Son yıllarda Türkiye’de yurt dışına en fazla göç veren kentlerin başında gelen Bingöl’de, gidenlerin büyük bir çoğunluğunu ya memleketinde bir gelecek görmeyen ya da üniversite bitirmesine rağmen iş bulamayan gençler oluşturuyor. Kentte kalanlar içinse manzara pek iç açıcı değil; “hızlı kazanç” vaadiyle dijital mecralara hapsolan bir gençlik, derinleşen ekonomik kriz ve uyuşturucu… Geçtiğimiz günlerde düzenlenen ve 5 kişinin tutuklanmasıyla sonuçlanan son sanal bahis operasyonu, bu toplumsal tıkanmışlığın sadece su yüzüne çıkan bir belirtisi.
Sokaklarda hissedilen gelecek kaygısı, uyuşturucu kullanımındaki artış ve istihdam sahalarının darlığı, Bingöl için artık bir asayiş meselesinden öte “toplumsal bir alarm” seviyesine ulaştı. Peki, Bingöllü gençler neden bu denli büyük bir riskli alanın içine sürükleniyor? DEM Parti Bingöl İl Eşbaşkanı Sedat Ormangören, bu tabloyu sadece bir “suç” hikayesi olarak değil; liyakat kaybından, kamusal alan yetersizliğine ve umudun sistematik olarak tüketilmesine kadar uzanan bir “sosyal kırılma” olarak tanımlıyor.
Çewliknet’e konuşan Ormangören, kentin içinde bulunduğu bu tabloyu ve DEM Parti’nin Bingöl’ü yeniden “yaşanabilir” kılma vizyonunu anlattı.
‘Sanal Bahis Çaresizliğin Maskesidir’
Bingöl’de uyuşturucu ve sanal bahis kullanımındaki artışı neye bağlıyorsunuz? Bu bir asayiş sorunu mu yoksa daha derin nedenleri mi var?
Sedat Ormangören: Bu mesele bir tercih değil, derin bir çaresizlik sonucudur. Gençler okuyor ama karşılığını bulamıyor, çalışmak istiyor ama iş bulamıyor. Uyuşturucu bu çaresizlik içinde bir “unutma”, sanal bahis ise bir “kurtulma” yolu gibi sunuluyor. Oysa gerçek şu ki; gençler yanlış yola düşmüyor, aslında büyük bir boşluğa düşüyorlar. Umut olmayınca insan en tehlikeli yollara yönelir. Bugün Bingöl’de yoksulluk adeta bir kader gibi dayatılıyor. Liyakat yerine torpilin konuşulduğu bir düzende gençler dışlanmış hissediyor. Bu yüzden uyuşturucu bir sebep değil, sonuçtur; sanal bahis ise bir oyun değil, çaresizliğin maskesidir.
‘Gençlere Doğru Yol Hiç Verilmedi’
Peki, bu noktada yerel yönetimlerin ve iktidarın sorumluluğu nedir? Sadece operasyonlar çözüm mü?
Sedat Ormangören: Sadece operasyon yapmak, sorunun sonucuna müdahale etmektir. Asıl görev, o sonucun ortaya çıkmasını engellemektir. İktidar, gençleri bu riskli alanlara iten şartları ortadan kaldırmak zorundadır. Yerel yönetimlerin sorumluluğu ise gençleri yalnızlıktan kurtaracak sosyal ve kültürel alanlar oluşturmaktır. Bingöl’de gençler yanlış yolda değil; onlara doğru yol hiç verilmemiştir. İnsanın elinden umudu alırsanız geriye ya öfke kalır ya da kaçış.
‘İstihdam Kamuya Sıkışmış Durumda’
Gençlerin gelecek kaygısını aslında “bugünü yaşayıp yarına güvenememe hali” olarak tanımlıyorsunuz. Peki ekonomik yapıdaki eksiklikler neler?
