• Anasayfa
  • Gizlilik Politikası
  • Yayın İlkeleri
  • Künye/İletişim
Cumartesi, 17 Ekim, 2026
No Result
View All Result
İLETİŞİM
Çewlik.Net
  • Bingöl Haber
  • Editörün seçtikleri
  • Kültür & Sanat
  • Dosya/Özel Haber
  • Kirdkî/Zazakî
  • Yazarlar
  • Tüm Haberler
  • Daha
    • Spor
    • Kadın
    • Ekonomi
    • Ekoloji
    • Yararlı Bilgiler
    • Sağlık
    • Politika
  • Bingöl Haber
  • Editörün seçtikleri
  • Kültür & Sanat
  • Dosya/Özel Haber
  • Kirdkî/Zazakî
  • Yazarlar
  • Tüm Haberler
  • Daha
    • Spor
    • Kadın
    • Ekonomi
    • Ekoloji
    • Yararlı Bilgiler
    • Sağlık
    • Politika
No Result
View All Result
Çewlik.Net
No Result
View All Result
Anasayfa Editörün Seçtikleri

Hasan Kılıç yazdı: Belediyeler neden hedefte?

by Haber Merkezi
17 Ekim 2026
in Editörün Seçtikleri, Sürmanşet
0
Belediyeler neden hedefte?
Facebook'ta PaylaşX'te PaylaşWhatsapp'ta Paylaş

Siyaset Bilimci Dr. Hasan Kılıç, dün Yeni Yaşam gazetesinde kayyım politikalarının Kürt kentlerinden başlayıp Türkiye genelinde muhalefetin yönetimindeki belediyelere uzanan sürecini inceledi.

Tarihsel yönetim tekniklerinin sömürgelerden merkez coğrafyalara taşınma biçimini, otoriterleşmenin kişiselleştirilerek tartışılmasının getirdiği riskleri ve yerel yönetimlerin iktidar ile muhalefet açısından taşıdığı toplumsal rıza üretme kapasitesini ele alan Kılıç’ın yazısından öne çıkan değerlendirmeler şöyle:

“Önce Kürt kentlerindeki, şimdilerde Türkiye genelinde muhalefetin yönetiminde olan belediyeler neden hedefte? Bu sorunun cevabı ‘Kürtlere yapıldığında neredeydiniz, bak sizin de başınıza geldi’ cümlesindeki acı dersi ve vasat kıyası tekrarlamakla elde edemeyiz. İki olguyu birlikte düşünmemiz gerekiyor.

İlk olgu sömürgeden ana karaya tahakküm transferi… Susan Buck-Morss, Hegel, Haiti ve Evrensel Tarih  başlıklı çalışmasında, modern Avrupa düşüncesinin ve kapitalist dünyanın oluşumunu, kölelik ve sömürgecilik tarihinden yalıtarak anlamanın mümkün olmadığını gösterir. Bu çerçevede, Manchester’ın fabrikaları ile sömürgelerdeki pamuk plantasyonları arasındaki ilişki, hammaddenin ve sermayenin dolaşımından ibaret değildir; yönetim tekniklerinin ve tahakküm stratejilerinin de birbirine bağlandığı bir tarihtir. Ana karadaki fabrika, plantasyonun taklit edildiği bir tahakküm mekânı olarak kurgulanır.

Plantasyon ile fabrika birbirini besleyen ve aynı tahakküm mantığı içinde işleyen yönetim biçimleridir. Plantasyonun mekânı olarak sömürge, bu anlamda ana karada henüz bütünüyle olağanlaştırılmamış iktidar tekniklerinin sınandığı, geliştirildiği ve kurumsallaştırıldığı bir siyasal laboratuvardır. Fakat laboratuvarda sınanan teknik, zamanla laboratuvarın duvarlarını aşar. Önce belirli bir coğrafyada istisna olarak uygulanır; ardından tekrarlanarak olağanlaştırılır, farklı kurumlara uyarlanır ve nihayet daha geniş bir toplumsal alanda yönetme aracına dönüşür. Bu kapsamda, 2016’dan itibaren başlayan kayyım uygulamaları, 2019 yerel seçimlerinin ardından devam etti; 2024’te ise Esenyurt ve Ovacık gibi CHP’li belediyelere yapılan atamalarla, kayyım siyaseti Kürt siyasi hareketinin kazandığı belediyelerin ötesine taşındı. Kürt kentlerinde test edilen yönetim tekniği ülke sathına yayıldı.  Muktedirin yönetim repertuarına eklendi. Böylece kayyım mantığı sadece belediyelerle de sınırlı kalmadı. Medya kuruluşları, şirketler ve farklı kurumsal alanlara yayıldı.

