• Anasayfa
  • Gizlilik Politikası
  • Yayın İlkeleri
  • Künye/İletişim
Cumartesi, 1 Ağustos, 2026
No Result
View All Result
İLETİŞİM
Çewlik.Net
  • Bingöl Haber
  • Gündem
  • Ekonomi
  • Politika
  • Spor
  • Kadın
  • Yazarlar
  • Daha
    • Ekoloji
    • Kültür & Sanat
    • Yararlı Bilgiler
    • Sağlık
  • Bingöl Haber
  • Gündem
  • Ekonomi
  • Politika
  • Spor
  • Kadın
  • Yazarlar
  • Daha
    • Ekoloji
    • Kültür & Sanat
    • Yararlı Bilgiler
    • Sağlık
No Result
View All Result
Çewlik.Net
No Result
View All Result
Anasayfa Ekoloji

Bingöl, Bazalt Taşı ile Kendi Geleceği Arasında Bir İmtihanda

by Emin Turhallı
7 Aralık 2025
in Ekoloji, Sürmanşet, Yazarlar
0
Bingöl, Bazalt Taşı ile Kendi Geleceği Arasında Bir İmtihanda

Fotoğraf: Mazlum Bucuka

Facebook'ta PaylaşX'te PaylaşWhatsapp'ta Paylaş

Bir zamanlar uygarlıkların omurgasıydı… Bugün birkaç makinenin hedefi.

Milyarlarca yıl önce, evren büyük bir patlamanın ardından toz, gaz ve ışık içinde savrulurken; aynı tozdan, aynı karanlıktan gezegenler doğdu. Dünya da bu kozmik kalabalığın içinden şekillenerek ortaya çıktı.

Ama o zamanlar Dünya, bugün bizi barındıran yuva değil; ateşten bir top, lavdan bir cehennemdi.

Kendi içinde kaynayan genç Dünya, volkanların kusmasıyla yüzeye lavlar fırlattı; bu lavlar soğudu, katılaştı ve insanlığın kaderini belirleyecek olan bazalt taşı yeryüzünde ilk kez nefes aldı.

Zaman geçti. Dünya soğudu. Toprak oluştu, bitkiler yeşerdi, canlılar çoğaldı.

Ve bir gün, bütün bu canlıların içinde en savunmasız olanı sahneye çıktı: İnsan.

Ne pençesi vardı, ne boynuzu. Ne zehiri vardı, ne kabuğu.

Bir gün ayağı bir taşa çarptı. Yere düştü. Canı yandı. Kan aktı.

Ama o acının içinden bir fikir doğdu:

“Bu taş beni acıttıysa, başka canlıları da acıtır.”

İşte insanlığın hikâyesi, tam da bu an başladı.

Eline aldığı bazalt taşı bir silaha, sonra bir kaba, sonra bir alete dönüştü.

Savunmasız bedenin yerini zekâ aldı; taşın sunduğu güç insanı hayatta tuttu.

Taş devri, gerçekte bazalt devriydi.

İnsanın ilk bıçağı, ilk baltası, ilk kabı bazalttan doğdu.

Uygarlıklar Bazaltla Kuruldu

Binlerce yıl sonra, bazalt sadece bir alet değil, uygarlığın mimarına dönüştü.

Şehirler bazalt taşlarıyla çevrildi. Kral sarayları bazaltla yükselecek kadar değer verdi ona.

Ve tarihin en ünlü yasalarından Hamurabi Kanunları, bir daha silinmesin diye bazalt sütunlara kazındı.

Çünkü kral biliyordu:

Kelime kâğıtta solar, taşta yaşar.

Adalet, bazaltın sertliğinde ölümsüzleşti.

Bazalt, gücün simgesiydi.

Toprağı erozyondan koruyan kalkan; köylünün tarlasını tutan duvar; köyleri ayakta tutan temel; evleri sıcak kılan yalıtım; halkları koruyan sur…

Peki ne oldu da bu kutsal taş bugün bir “meta” oldu?

Bingöl’de, Diyarbakır’da, Karacadağ’da, Anadolu’nun pek çok yerinde bazalt;

yüzyıllardır köylünün, çobanın, zanaatkârın, çiftçinin hayatının bir parçasıydı.

Toprağını tutan, evini ısıtan, duvarını koruyan, kültürünü yaşatan bir varlıktı.

Ama bugün?

Birkaç şirketin gözünde bazalt artık bir “değer” değil, yalnızca bir “fiyat”.

Dev makineler toprağın kalbine saplanmış dev kepçeler gibi çalışıyor.

Dinamitler dağların bağrını patlatıyor.

Taş blok blok sökülüyor;

geriye gürültü, toz, erozyon ve bozulmuş bir insan psikolojisi kalıyor.

Köylü, dedesinin evini yapan taşı bugün kendi toprağından “çalınıyor” gibi hissediyor.

Bir zamanlar şehri koruyan bazalt; şimdi şehrin sağlığını bozuyor.

