıldı, ezenler ilahlaştırıldı.

Dayanışmanın dili susturuldu, bireycilik göklere çıkarıldı.

Oysa insan insanın kurdu değil; insan insanın omzudur, dayanağıdır, yol arkadaşıdır. Bunu unuttuğumuz günden beri çıkmazdayız.

Doğanın Akıl Dili

Bazı ustalar vardır, iki taş üst üste koymaya kıyamaz; bazılarıysa küçük bir taşla büyük bir zincirleme başlatır. Doğanın ustalığı da tam budur: Domino değil, döngü kurar.

Bitki yaşamı bunun en sade örneğidir. Bitki, güneşten fotosentezle aldığı enerjiyi karbona dönüştürür, köklerinde saklar. Bu karbon bitkiye güç verir, toprağı zenginleştirir, suyu tutar. Bitki yaşarken hem kendi yaşamını hem de çevresindeki yaşamı büyütür. Bizde “Her çocuk kendi kısmetiyle doğar” denir ya, işte doğanın kısmeti de budur: Bir yaşam diğer yaşamı doğurur.

Bunun adı simbiyoz, yani birlikte yaşama aklıdır. Ormanda hiçbir bitki tek başına ayakta durmaz; mantarlar, toprak canlıları, böcekler, rüzgâr, güneş… Her biri döngünün bir halkasıdır. Biz buna doğanın dayanışması diyebiliriz.

İnsan Neden Bu Döngünün Dışında Kaldı?

Çünkü insan metayı kutsadı, doğayı kaynak sandı. Oysa ne insan gerçek anlamda efendi olabildi ne de doğa köle.

Ortaya yalnızca bir kaos çıktı: hırpalanmış bir doğa ve birbirine yabancı bir insanlık.

Asıl soru şu: Madem doğa kendi çözümünü çoktan bulmuş, neden biz bu çözümün dışında duruyoruz?

Çiçek, bal arısını; bal arısı balı ile; ağaç meyvesiyle tohumu; meyve ağacı toprağı; toprak ise canlıları besler.

Bu kadar sade bir döngü, neden insan için bu kadar zor?

Üç Kız Kardeş: Dayanışmanın Tarımdaki Hafızası

Robin Wall Kimmerer’in Bitkilerin Ruhu kitabında anlattığı üç kız kardeş – mısır, fasulye ve kabak – bu döngünün adeta sembolüdür.
Mısır, fasulyeye tutunacak dal olur; fasulye mısıra azot sağlar; kabak geniş yapraklarıyla ikisini korur, toprağı örter, zararlı otları engeller. Üçü birlikte büyür; üçü birlikte yaşar.

Dayanışma bazen bilimdir, bazen de kültürün ta kendisi. Bizim topraklarda da dayanışmanın kadim bir adı vardı: Zazakî’de bunun adı Haj.

Ateşi olmayana ateş verilir, ekmeği olmayana ekmek paylaşılırdı. Bu bir sadaka değil, bir yaşam biçimiydi; çünkü herkes bilirdi ki tek başına ekilen tohum rüzgârda savrulur.

Yaşamın Yeni Eşiği: Ekolojik Bir Perspektif

Bugün insanlık yalnızca ekolojik değil, varoluşsal bir krizin eşiğinde. Ama bu kriz aynı zamanda bir çağrı: Doğaya uyumlu bir yaşam, dayanışmacı bir kültür ve akışkan bir demokrasi.

Bireyin aşamadığını mezra aşar, mezranın aşamadığını köy; köyün gücünün yetmediğini ilçe, ilin gücünün yetmediğini ülke… Ve en sonunda insanlık bir olur, doğanın öncülüğünde birlikte yürür. Bu, hiyerarşi tahakkümsüz, sınıfsız toplumların bir yaşam biçimi dayanışmalı bir düzenin adıdır.

Burada zenginlik, servet, para değil; toprağın bereketi ve yaşamın sürekliliğidir.

Demokrasi ise sadece sandık değil; yaşamsal ortaklığın yöntemidir.