İkinci olgu yönetim tekniği ve tahakküm stratejilerindeki yayılmanın nasıl anlamlandırıldığı ve siyasal alanı nasıl biçimlendirdiğiyle ilgilidir. Başka bir deyişle, mesele yalnızca tahakkümün nasıl işlediği değil, işleyen tahakkümün hangi düşünsel çerçeveler içinde kavrandığı ve bu çerçevelerin hangi siyasal sonuçları ürettiğidir. Belediyelerin hedef alınmasını otoriterleşmenin ivmesine işaret eden bir gelişme olarak değerlendirmek mümkündür. Ancak bu gelişmeyi yalnızca otoriterleşmenin görünür sonuçları üzerinden betimlemek, sonuçlardan hareketle yeni sonuçlar üreten ve giderek kendi siyasal pozisyonunu bu döngü içinde kuran bir düşünme biçimi olarak yorumlanabilir. Belediyelere kayyım atanmasını otoriterleşmeyle ilişkilendirmek, bu otoriterleşmeyi Erdoğan’ın şahsında çerçevelemek, kendi başına yanlış bir çıkarım değildir. Sorun, tahakkümün bir kişinin şahsında kişiselleştirilmesi, onu mümkün kılan mekanizmaların ve bu mekanizmaların farklı siyasal dönemlerde yeniden üretilebilme koşullarının gözden kaçırılması riskinin ortaya çıkmasıdır. Erdoğan’ı desteklemek ve Erdoğan’a karşı olmak, giderek bütün siyasal meseleleri anlamlandırmanın ve siyasal alanı taksim etmenin başlıca ölçütüne dönüşür. Bu karşıtlık, yerel demokrasi, seçme ve seçilme hakkı, sandığın meşruiyeti gibi Erdoğan-Anti Erdoğan ayrımını aşabilecek ve toplumun çok farklı kesimlerini ortak bir zeminde buluşturabilecek demokratik meşruiyet odaklarının siyasal kamplaşma içinde araçsallaştırılmasına zemin hazırlar. Böylece demokratik hakların savunusu, kendi başına bir ilke ve ortak yaşamın koşulu olarak değil, belirli bir siyasi lidere karşı ya da onun lehine konumlanmanın bir aracına dönüşme riski taşır. Bu da hem tahakküm stratejilerini hem de yönetim tekniklerini eleştirel değerlendirmeye tabi tutmayı anlamsızlaştırır.

Bu bağlamıyla yaşananları anlamlandırabilmek için yalnızca sonuçlara değil, bu sonuçları ortaya çıkaran nedenlere dönmek gerekir. Sömürgeden ana karaya transfer edilen tahakküm stratejilerinin hangi koşullarda devreye koyulduğunu, hangi toplumsal ve siyasal gelişmeleri kesintiye uğratmayı amaçladığını tartışmak gerekir. 2016 yılında ilk kayyımlar atandığında, kimi AKP’liler bu uygulamaları devletin alışageldik zor politikalarından biri olarak değil, devletin siyasal duruma ilişkin muhasebesinin ve kısa vadeli çözümlere yönelmesinin göstergesi olarak değerlendiriyordu. Bu değerlendirmeye göre Kürt siyasi hareketi, 1999’dan itibaren belediye sayısını ve yerel yönetim faaliyetlerini artırdıkça genel siyasetteki oylarını ve nüfuz alanını da genişletmişti. Buradaki mesele, Kürt siyasetinin yerel yönetimleri toplumsal destek üretmenin, siyasal ilişkiler kurmanın ve kendi siyasetini toplum içinde kökleştirmenin düzlemlerine dönüştürmesiydi. Yerel yönetimler, bu anlamda, yalnızca kamu hizmetlerinin sunulduğu idari birimler değil, siyasal rızanın üretildiği alanlardı. Bu durum, Gramsciyen anlamda hegemonya kavramıyla açıklanabilir: Bir siyasal hareketin gücü, yalnızca oy oranıyla değil, toplumsal desteği örgütleme ve kendi siyasal yönelimini toplum içinde kabul edilebilir kılma kapasitesiyle de ölçülür. Dolayısıyla iktidar açısından sorun, yalnızca belirli belediyelerin muhalif bir siyasi hareket tarafından yönetilmesi değildi; bu belediyelerin iktidara alternatif bir toplumsal rıza zemini oluşturabilmesiydi. Kayyım uygulaması bu açıdan değerlendirildiğinde, yalnızca bir zor politikası değil, alternatif bir siyasal meşruiyetin gelişmesini engellemeye yönelik sistematik bir müdahale olarak da okunabilir. Seçilmiş yöneticilerin görevden alınması ve yerel iradenin işlevsizleştirilmesi, yalnızca mevcut yönetimi değiştirmiyor; o yönetimin toplumla kurduğu ilişkileri ve gelecekteki siyasal gelişme imkânlarını da kesintiye uğratıyordu. Zor, böylece yalnızca itaat sağlamanın değil, iktidara alternatif olabilecek siyasal ilişkileri zayıflatmanın da aracına dönüşür.  Türkiye genelindeki belediyelerin hedefe alınmasında görüldüğü gibi…

Muhalefetin yerel yönetimlerine dönük müdahale onların toplumsal desteği genişletmesini engellemeyi ve siyasal meşruiyet oluşturma imkânlarının sınırlandırılmasını amaçlamaktadır. Buna karşı -belediyelerin olmadığı durumun handikapları olsa da- iktidarı zor aygıtlarına başvurmak zorunda kalan, muhalefeti ise her koşulda rıza üreten bir dinamik olarak söylemsel inşaya tabi tutmak gerekir. Bu yönüyle muhalefetin görevi toplumsal ilişkileri ve rıza üretme kapasitesini her şartta yeniden geliştirebilmektir.”