Bir zamanlar hayat veren taş; şimdi hayatı tehdit ediyor.

Doğayı, Kültürü ve Geleceği Söküp Almak: Bu Taşın Suçu Ne?

Bazalt; insanın tarihini, sanatını, kültürünü, evini, yuvasını taşımış bir taştır.

Eğer bugün bazaltı sadece “ticaret” olarak gören, “kâr” adına parçalayan bir anlayış hâkimse;

bu yalnızca doğaya değil, insanlığın kendi geçmişine karşı da bir ihanettir.

Bir sanat, bir kültür, bir yaşam değeri;

birkaç makinenin dramitiyle paraya dönüştürülüyorsa,

orada kazanan şirket —kaybeden insanlıktır.

Evet, bazaltın bugün meta haline gelmesi sadece çevreye değil, tarihe de bir hançerdir.

Son Söz

Bazalt taşı bir zamanlar:

insanı koruyordu,

toprağı tutuyordu,

şehri savunuyordu,

adaleti taşıyordu,

kültürü saklıyordu.

Bugün bazaltı yok eden anlayış, aslında insanın kendi geleceğini de yok oluşa sürükleyen anlayıştır.” 

Bazalt taşın kaderi, aslında bir toplumun kaderidir.

Ve biz kendi taşımıza sahip çıkmazsak, kendi geleceğimizi de kaybederiz.

Tags: Bazalt TaşıbingölÇevreekolojiemin turhallıGorantaş ocağı
Previous Post

Bingöl’de Goran Köyünde Taş Ocağına Karşı Direniş: “Canımızı Veririz, Toprağımızı Vermeyiz”

Next Post

Van’da 4.6 Büyüklüğünde Deprem

Emin Turhallı

Emin Turhallı

Related Posts

CHP Bingöl'de toplu istifa: Yeni Parti'ye geçtiler

CHP Bingöl’de toplu istifa: Yeni Parti’ye geçtiler

by Haber Merkezi
29 Temmuz 2026
0

Bingöl’de CHP İl ve ilçe örgütlerinden çok sayıda parti üyesi, Kemal Kılıçdaroğlu’nun "mutlak butlan" kararıyla yeniden CHP Genel Başkanlığı'na dönmesinin...

Heywan Zî Waharê Ganê

Heywan Zî Waharê Ganê

by Mamoste Mursel
29 Temmuz 2026
0

Hetanî derfetê mi bibo, ez xoza ra gêrena. Gêrayîşê mi yo hewte/hefte bîn de çîke balê mi anto. Zaf tewirî...

Bingöl’de Okulların Açılmasına Haftalar Kala İhale Kararı: Eğitim Sen’den ‘Plansızlık’ Tepkisi

Bingöl’de Okulların Açılmasına Haftalar Kala İhale Kararı: Eğitim Sen’den ‘Plansızlık’ Tepkisi

by Haber Merkezi
29 Temmuz 2026
0

Bingöl’de yeni eğitim-öğretim yılı öncesinde okul ve pansiyon binalarında başlatılacak güçlendirme ve onarım çalışmaları, ihalelerin zamanlaması nedeniyle tartışma yarattı. Eğitim...

Next Post
Erzincan'da 4,9 büyüklüğünde deprem

Van'da 4.6 Büyüklüğünde Deprem

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

No Result
View All Result

Son Yazılar

  • CHP Bingöl’de toplu istifa: Yeni Parti’ye geçtiler 29 Temmuz 2026
  • Heywan Zî Waharê Ganê 29 Temmuz 2026
  • Meclis’te çerçeve yasa trafiği: AK Parti heyeti kurtulmuş ile görüştü, teklif Erdoğan’a sunuluyor 29 Temmuz 2026

Son Yorumlar

  • PTT Emekçilerinden Torba Yasa Öncesi Meclis’e Uyarı: “Haklarımız Kırmızı Çizgimizdir” için Nihat Oğur
  • Mürsel Bek’in ilk romanı çıktı: ‘Ömür Dediğimiz Dün – Bugün – Yarın’ için İdris Cebba
  • Ankara’da Bingöllü Bir Doktor: Prof. Dr. Mehmet Ali Çaparlar Hastalara Umut Oluyor için Esra Okay
  • Anasayfa
  • Gizlilik Politikası
  • Yayın İlkeleri
  • Künye/İletişim
İletişim: cewliknet@gmail.com

© 2025 Çewlik.net - Bağımsız İnternet Gazetesi

No Result
View All Result
  • Bingöl Haber
  • Gündem
  • Ekonomi
  • Politika
  • Spor
  • Kadın
  • Yazarlar
  • Daha
    • Ekoloji
    • Kültür & Sanat
    • Yararlı Bilgiler
    • Sağlık

© 2025 Çewlik.net - Bağımsız İnternet Gazetesi

Web sitemizde size en iyi deneyimi sunabilmemiz için çerezleri kullanıyoruz. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, bunu kabul ettiğinizi varsayarız