Son Söz Yerine

Dünya çölleşiyor; su yaşamın gözünden akıyor. Bir damlanın kıymeti ancak susuzlukta anlaşılır.

Bugün doğa bize bir şey söylüyor:
“Ben döngüyü kurdum, sıra sende.”

İnsan doğanın aklıyla yeniden buluştuğunda, dayanışmayı yaşamın merkezine koyduğunda, kaos değil yaşam olur.
Çünkü gerçek zenginlik ne maldadır, ne mülktedir; birlikte filiz verebilen tohumdadır.

O zaman sorumuzu yeniden soralım:
Biz neden hâlâ bu döngünün dışında duruyoruz?

Belki de cevap çok basit:
Doğa bekliyor. İnsan hatırlasın diye.

Tags: biyoçeşitlilikÇevreDayanışmaDoğaekolojiEkolojik Demokrasi
Previous Post

Bingöl’de Leyla Zana’ya Destek: “Leyla Zana Onurumuzdur”

Next Post

Bingöl’de Kar Esareti: Kapalı Köy Yollarında Yoğun Mesai

Emin Turhallı

Emin Turhallı

Related Posts

Bingöl’de eğitimcilerden 'şiddete artık yeter' eylemi: "MEB birinci derecede sorumludur"

Bingöl’de eğitimcilerden ‘şiddete artık yeter’ eylemi: “MEB birinci derecede sorumludur”

by Haber Merkezi
3 Mart 2026
0

Eğitim Sen Bingöl Şubesi, İstanbul Çekmeköy’de bir lisede gerçekleşen ve bir öğretmenin yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan bıçaklı saldırıyı protesto etmek için...

Bingöl'ün ardından Varto'da da JES talanı: Köylüler hukuki mücadele başlattı

Bingöl’ün ardından Varto’da da JES talanı: Köylüler hukuki mücadele başlattı

by Haber Merkezi
3 Mart 2026
0

Muş’un Varto (Gimgim) ilçesinde 16 köy ve mezrayı içine alan Jeotermal Enerji Santrali (JES) projesine karşı yerel halk mücadele başlattı....

Bingöl'de Zazaca 'Diwon' geleneği: "Dil sadece kelimeler değil, bir hafızadır"

Bingöl’de Zazaca ‘Diwon’ geleneği: “Dil sadece kelimeler değil, bir hafızadır”

by Haber Merkezi
3 Mart 2026
0

Bingöl'de faaliyet yürüten Tavz Kültür Sanat ve Kalkınma Derneği (TAVZ-DER), düzenlediği "Zazaca Diwon" etkinliğiyle geleneksel sohbet kültürünü bugüne taşıdı. Teravih...

Next Post

Bingöl’de Kar Esareti: Kapalı Köy Yollarında Yoğun Mesai

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

No Result
View All Result

Son Yazılar

  • Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nden “isim suistimali” uyarısı: İtibar etmeyin! 3 Mart 2026
  • Yazının tarihi yeniden yazılıyor: Düşünceyi kaydetme pratiği 40 bin yıl daha eski olabilir 3 Mart 2026
  • Bingöl’de market ve restoranlara sıkı takip: Şubat ayında 12 bin ürün denetlendi 3 Mart 2026

Son Yorumlar

    • Anasayfa
    • Gizlilik Politikası
    • Yayın İlkeleri
    • Künye/İletişim
    İletişim: cewliknet@gmail.com

    © 2025 Çewlik.net - Bağımsız İnternet Gazetesi

    No Result
    View All Result
    • Bingöl Haber
    • Gündem
    • Ekonomi
    • Politika
    • Spor
    • Kadın
    • Yazarlar
    • Daha
      • Ekoloji
      • Kültür & Sanat
      • Yararlı Bilgiler
      • Sağlık

    © 2025 Çewlik.net - Bağımsız İnternet Gazetesi

    Web sitemizde size en iyi deneyimi sunabilmemiz için çerezleri kullanıyoruz. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, bunu kabul ettiğinizi varsayarız