Mazlum BUCUKA
BİNGÖL – Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) Kürt sorununun çözümüne yönelik tarihi bir adım olarak görülen Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, 27 ve 28 Ağustos 2025 tarihlerinde kritik toplantılarına ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.
Komisyon, Türkiye’nin yıllardır çözüm bekleyen en karmaşık meselelerinden birine umut ışığı yakmayı hedeflerken, Bingöl Barosu’nun sürece dair önerileri dikkat çekiyor. Peki, bu toplantılar neden önemli ve Bingöl Barosu ne diyor?
Komisyonun Gündemi: Baro Başkanları ve Eski Meclis Başkanları Konuşacak
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un liderliğinde 27 Ağustos Çarşamba günü saat 14.00’te başlayacak 6. toplantıda, Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan ile birlikte Ankara 2 Nolu, Bingöl, Diyarbakır, Hatay, İstanbul 2 Nolu, Malatya, Mardin, Mersin, Van ve Sivas baro başkanları görüşlerini paylaşacak.
Bir gün sonraki toplantıda ise eski TBMM başkanları Hikmet Çetin, Ömer İzgi, Bülent Arınç, Köksal Toptan, Mehmet Ali Şahin, Cemil Çiçek, İsmet Yılmaz, İsmail Kahraman, Binali Yıldırım ve Mustafa Şentop’un sürece dair önerileri dinlenecek.
Ketenalp: Bu Süreç Daha Umut Verici
Komisyon toplantısı öncesinde Çewliknet’e özel bir röportaj veren Bingöl Barosu Başkanı Yusuf Ketenalp, sürece olan inancını ve taleplerini net bir şekilde ortaya koydu.
“Birkaç ay önce bölge barolarıyla birlikte siyasi partilere ve TBMM Başkanı’na bu konuda bir çıkarma yapmıştık” diyen Ketenalp, komisyonun hem siyasi partilerden hem de toplumun farklı kesimlerinden aldığı desteğin, önceki süreçlerden farklı bir umut yarattığını vurguladı.
“Bu süreç, ülke olarak deneyimlediğimiz diğer süreçlerden daha farklı ve umut verici. Bingöl Barosu olarak, siyasi aktörlere ‘Kararlılıkla devam edin’ mesajı vermeye çalışacağız” dedi.
Eşitlikçi bir anayasa için “eşit yurttaşlık” ilkesinin net bir şekilde tanımlanması gerektiğini savunan Ketenalp, şöyle devam etti:
“Kürtçe, Zazaca ve Türkiye’deki tüm diller üzerindeki baskılar kaldırılmalı. Toplumsal barış ve adalet için ortak tarih ve kültürel çalışmalar yapılmalı.”
Ayrıca, ağır hasta ve tutuklular için adil bir infaz rejimi, yüksek mahkeme kararlarının yorumlanmadan uygulanması, kayyım uygulamalarına son verilmesi ve ekonomik-sosyal kalkınma projelerinin çeşitlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Ketenalp, son olarak, “Ülkedeki tüm kesimlerin sürece dahil edilmesiyle demokratik ve çoğulcu bir anayasa yapılmalı,” diyerek sözlerini tamamladı.
Toplumsal Barış İçin Tarihi Fırsat
Komisyonun toplantıları, yalnızca yasal düzenlemeler için bir zemin hazırlamakla kalmıyor; aynı zamanda yıllardır kanayan bir yara olan Kürt sorununun çözümüne yönelik toplumsal uzlaşıyı da hedefliyor.
Bingöl Barosu’nun önerileri, özellikle eşitlikçi anayasa ve kayyım uygulamalarının sona ermesi gibi başlıklar, komisyonun tartışmalarında önemli bir yer tutacağa benziyor.
Ketenalp’in “Bu süreç, toplumun tüm kesimlerini kucaklamalı” çağrısı, komisyonun şeffaf ve kapsayıcı bir şekilde ilerlemesi gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor.
Komisyonun Yol Haritası: Kimler Dinlendi, Neler Konuşuldu?
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, 5 Ağustos 2025’te TBMM’de kuruldu ve o tarihten bu yana yoğun bir çalışma temposuyla ilerliyor.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un liderliğinde gerçekleştirilen beş toplantıda, komisyon, toplumsal barış ve kardeşlik için geniş bir yelpazede görüş topladı. Peki, bu süreçte kimler dinlendi ve hangi talepler öne çıktı?
İlk toplantıda, komisyonun adı ve 12 maddelik çalışma usulleri oy birliğiyle kabul edildi.
8 Ağustos’taki ikinci toplantı, ulusal güvenlik gerekçesiyle kapalı oturumda gerçekleşti; İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve MİT Başkanı İbrahim Kalın, PKK’nin silah bırakma süreci hakkında bilgi verdi. Tutanaklara 10 yıl gizlilik kararı getirildi.
19 Ağustos’taki dördüncü toplantıda, çatışmalı süreçte hayatını kaybeden ve yaralanan askerlerin aileleri dinlendi.
20 Ağustos’taki beşinci toplantıda ise Cumartesi Anneleri, Barış Anneleri ve insan hakları örgütleri söz aldı. Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybolan yakınlarının akıbetini ve faillerin yargılanmasını talep ederken, Barış Anneleri, Kürtçe konuşma hakkı, Abdullah Öcalan’ın dinlenmesi ve cezaevi koşullarının iyileştirilmesi gibi konuları gündeme getirdi.
İnsan Hakları Derneği (İHD), 39 yıllık çatışma sürecini raporladığını belirterek, toplu mezarların araştırılması ve cezasızlık kültürünün sona ermesi için öneriler sundu.



