• Anasayfa
  • Gizlilik Politikası
  • Yayın İlkeleri
  • Künye/İletişim
Pazar, 30 Ağustos, 2026
No Result
View All Result
İLETİŞİM
Çewlik.Net
  • Bingöl Haber
  • Gündem
  • Ekonomi
  • Politika
  • Spor
  • Kadın
  • Yazarlar
  • Daha
    • Ekoloji
    • Kültür & Sanat
    • Yararlı Bilgiler
    • Sağlık
  • Bingöl Haber
  • Gündem
  • Ekonomi
  • Politika
  • Spor
  • Kadın
  • Yazarlar
  • Daha
    • Ekoloji
    • Kültür & Sanat
    • Yararlı Bilgiler
    • Sağlık
No Result
View All Result
Çewlik.Net
No Result
View All Result
Anasayfa Manşet Sürmanşet

Kent ve Miras: Betonlaşma, Şehir Planlama ve Yaşanabilir Kentler Üzerine Bir Değerlendirme

by Kendal Anuk
30 Ağustos 2026
in Sürmanşet, Yazarlar
0
Kent ve Miras: Betonlaşma, Şehir Planlama ve Yaşanabilir Kentler Üzerine Bir Değerlendirme
Facebook'ta PaylaşX'te PaylaşWhatsapp'ta Paylaş

Bir kenti kent yapan yalnızca yolları, binaları, meydanları ve altyapısı değildir. Bir şehrin asıl kimliği; kültürel ve tarihî mirası, ortak hafızası, kimliksel dokusu ve birlikte yaşama kültürüyle oluşur.

Yanlış anlaşılabilir… Kimse üzerine alınmasın da demiyorum. Nasıl anlaşılıyorsa öyle anlaşılsın; kim üzerine alınırsa alınsın.

Hayatında harç karmamış, bir çivi dahi çakmamış; branşı dışında işleri kendine meslek edinmiş, temel motivasyonu hızlı zenginleşmek olan müteahhitlik, son yüzyılın özellikle son yarısında giderek popülerleşen bir mesleğe dönüştü. Bugün bilimsel veriler, Avrupa’da en fazla müteahhit sayısının Türkiye’de bulunduğunu gösteriyor.

Öyle ya da böyle, bir miktar sermayesi olan ya da maddi imkân bulan birçok insanın yöneldiği bu alan, ne yazık ki çoğu zaman mesleğin gerektirdiği bilgi ve birikime sahip olmayan kişilere teslim edildi.

Oysa bir kenti kim kurar?

Bir kenti yalnızca betonarme yapılar üzerinden değerlendirmek mümkün müdür?

Eğer bir kenti kuracak, biçimlendirecek ve estetik değerini belirleyecek olanlar yalnızca müteahhitler olursa geriye önce estetikten ve şehir kültüründen uzak yapı yığınları, ardından da bu yapıların oluşturduğu sosyal ve fiziksel yıkıntılar kalır.

Çünkü kent, sadece binalardan ibaret değildir.

Kent; insanın kendisini var ettiği, komşuluk ilişkileri kurduğu, çocuklarını büyüttüğü, anılarını biriktirdiği, kültürünü yaşattığı ve geleceğe taşıdığı toplumsal bir yaşam alanıdır.

Bu nedenle şehircilik, birkaç parselin imara açılması veya birkaç binanın yükselmesi üzerinden değerlendirilemeyecek kadar ciddi bir meseledir.

Şehircilik Bir Uzmanlık Alanıdır

Bana göre Platon’un Devlet kitabı, temel matematik, Türkçe, fen bilimleri ve İngilizceden önce olmasa bile, onların yanında mutlaka erken yaşlardan itibaren okutulması gereken eserlerden biridir. Çünkü şehir dediğimiz olgu yalnızca mühendislik değil; aynı zamanda felsefe, sosyoloji, hukuk, estetik, tarih ve insan ilişkileri meselesidir.

Bir kent kurulurken temel referans, o kentteki müteahhitlerin ekonomik beklentileri olmamalıdır.

Her ilin ve hatta her ilçenin kendine özgü coğrafyası, iklimi, kültürü, tarihi ve yaşam biçimi vardır.

Bu nedenle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bünyesinde, belediyelerle koordineli çalışan güçlü Kentsel Tasarım Müdürlükleri oluşturulmalı; mevcut İmar Müdürlüklerinin projeleri de dünya standartları doğrultusunda yeniden ele alınmalıdır.

Bu süreç yalnızca bürokratların ya da müteahhitlerin inisiyatifine bırakılmamalıdır.

Mühendisler, mimarlar, şehir plancıları, ilgili meslek odaları, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları bu sürecin aktif paydaşları olmalıdır.

Çünkü iyi bir kent planı; yalnızca arsa değerini, bina yüksekliğini ve emsal oranını hesaplamaz.

