• Anasayfa
  • Gizlilik Politikası
  • Yayın İlkeleri
  • Künye/İletişim
Çarşamba, 14 Ekim, 2026
No Result
View All Result
İLETİŞİM
Çewlik.Net
  • Bingöl Haber
  • Editörün seçtikleri
  • Kültür & Sanat
  • Dosya/Özel Haber
  • Kirdkî/Zazakî
  • Yazarlar
  • Tüm Haberler
  • Daha
    • Spor
    • Kadın
    • Ekonomi
    • Ekoloji
    • Yararlı Bilgiler
    • Sağlık
    • Politika
  • Bingöl Haber
  • Editörün seçtikleri
  • Kültür & Sanat
  • Dosya/Özel Haber
  • Kirdkî/Zazakî
  • Yazarlar
  • Tüm Haberler
  • Daha
    • Spor
    • Kadın
    • Ekonomi
    • Ekoloji
    • Yararlı Bilgiler
    • Sağlık
    • Politika
No Result
View All Result
Çewlik.Net
No Result
View All Result
Anasayfa Manşet Ana Manşet

Açlığın ekonomisi mi, yaşamın ekonomisi mi?

by Emin Turhallı
4 Ocak 2026
in Ana Manşet, Ekoloji, Forum, Yazarlar
0
Açlığın ekonomisi mi, yaşamın ekonomisi mi?
Facebook'ta PaylaşX'te PaylaşWhatsapp'ta Paylaş

Ekonomi dediğimiz şey aslında basittir: nasıl yaşadığımızdır. Ama bugün bize öğretilen ekonomi yaşamı değil, kârı anlatır. Oysa başka bir ekonomi mümkündür. Adı yeni gibi görünse de kadimdir: eko ekonomi.

Eko ekonomi, var olanla nasıl yaşanacağını bilme sanatıdır. Bir ağaçla, suyla, toprakla, bir canlıyla… Onları yok etmeden, tahrip etmeden, karşılıklılık ilkesiyle faydalanmayı öğretir. Var olanı eksiltmeden, yaşam döngüsüyle birlikte sürdürmeyi esas alır.

Bir ağaçtan faydalanırken onun tohumunu yaymak…

Bir bitkiden yararlanırken tozlaşmasına ortam yaratmak…

Bir su kaynağını kullanırken döngüsüne taş koymamak…

Topraktan geçinirken toprağı daha da zenginleştirmek…

Bir canlıdan faydalanırken onun rızasını gözetmek…

Bunlar romantik fikirler değil; eko ekonominin temel ilkeleridir. İnsan, doğal varlıkların efendisi değildir; doğal varlıklarla yaşamayı bilen bir varlıktır. Doğanın hakkını gözetmeden yaşamak akıllılık değil, kısa vadeli bir körlüktür. İnsan olmanın gereği, yaşamı koruyarak yaşamaktır.

Karşısında ise pazar ekonomisi durur. Pazar ekonomisi için hareket eden ya da etmeyen her şey paradır. Bir ağacın değeri gölgesiyle değil, meyvesinin piyasadaki karşılığıyla ölçülür. Bir mandalina bahçesi, ceviz, dut ya da zeytinlik yıllık getirisi üzerinden değerlendirilir. Kazanç düşerse, yerine beton dökmek, maden ya da taş ocağı açmak meşru sayılır.

Bahçenin, ağacın, bitkinin yağmur döngüsüne katkısı; kuşlara yuva olması, arıya can vermesi, toprağı beslemesi, iklimi dengelemesi… Bunların hiçbiri pazar ekonomisi için değer taşımaz. Dağ, dere, vadi, su, rüzgâr, yer altı ve yer üstü… Hepsi yalnızca birer “kaynak”tır. Su kurur, canlılar zarar görür, insanlar hastalanır, geçim sıkıntısı çeker; bunların hiçbiri şirketler için önemli değildir.

Her gün yer altından petrol, gaz ve su çekilir. Şirketler bunu “sizin faydanız için” yaptıklarını söyler. Ama mesele gerçekten fayda olsaydı, trafikte kilitlenen şehirlerde neden araç üretimi, petrol satışı ve betonlaşmadan vazgeçilmezdi? Çünkü mesele fayda değil; doymaz bir kazançtır. Üretilen her araç, satılan her ürün, kirlenen her su ve zehirlenen her toprak, sağlıklı yaşamın önüne dikilen bir engeldir.

Bazı toplumlarda bu sistemin adı Windigo, Sarım Havzası’nda ise Huça Weylaver olarak bilinir. Her ikisi de aynı şeyi anlatır: doydukça açılan, aldıkça büyüyen, en sonunda her şeyi yiyen bir açlık. Bu metaforlar, kapitalist sistemin sınır tanımayan tüketim ve büyüme arzusunu görünür kılar.

Algonquian halklarının anlatılarında Windigo, karşılıklılığı unutan insanın hâlidir. Toprakla yaşamayı bilen toplumlar için ise su, ağaç, toprak ve yağmur birer akrabadır; bir dayanışmadır, bir hediyedir. Her şey karşılıklılık üzerinedir. Bu yüzden büyük şirketler bu topraklarda barınamaz. Barındıkları yerde de önce insanları yerinden ederler: parayla, savaşla, hileyle, manevî inançla ya da zorun gücüyle.