Sedat Ormangören: Bingöl’de ekonomi kamu istihdamı, küçük esnaf ve tarım üzerinden dönüyor. Özel sektör yatırımı zayıf kalınca istihdam kamuya sıkışıyor. Gençler eğitim alıyor ama o eğitimin karşılık bulacağı sektörler şehirde gelişmiyor. “İş var ama alan yok” ya da “alan var ama nitelik uyuşmuyor” problemi yaşanıyor. Şehirle kurulan bağ zayıfladıkça aidiyet duygusu da azalıyor. Genç, yaşadığı yeri geleceğini kurabileceği bir zemin olarak görmediğinde, orada kalmak bile bir mecburiyet hissi veriyor.
‘Belediyeyi Masa Başında Değil, Sokakta Kazanacağız’
DEM Parti olarak Bingöl yerel yönetimi için vaadiniz nedir?
Sedat Ormangören: “Bizim temel yaklaşımımız; halkın doğrudan yönetime katıldığı, adil, özgürlükçü ve sosyal belediyeciliktir. Bingöl’ü kapalı kapılar ardındaki pazarlıklarla değil; sokağın sesiyle, halkın iradesiyle ve ortak akılla yöneteceğiz.
Gençlerimizi işsizlik ve umutsuzluk kıskacından kurtarmak en büyük sorumluluğumuzdur. Kuracağımız Mesleki Eğitim Merkezleri ve Yerel Üretim Kooperatifleri ile gençlerimizi sadece tüketen değil, kendi geleceğini inşa eden, üreten bireyler haline getireceğiz. Kentin öz kaynaklarını halk için harekete geçirecek, Bingöl’de yeni bir ekonomik kalkınma hamlesi başlatacağız.
Öte yandan sosyal belediyecilik anlayışımızın merkezinde kadınlar yer alıyor. Kadınların sosyal, ekonomik ve siyasal alanda tam eşitliğini sağlamak adına Kadın Meclislerini ve Üretim Atölyelerini hayata geçireceğiz. Kreşlerden sığınma evlerine, kooperatifleşmeden istihdama kadar her alanda kadınların yaşamını kolaylaştıran ve iradesini güçlendiren bir belediyecilik inşa edeceğiz. Kentin her sokağını kadınlar için güvenli, her kararını kadınlar için eşit hale getireceğiz.
Biz, DEM Parti olarak doğayı bir sermaye olarak değil, yaşamın kendisi olarak görüyoruz. Ekolojik belediyecilik ilkemizle; suyumuzu, toprağımızı ve yeşil alanlarımızı rant projelerine karşı titizlikle koruyacağız. Bingöl’ün doğasını tahrip eden anlayışa son verip, sürdürülebilir bir kent planlamasını esas alacağız. Aynı zamanda, sokaktaki canlarımızın yaşam hakkını savunarak, hayvan dostu bir kent kültürü oluşturacağız. Bizim belediyeciliğimizde doğa ve insan bir bütün olarak nefes alacak.
Bunun yanında belediye istihdamında liyakati esas alacak, torpil ve kayırmacılık düzenine geçit vermeyeceğiz. Halkın vergileriyle oluşan bütçe, yine halkın yararı için ehil eller tarafından kullanılacak. Kararlarımızı; hiçbir ayrım gözetmeksizin kuracağımız Halk Meclisleri ve Mahalle Toplantılarıyla alacağız. ‘Şeffaf Belediye’ modelimizle, harcanan her kuruşun hesabını halkımıza vereceğiz.
Gelecek ilk yerel seçimde Bingöl Belediyesi’ni halkımızın tertemiz iradesiyle kazanacağız. Bu belediyeyi masa başında değil; sokakta, emekle, tırnaklarımızla kazıyarak ve halkımızla omuz omuza vererek alacağız.
Sosyal adaletin, eşitliğin ve üretimin şehri Bingöl’ü hep birlikte kuracağız!”