Rüzgarın yönünü, güneşin geliş açısını, gün ışığını, yağmur suyunu, ulaşımı, yeşil alanları, çocukların oyun alanlarını, yaşlıların erişimini, engelli bireylerin ihtiyaçlarını, geri dönüşümü ve hatta kuşların göç güzergâhlarını dahi hesaba katar.

Bir kentin geleceğini planlamak, aslında o kentte yaşayacak insanların hayatını planlamaktır.

Dikey Değil, İnsan Odaklı Mimari

Kentleşmeyi yalnızca daha fazla kat, daha fazla metrekare ve daha fazla yapı üzerinden okumaktan vazgeçmeliyiz.

Dikey yapılaşmanın her zaman modernleşme anlamına gelmediğini artık kabul etmeliyiz.

Yatay mimari, insan ölçeğini koruyan mahalle anlayışı, ortak yaşam alanları, yeşil koridorlar ve aile bütünlüğünü destekleyen yerleşim modelleri yeniden düşünülmelidir.

Bir evin kaç metrekare olduğundan önce, o evde yaşayan insanların nasıl bir hayat süreceği düşünülmelidir.

Komşuluk ilişkileri kurulabilecek mi?

Çocuklar güvenle oynayabilecek mi?

Yaşlılar sosyal hayattan kopmadan yaşayabilecek mi?

İnsanlar evlerinden çıktığında beton duvarlara mı, yoksa ortak bir yaşam alanına mı ulaşacak?

Bunların hepsi şehir planlamasının konusudur.

Kent Sadece İnsanların Değildir

Bir başka gerçeği de artık görmezden gelemeyiz:

Kent yalnızca insanların yaşam alanı değildir.

Sokak hayvanları, kuşlar, böcekler, ağaçlar ve diğer canlılar da bu ekosistemin parçalarıdır.

Doğal yaşam alanlarının önemli bir bölümünü biz işgal ettik. O halde yeni kentleri planlarken yalnızca kendimize değil, birlikte yaşadığımız diğer canlılara da alan açmak zorundayız.

Yeşil koridorlar, ekolojik geçiş alanları, ağaçlandırma bölgeleri, su kaynaklarının korunması ve canlıların doğal hareket güzergâhları şehir planlamasının ayrılmaz parçaları haline gelmelidir.

Çünkü yaşanabilir kent, yalnızca insan için yaşanabilir olan kent değildir.

Kent ve Yabancılaşma

Georg Simmel’in kent sosyolojisi üzerine düşünceleri burada ayrıca önem kazanıyor.

Simmel’e göre metropol yaşamı, bireyin kendisi olarak davranabilmesini zorlaştıran, onu parçalanmış bir kişilik ve bir anlamda “yabancı” haline getiren bir yapı oluşturabilir.

İnsan kalabalıkların içinde yaşarken kendisini yalnız hissedebilir.

Çünkü “yurt” yalnızca üzerinde yaşadığımız toprak parçası değildir. Yurt; maddi hayatın süreklilik kazandığı, insanın kendisini ait hissettiği, hatıralarının ve ilişkilerinin kök saldığı sembolik bir mekândır.

Bir kentin gerçekten yurt haline gelebilmesi için insanların yalnızca akıllarıyla değil, duygularıyla da o kentle bağ kurabilmeleri gerekir.

İşte iyi şehircilik tam da burada başlar.

İnsanların birbirinden kopmadığı, komşuluğun yaşadığı, çocukların sokakta güvenle oynayabildiği, yaşlının kendisini yalnız hissetmediği, doğanın betonun altında ezilmediği kentler inşa etmek zorundayız.

Medeniyet ve Kent

Hiçbir medeniyet yalnızca kırsalda, yalnızca köylerde doğup gelişmemiştir.

Medeniyetler; insanların, kültürlerin, düşüncelerin ve farklı yaşam biçimlerinin bir araya gelmesiyle gelişmiştir.

Kent, farklılıkların karşılaşma ve ortak bir hayat üretme alanıdır.

Bu nedenle bugün kurduğumuz kentlerin nasıl olacağı, aslında yarının toplumunun nasıl olacağını da belirleyecektir.

Stratejik planlamadan uzak, estetikten yoksun, yalnızca rant ve yapılaşma kaygısıyla büyüyen kentler; beraberinde toplumsal çürüme, yabancılaşma ve aidiyet sorunlarını da büyütecektir.

Oysa doğru planlanmış bir kent, yalnızca insanların yaşam kalitesini artırmaz.

Toplumsal bütünlüğü de güçlendirir.

Nasıl Bir Miras Bırakacağız?

Bugün elimizde iki seçenek var.

Ya bugünün ihtiyaçlarına teslim olup plansız, estetikten uzak, doğayla ve insanla bağını koparmış kentler kuracağız…

Ya da gelecek kuşakların bize teşekkür edeceği kentler inşa edeceğiz.

