Yazılı sınavda 16 bin 946 aday arasından 92,12 puan alarak Türkiye 25’incisi olan Avukat Gülay Kandemir, Hâkim ve Savcı Yardımcılığı mülakatında elendi. Geçen yıl da ilk 500’e girmesine rağmen elenen Kandemir, “Herhangi bir soruşturmam dahi yok. Bu mülakatlar formaliteden ibaret” diyerek sisteme tepki gösterdi.
Adalet Bakanlığı’nın yürüttüğü Hâkim ve Savcı Yardımcılığı sınav sonuçlarının açıklanmasının ardından, yargıdaki liyakat ve mülakat sistemi yeniden kamuoyunun gündemine oturdu.
Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından gerçekleştirilen yazılı sınavda 16 bin 946 aday arasından 92,12 puanla Türkiye 25.’si olan Avukat Gülay Kandemir, sözlü mülakat aşamasında elendi.
Konuyla ilgili görüşlerine başvurduğumuz Avukat Gülay Kandemir, uğradığı haksızlığa karşı derin bir kırgınlık ve adaletsizlik hissi yaşadığını belirtti. Hakkında herhangi bir adli veya idari soruşturma, yasal bir engel ya da olumsuz bir sicil kaydı bulunmadığının altını çizen Kandemir, yazılı sınavın en ön sıralarında yer almasına rağmen mülakatta neden elendiğine dair kendisine mantıklı hiçbir gerekçe sunulmadığını ifade etti.
Geçmiş sürece dair de çarpıcı bilgiler paylaşan Kandemir, liyakat engelinin kronikleştiğini şu sözlerle aktardı:
“Geçen sene yapılan sınavda da benzer bir süreç yaşadım. İlk 500 aday arasında yer almama rağmen yine mülakat aşamasında elenmiştim. Bu sene Türkiye 25.’si oldum. Ancak görüyoruz ki elde ettiğiniz başarının, döktüğünüz alın terinin sistem gözünde hiçbir hükmü yok. Artık bu adaletsiz döngünün bir parçası olmayacağım, bundan sonra bu sınava girmeme kararı aldım.”
Yaşanan tablonun sadece şahsi bir hak kaybı olmadığını, tüm hukuk camiasını ve ülkedeki adalet inancını zedelediğini söyleyen Kandemir, mülakatların nesnel bir değerlendirmeden uzak, tamamen bir formaliteden ibaret hale geldiğini ifade etti. Kandemir, gelinen noktayı şu sözlerle özetledi:
“Hukuku koruması, adaleti dağıtması beklenen mekanizmanın daha kapısında böyle bir elenme biçimi kabul edilemez. Maalesef hukuksuzluk, artık bizzat hukuk sisteminin kendi içine, en derin hücrelerine kadar işlemiş durumda.”



