Sanatçı Zeynep Casalini’nin Diyarbakır’da (Amed) düzenlenecek olan Newroz kutlamalarında sahne alacağı yönündeki planlama, sosyal medyada başlayan tartışmaların ardından iptal edildi. Kararın, sanatçının hedef gösterilmesi ve ardından yaptığı açıklamaların Kürt kamuoyunda yarattığı tepki dalgası sonrası “karşılıklı anlaşma” ile alındığı duyuruldu.
Çewlik.net – Sürecin başlangıcından iptal kararına kadar yaşananlar, Türkiye’de sanatçıların siyasi ve toplumsal sembollerle kurduğu bağın nasıl bir kutuplaşma zeminine dönüştüğünü bir kez daha tartışmaya açtı.
Hedef gösterilme süreci nasıl başladı?
Olaylar, Zeynep Casalini’nin Newroz programına dahil edildiğinin duyurulmasıyla başladı. Sosyal medyada bazı kesimler tarafından geçmişteki paylaşımları ve Newroz sahnesine çıkacak olması nedeniyle hedef gösterilen Casalini, artan baskılar üzerine bir açıklama yayımladı. Ancak sanatçının kendisini savunmak adına kullandığı dil, bu kez kutlamayı düzenleyen ve sahne almasını bekleyen Kürt kamuoyunda “mesafeli ve savunmacı” bir ton olarak algılandı.
‘Karşılıklı anlaşma’ ve tepkilerin odağı
Casalini, yaptığı açıklamada organizatörlerle görüşerek programın iptal edildiğini duyurdu. Sanatçının açıklamasında yer alan bazı ifadeler, sosyal medyada “Newroz’un tarihsel ve kültürel ağırlığını sahiplenmekten uzak, sadece bir iş/performans çerçevesinde kalma çabası” olarak yorumlandı.
Kürt kamuoyundaki tepkiler temel olarak iki noktada birleşti:
- Sahiplenme Eksikliği: Sanatçının, Newroz kutlamasının temsil ettiği kimlik ve özgürlük taleplerine yönelik baskılar karşısında dik durmak yerine, savunmacı bir refleksi tercih etmesi eleştirildi.
- Dil ve Üslup: Açıklamanın tonunun, Newroz gibi toplumsal bir daveti “sıradan bir etkinlik” seviyesine indirgediği savunuldu.
Newroz sahnesinin politik ağırlığı
Diyarbakır Newrozu, sanatçılar için sadece bir müzik performansı değil, aynı zamanda siyasi bir duruş alanı olarak kabul ediliyor. Casalini olayında yaşananlar, bu sahneye çıkacak sanatçıların hem ana akım siyasetin hem de yerel dinamiklerin yüksek beklenti ve baskıları arasında kaldığını gösteriyor.
Organizatör kanadından yapılan değerlendirmelerde, kutlamanın ruhuna zarar vermemek adına bu kararın alındığı belirtilirken; yaşanan durum, Türkiye’de sanatçıların toplumsal kutuplaşma içindeki “gri alanlarda” hareket etme zorluğunu bir kez daha belgeledi.