Bence mesele tam olarak budur:

Biz gelecek nesillere nasıl bir kent bırakacağız?

Beton yığınları mı?

Yoksa insanların kendisini ait hissettiği, çocukların güvenle büyüdüğü, yaşlıların yalnız kalmadığı, komşuluğun yaşadığı, doğanın korunduğu, mimarisiyle kendi kimliğini taşıyan kentler mi?

Bugün yaptığımız her bina, çizdiğimiz her yol, kestiğimiz her ağaç, açtığımız her cadde ve verdiğimiz her imar kararı aslında geleceğe bırakacağımız mirasın bir parçasıdır.

Kentler bir günde kurulmaz; fakat yanlış kurulan bir kentin bedelini kuşaklar boyunca ödemek zorunda kalabiliriz.

Bu yüzden şehircilik, yalnızca bugünün değil, gelecek kuşakların da hakkıdır.

Ben şahsım adına gelecek nesillere kötü bir mirastan pay bırakmak istemiyorum.

Çünkü sonunda geriye yalnızca şu soru kalmasın:

“Bizden sonra burada kimse var mı?”

Asıl sorumuz şu olsun:

“Bizden sonra burada yaşayacak olanlara nasıl bir kent bıraktık?”

Mesele sadece kent kurmak değil.

Mesele, yaşanabilir bir gelecek kurmaktır.

Tags: bingölKentkentleşmeşehirleşme
Previous Post

Kürt siyasetinin önemli isimlerinden Mehdi Zana yaşamını yitirdi

Kendal Anuk

Kendal Anuk

Related Posts

Çewliknet’in şeffaflık çağrısına yanıt gelmedi: Erdal Arıkan usulsüz alım iddialarını geçiştirdi

Çewliknet’in şeffaflık çağrısına yanıt gelmedi: Erdal Arıkan usulsüz alım iddialarını geçiştirdi

by Haber Merkezi
29 Ağustos 2026
0

AK Parti Bingöl Teşkilatının düzenlediği basın toplantısında Cewliknet, belediyede usulsüz işçi alımı yapıldığına ilişkin kamuoyunda uzun süredir tartışılan iddiaları Belediye...

AK Parti basın buluşması: “Bingöl’ün sahipsiz bırakılmış tek bir meselesi yok”

by Haber Merkezi
29 Ağustos 2026
0

AK Parti Bingöl Teşkilatı, "Milletimizle çeyrek asır, Türkiye geleceğe hazır" sloganı kapsamında kentteki basın mensuplarıyla bir kahvaltı organizasyonunda bir araya...

Bingöl'de feci kaza: İkisi çocuk, dört kişi yaşamını yitirdi

Bingöl’de feci kaza: İkisi çocuk, dört kişi yaşamını yitirdi

by Haber Merkezi
28 Ağustos 2026
0

Bingöl’ün Genç ilçesine bağlı Yazılı köyü yakınlarında kontrolden çıkan hafif ticari aracın uçuruma yuvarlanması sonucu meydana gelen feci kazada 2’si...

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

No Result
View All Result

Son Yazılar

  • Kent ve Miras: Betonlaşma, Şehir Planlama ve Yaşanabilir Kentler Üzerine Bir Değerlendirme 30 Ağustos 2026
  • Kürt siyasetinin önemli isimlerinden Mehdi Zana yaşamını yitirdi 29 Ağustos 2026
  • Çewliknet’in şeffaflık çağrısına yanıt gelmedi: Erdal Arıkan usulsüz alım iddialarını geçiştirdi 29 Ağustos 2026

Son Yorumlar

  • PTT Emekçilerinden Torba Yasa Öncesi Meclis’e Uyarı: “Haklarımız Kırmızı Çizgimizdir” için Nihat Oğur
  • Mürsel Bek’in ilk romanı çıktı: ‘Ömür Dediğimiz Dün – Bugün – Yarın’ için İdris Cebba
  • Ankara’da Bingöllü Bir Doktor: Prof. Dr. Mehmet Ali Çaparlar Hastalara Umut Oluyor için Esra Okay
  • Anasayfa
  • Gizlilik Politikası
  • Yayın İlkeleri
  • Künye/İletişim
İletişim: cewliknet@gmail.com

© 2025 Çewlik.net - Bağımsız İnternet Gazetesi

No Result
View All Result
  • Bingöl Haber
  • Gündem
  • Ekonomi
  • Politika
  • Spor
  • Kadın
  • Yazarlar
  • Daha
    • Ekoloji
    • Kültür & Sanat
    • Yararlı Bilgiler
    • Sağlık

© 2025 Çewlik.net - Bağımsız İnternet Gazetesi

Web sitemizde size en iyi deneyimi sunabilmemiz için çerezleri kullanıyoruz. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, bunu kabul ettiğinizi varsayarız