Hasan Kılıç kimdir?

1988 yılında Bingöl’de doğdu. İlköğretim ve lise öğrenimini Bingöl’de tamamladı. Lisans ve Yüksek Lisans öğrenimini Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde tamamladı. Doktorasını Hacettepe Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümünde tamamladı. 2023 yılında Dipnot Yayınları tarafından yayınlanan Kürtler ve Cumhuriyet adlı derleme esere katkı sağlamıştır. Siyaset felsefesi, devlet kuramı, demokrasi, Türkiye politik ekonomi tarihi, Kürt Sorunu gibi alanlarda çalışmalar yapmaktadır. Hakemli dergilerde çalışma alanlarıyla ilgili makaleleri yayınlanmıştır. Çeşitli gazete, internet sitesi ve dergide yazıları yayınlanmış, ulusal konferanslarda sunumlar yapmıştır.

Tags: akpbelediyeHasan KılıçkayyımKürt Siyasi Mücadelesi
Previous Post

Bingöl’de su kesintisi 24 saati aştı: Karlıova hattındaki patlak mağduriyet yarattı

Haber Merkezi

Haber Merkezi

Dört dağ içinden bildiriyoruz.

Related Posts

İstanbul’dan Genç’e uzanan dayanışma: Öğrenciler akranları için atkı ördü

by Haber Merkezi
16 Ekim 2026
0

Bingöl’ün Genç ilçesindeki Yayla Yatılı Bölge Ortaokulu (YBO) öğrencileri, yeni eğitim dönemine İstanbul’dan gönderilen hediyelerle başladı. Genç İçin Bir Saat...

Bingöl'ün Hasbağlar köyü 37 yıl sonra yeniden Kiğı'ya bağlandı

Bingöl’ün Hasbağlar köyü 37 yıl sonra yeniden Kiğı’ya bağlandı

by Haber Merkezi
16 Ekim 2026
0

Bingöl’ün Adaklı ilçesine bağlı Hasbağlar köyünün idari bağlılığı değiştirilerek Kiğı ilçesine bağlandı. Resmî Gazete’nin 16 Ekim 2026 tarihli ve 33402...

Kürt hareketinin merkezileşmesinin ve Amed hegemonyasının sancıları - I

Kürt hareketinin merkezileşmesinin ve Amed hegemonyasının sancıları – I

by Haber Merkezi
15 Ekim 2026
0

Halkın Emek Partisi'yle (HEP) birlikte legal siyaset alanına geçiş yapan Kürt Mücadelesi, yerelden aldığı güç ve dinamikle, zaman içerisinde nicelik...

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Yazılar

  • Hasan Kılıç yazdı: Belediyeler neden hedefte? 17 Ekim 2026
  • Bingöl’de su kesintisi 24 saati aştı: Karlıova hattındaki patlak mağduriyet yarattı 16 Ekim 2026
  • İstanbul’dan Genç’e uzanan dayanışma: Öğrenciler akranları için atkı ördü 16 Ekim 2026

Son Yorumlar

  • Doğan Karasu yazdı: Bingöl Nüfusunun Konuşulan Dil Açısından Genel Analizi için Mehmet Seyitalioğlu
  • Bingöl Üniversitesi Diş Hekimliği Hastanesi hasta kabulüne başladı için Çalan hül
  • Bingöl Üniversitesi Diş Hekimliği Hastanesi hasta kabulüne başladı için Çalan hül
  • PTT Emekçilerinden Torba Yasa Öncesi Meclis’e Uyarı: “Haklarımız Kırmızı Çizgimizdir” için Nihat Oğur
  • Mürsel Bek’in ilk romanı çıktı: ‘Ömür Dediğimiz Dün – Bugün – Yarın’ için İdris Cebba
  • Anasayfa
  • Gizlilik Politikası
  • Yayın İlkeleri
  • Künye/İletişim
İletişim: cewliknet@gmail.com

© 2025 Çewlik.net - Bağımsız İnternet Gazetesi

No Result
View All Result
  • Bingöl Haber
  • Editörün seçtikleri
  • Kültür & Sanat
  • Dosya/Özel Haber
  • Kirdkî/Zazakî
  • Yazarlar
  • Tüm Haberler
  • Daha
    • Spor
    • Kadın
    • Ekonomi
    • Ekoloji
    • Yararlı Bilgiler
    • Sağlık
    • Politika

© 2025 Çewlik.net - Bağımsız İnternet Gazetesi

Web sitemizde size en iyi deneyimi sunabilmemiz için çerezleri kullanıyoruz. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, bunu kabul ettiğinizi varsayarız