Bingöl Belediyesi şehri ışıklara boğmuş. Ama bu ışıklar ne yoksulluğu azaltıyor ne de işsizliği gizleyebiliyor. Kent meydanı parlıyor, parklar parlıyor, kavşaklar parlıyor. Belediye bu parıltıyı “hizmet” diye gözümüze sokmaya çalışıyor. Oysa bu bir hizmet değil, açık bir aldatma politikasıdır. Işık var ama çözüm yok; parlaklık var ama gelecek yok.
Bu tablo, kapitalist siyaset aklının en ucuz numarasıdır. Sorun çözmek yerine algı yönetilir. Halkın hayatı iyileştirilmez, şehir makyajlanır. Işık, kamusal yararın değil, beceriksizliğin üstünü örtmenin aracı hâline getirilir. Şehir vitrine çevrilir, halk seyirciye indirgenir.
Platon’un yüzyıllar önce söylediği söz bugün Bingöl’ün fotoğrafıdır: “Gölgeler hakikat değildir.” Hakikati çözemeyenler şehri parlatır. Halka hesap veremeyenler ışığın arkasına saklanır. Bingöl bir vitrin değildir. Bu kent, ışıklarla değil liyakatla, istihdamla, sosyal politikalarla yönetilmelidir.
Bu yapılan düpedüz gösteri siyasetidir. Gösteri parlaktır ama içi boştur. Işıklar yanar, alkış beklenir; sorunlar ise olduğu yerde durur. Ama her gösterinin bir sonu vardır. Işıklar söndüğünde geriye kaçınılmaz olarak çözülmemiş yoksulluk, derinleşmiş işsizlik ve büyümüş bir öfke kalır.
Guy Debord’un “Gösteri Toplumu” kitabında bu zihniyetle beslenip halkın odak noktasını başka yerlere çekme çalışanlar için anlattığı tam olarak budur: “İktidarlar gerçeği çözmek yerine onu sahneler.” Bugün Bingöl Belediyesi’nin yaptığı da budur. Parlayan caddeler, süslü meydanlar yoksulluğu çözmez; işsizliği azaltmaz; hayatı değiştirmez.
Gerçek belediyecilik halkın aklıyla alay etmez.
Gerçek belediyecilik hesap verir.
Gerçek belediyecilik tutarlı, liyakatli olur.
Gerçek belediyecilik gözleri ışıklarla meşgül edip, zihni düşündürmemeye teşvik etmez.
Ve bu ışık siyaseti, er ya da geç, kendi karanlığıyla yüzleşir.




