İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde 2015 yılından bu yana tutulan Ömer Hayri Konar’ın annesi Zeynep Konar, 94 yaşında hayatını kaybetti. Oğluna duyduğu özlemi “Ondan bahsedince canım acıyor” sözleriyle dile getiren anne Konar, 16 yıldır süren görüşme engelinin ardından son arzusuna kavuşamadan dünyaya veda etti.
Çewlik.net – Fethi Sekin Şehir Hastanesi’nde tedavi gördüğü sırada yaşamını yitiren Zeynep Konar, yarın sabah saat 09.00’da Asri Mezarlığı’nda son yolculuğuna uğurlanacak.
16 yıllık kesintisiz ayrılık
Ömer Hayri Konar, 24 yıldır cezaevinde bulunuyor. Annesi Zeynep Konar ile fiziksel olarak son görüşmesini 2010 yılında Malatya E Tipi Cezaevi’nde gerçekleştirmişti. Konar’ın 2015 yılında İmralı Cezaevi’ne sevk edilmesinin ardından, aile görüş hakları üzerindeki kısıtlamalar ve tecrit uygulamaları nedeniyle anne-oğul bir daha bir araya gelemedi.
Zeynep Konar, Nisan 2024’te verdiği son röportajında bu süreci şu sözlerle anlatmıştı:
“Oğlum hiç aklımdan çıkmıyor ki onu özledim diyeyim. Oğlumun özlemiyle ağlıyorum. Yanına gidip görmek istiyorum ama göstermiyorlar. 15 yıldır (17 yıla yaklaşıyor) göremiyorum. Malatya’dan çıktıktan sonra bir daha görmedim.”
Dil bariyeri ve ‘aracı’ tercümanlık
Türkçe bilmeyen Zeynep Konar, oğluyla sınırlı imkânlarla yaptığı eski görüşmelerde yaşadığı zorlukları da dile getirmişti. Kendi anadilinde derdini anlatmaya çalışırken kızının tercümanlığına ihtiyaç duyduğunu belirten Konar, “Keşke konuşup içimdekileri dökebilseydim” diyerek duygularını ifade edememenin ağırlığını paylaşmıştı.
İmralı’daki aile görüşü tartışmaları
Ömer Hayri Konar, İmralı’da Abdullah Öcalan ile birlikte tutulan üç isimden biri. Bölgedeki hak savunucuları ve hukuk kurumları, ailelerin ve avukatların İmralı’ya gidiş taleplerinin reddedilmesini uluslararası hukuk normlarına ve “umut hakkına” aykırı bulduklarını sık sık dile getiriyor. Zeynep Konar’ın ölümü, cezaevlerindeki yaşlı ve hasta mahkûm yakınlarının “vedalaşma hakkı” tartışmalarını bir kez daha gündeme taşıdı.
Zeynep Konar’ın vefatı, sadece bir annenin kaybı değil; Türkiye’nin cezaevi sistemindeki haberleşme ve görüşme yasaklarının yarattığı insani maliyetin de somut bir göstergesi olarak kayıtlara geçti.