Fırat–Dicle havzasındaki sulak alanlarda yaşayan Ma’dan halkı — dünyada Marsh Arabs olarak bilinir — bunun en somut örneklerinden biridir. Sulak alanlarla birlikte yaşayan bu insanlar, ekosistem kurutulduğunda yerinden edildi. Amerika yerlileri, Asya ve Afrika’daki yerel halklar için de hikâye aynıdır.

Pazar ekonomisi; savaş üretir, iklim krizini büyütür, açlığı derinleştirir, hastalığı ve geçimsizliği çoğaltır.

Oysa çözüm karmaşık değildir. Hiçbir şeyi kökten değiştirmeye gerek yoktur. Sadece pazar ekonomisini merkezin dışına alın, yerine eko ekonomiyi koyun. Çünkü Huça Weylaver ile Windigo’nun ve sınır tanımayan şirketlerin ortak özelliği vardır: asla doymamaları.

Ve doymayan bir ekonomiyle yaşam kurulamaz.

Tags: biyoçeşitlilikdoğa haklarıDoğal Yaşameko ekonomiEkolojik Dengehuça weylaveriklim krizikapitalizm eleştirisikarşılıklılık ilkesipazar ekonomisisürdürülebilirliktüketim toplumuwindigoyaşam ekonomisiyerel halklar
Previous Post

Genç Belediyesi’nden Can Dostlara Kış Şefkati: Sokaktaki Hayvanlar Koruma Altında!

Next Post

‘Bedri Usta’ hakkında soruşturma başlatıldı

Emin Turhallı

Emin Turhallı

Related Posts

Genç Köprüsü’nde feci kaza: 2 ölü, 2 yaralı

Bingöl Genç’te feci kaza: 2 ölü, 2 yaralı

by Haber Merkezi
12 Ekim 2026
0

Bingöl-Diyarbakır kara yolunun Genç ilçesi girişinde yer alan Genç Köprüsü’nde meydana gelen feci trafik kazasında, kontrolden çıkan bir otomobilin demir...

Panoramayê Hewteyî: Se Bi Se Nê Bi!

by Mamoste Mursel
12 Ekim 2026
0

Çewlîg de çîko newe qewim ya. Aşkereyîyê çapî yê Bonglo/Solhan de Baroya Çewlîg ca girewto û serokê baro nişteyê aşkereyî...

İdris Baluken Frankfurt Kitap Fuarı’nda: “Sanat ve siyaset aynı özgürlük arayışının parçalarıdır”

by Haber Merkezi
11 Ekim 2026
0

Bingöllü siyasetçi ve yazar İdris Baluken, 78. Frankfurt Uluslararası Kitap Fuarı'nda cezaevinde kaleme aldığı "OKO" romanının sunumunu gerçekleştirdi. Edebiyatın fiziki...

Next Post
'Bedri Usta' hakkında soruşturma başlatıldı

'Bedri Usta' hakkında soruşturma başlatıldı

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Yazılar

  • Bingöl Genç’te feci kaza: 2 ölü, 2 yaralı 12 Ekim 2026
  • Panoramayê Hewteyî: Se Bi Se Nê Bi! 12 Ekim 2026
  • Turistik Doğu Ekspresi seferleri 21 Aralık’ta başlıyor 12 Ekim 2026

Son Yorumlar

  • Doğan Karasu yazdı: Bingöl Nüfusunun Konuşulan Dil Açısından Genel Analizi için Mehmet Seyitalioğlu
  • Bingöl Üniversitesi Diş Hekimliği Hastanesi hasta kabulüne başladı için Çalan hül
  • Bingöl Üniversitesi Diş Hekimliği Hastanesi hasta kabulüne başladı için Çalan hül
  • PTT Emekçilerinden Torba Yasa Öncesi Meclis’e Uyarı: “Haklarımız Kırmızı Çizgimizdir” için Nihat Oğur
  • Mürsel Bek’in ilk romanı çıktı: ‘Ömür Dediğimiz Dün – Bugün – Yarın’ için İdris Cebba
  • Anasayfa
  • Gizlilik Politikası
  • Yayın İlkeleri
  • Künye/İletişim
İletişim: cewliknet@gmail.com

© 2025 Çewlik.net - Bağımsız İnternet Gazetesi

No Result
View All Result
  • Bingöl Haber
  • Editörün seçtikleri
  • Kültür & Sanat
  • Dosya/Özel Haber
  • Kirdkî/Zazakî
  • Yazarlar
  • Tüm Haberler
  • Daha
    • Spor
    • Kadın
    • Ekonomi
    • Ekoloji
    • Yararlı Bilgiler
    • Sağlık
    • Politika

© 2025 Çewlik.net - Bağımsız İnternet Gazetesi

Web sitemizde size en iyi deneyimi sunabilmemiz için çerezleri kullanıyoruz. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, bunu kabul ettiğinizi varsayarız