Bingöl’ün yeni kurulan mahallelerinden Esentepe’nin Şeyh Ahmet mevkii, bugünlerde iş makinelerinin sesiyle yankılanıyor. Yaklaşık yedi yıl önce askeri bölgeyi çevrelemek amacıyla inşa edilen devasa beton duvar, arazinin bir kısmının TOKİ’ye devredilmesi ve imara açılmasıyla birlikte yıkılmaya başlandı. Ancak milyonlarca liralık kamu kaynağıyla inşa edilen yapının kısa süre içinde “atıl” hale gelip yıkılması, mahalle sakinleri ve yerel gözlemciler tarafından sert bir “israf” eleştirisiyle karşılandı.
Bölge halkı, “Gerekliyse neden yıkılıyor, yıkılacaksa neden yapıldı?” sorusuna yanıt arıyor.
Bir yerleşim kültürünün kuşatılması
Çektiği videolarla konuyu gündeme taşıyan Doğan Karasu, duvarın sadece betondan ibaret olmadığını, bir yaşam tarzını hapsettiğini savunuyor. Karasu, bölgenin geçmişte hayvancılık ve tarımla geçinen ailelerin mera alanı olduğunu hatırlatarak şunları söylüyor:
“Burada yerleşik aileler hayvancılıkla geçiniyor, ormanı muhafaza ediyordu. Bir süre sonra bölge Milli Savunma Bakanlığı’na devredildi ve devasa bir duvar örüldü. Bu duvar sadece tugayı kuşatmakla kalmadı, Şeyh Ahmet düzlüğüne kadar uzandı. İnsanların geçim kaynağı olan hayvancılık bu duvarla geriledi, doğal yaşam dengesi bozuldu. Duvarın arkasına geçmek bile suç sayıldı.”
“Berlin Duvarı’nın daha ilkel hali”
Yapılan inşaatın teknik özelliklerine de dikkat çeken Karasu, duvarın askeri birimlerden uzaklaştıkça daha yüksek ve kalın yapıldığını, bunun rasyonel bir güvenlik mantığıyla açıklanamayacağını iddia ediyor. Kamu maliyesinin “bürokrasi ve inşaat sektörü arasındaki paslaşmalarla” yağmalandığını öne süren Karasu, yapıyı sert sözlerle eleştiriyor:
“Arkamızdaki bu yapı, Berlin Duvarı’nın çok daha ilkel bir versiyonu. Berlin Duvarı yıkılırken insanlar hatıra olsun diye parça aldı; bu duvarın ise hiçbir mantığı yok. Askeriyenin şehir dışına taşınması tartışılırken bu devasa yatırımın yapılması izaha muhtaçtır. Kamu bürokrasisi ve inşaat sektörünün kamu kaynaklarını nasıl kullandığının somut bir örneğidir bu.”
Ekonomik ve çevresel maliyet
Duvarın yıkım sürecinin de en az yapımı kadar sorunlu olduğunu belirten mahalle sakinleri, ortaya çıkacak hafriyatın yaratacağı kirlilikten endişe duyuyor. Kısıtlı ülke kaynaklarının “atıl ve ölü yatırımlara” harcanmasını vatandaş olarak hak etmediklerini vurgulayan Karasu, yetkililere şu soruları yöneltiyor:
Bu duvar yapıldığında gerçekten bir güvenlik ihtiyacı mıydı? Eğer öyleyse, bu ihtiyaç yedi yılda nasıl ortadan kalktı?
Yıkılan tonlarca beton ve demir nereye taşınacak, doğaya vereceği zarar nasıl telafi edilecek?
Yapılışına karar verenler ve bugün yıkım emrini verenler bu maliyeti nasıl açıklayacak?
Kamuoyunda ‘israf’ tepkisi
Esentepe Mahallesi sakinleri, kamu kaynaklarının daha verimli kullanılması gerektiğini belirterek, “Yap-yık” modelinin yerel ekonomiye ve güvene zarar verdiğini ifade ediyor. Yıkım çalışmaları devam ederken, Bingöl kamuoyu ilgili kurumlardan bu “bilmeceye” dönüşen yatırım süreci hakkında şeffaf bir açıklama bekliyor.
Bingöl’ün resmen kurulan 16’ncı mahallesi Esentepe’de tarihi gün sona erdi. Mahalle sakinlerinin ilk kez sandık başına gittiği kurucu muhtarlık seçiminde, resmi...
Web sitemizde size en iyi deneyimi sunabilmemiz için çerezleri kullanıyoruz. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, bunu kabul ettiğinizi varsayarız Tamam