• Anasayfa
  • Gizlilik Politikası
  • Yayın İlkeleri
  • Künye/İletişim
Çarşamba, 14 Ekim, 2026
No Result
View All Result
İLETİŞİM
Çewlik.Net
  • Bingöl Haber
  • Editörün seçtikleri
  • Kültür & Sanat
  • Dosya/Özel Haber
  • Kirdkî/Zazakî
  • Yazarlar
  • Tüm Haberler
  • Daha
    • Spor
    • Kadın
    • Ekonomi
    • Ekoloji
    • Yararlı Bilgiler
    • Sağlık
    • Politika
  • Bingöl Haber
  • Editörün seçtikleri
  • Kültür & Sanat
  • Dosya/Özel Haber
  • Kirdkî/Zazakî
  • Yazarlar
  • Tüm Haberler
  • Daha
    • Spor
    • Kadın
    • Ekonomi
    • Ekoloji
    • Yararlı Bilgiler
    • Sağlık
    • Politika
No Result
View All Result
Çewlik.Net
No Result
View All Result
Anasayfa Manşet Ana Manşet

Çevrecinin Pusulası Yoksa…

by Emin Turhallı
5 Ekim 2025
in Ana Manşet, Ekoloji
0
Çevrecinin Pusulası Yoksa…
Facebook'ta PaylaşX'te PaylaşWhatsapp'ta Paylaş

Dünyanın dört bir yanında kuraklık artıyor, su krizi büyüyor, iklim değişikliği hız kazanıyor. Savaşlar durmuyor, yoksulluk derinleşiyor. Sera gazı salımları, azalan biyoçeşitlilik ve çölleşme artık sadece bilimsel raporların değil, her insanın gündelik yaşamının bir parçası haline geldi. Ne var ki, bu küresel kriz çağında çevrecilerin sesi hâlâ cılız, örgütlenmeleri zayıf ve toplumda yerleri sarsıntılı. Peki neden?

Çünkü çevrecinin pusulası yok.

Bugün çevre örgütleri, dernekler, partiler, bireysel çevreciler ne yazık ki topluma yön gösterecek güçlü bir anlatı sunamıyorlar. Kapitalizm, sosyalizm, demokrasi… Bugüne kadar denenmiş her siyasi ve ekonomik sistem, doğanın dengesini korumakta başarısız oldu. Her biri insanı merkeze koydu, doğayı ise bir kaynak, bir araç, bir mülk gibi gördü. Bu yüzden hiçbir çözüm gerçek anlamda doğaya dost olamadı. Demokrasi adı altında iktidara gelenler demokrasiyi yalnızca bir araç gibi kullanıyor. Sosyalizm emeği kutsarken, kapitalizm parayı. Ama ne biri ne diğeri, doğanın ne söylediğine kulak veriyor. Oysa doğa konuşuyor. Sessiz ama kararlı bir biçimde bize neyi yanlış yaptığımızı anlatıyor.

Bugünün çevrecileri ormanın, ağacın, suyun, toprağın değerinin farkında. Fakat bu farkındalık harekete dönüşmüyor. Çünkü doğayı savunmak, sadece “karşı çıkmakla” sınırlı kalıyor; yeni bir yaşam modeline, güçlü bir düşünsel temele dayanmıyor. Çevreciler henüz bir anlatı oluşturmuş değil. Bu yüzden de toplumda köklü bir karşılık bulamıyorlar.

İsterseniz size bir hikâye anlatayım:

Bir baba, oğlunu büyük şehirlere okumaya gönderir. Oğlu tüm bilimlerde doktorasını yapar; fizik, matematik, kimya… Eve döndüğünde baba der ki: “Bak oğlum, senin gibi okumuş, bilgili biri bu memlekette yok. Ama şimdi sana bir genel kültür sorusu soracağım. Cevaplarsan, gerçekten bir bilim adamı olduğunu kabul edeceğim. “Baba avcunun içine bir şey koyar, “Bakalım ne var burada?” der. Oğlu düşünür, hesaplar, tüm bilimsel yöntemleri uygular ve şöyle der:

“Avucunda içi delikli yuvarlak bir cisim var. Muhtemelen feritî arî (değirmen taşı).”

Baba gülümser: “Demek ki hâlâ bilmiyorsun.”

Çevrecilerin de bugün yaşadığı durum bu. Doğanın döngüsünü biliyorlar, analiz ediyorlar, raporluyorlar ama doğanın dilini henüz duymuyorlar. Oysa Sarım Havzası’nın keklikleri, Xelef balın özgür atları, suyun akışı, güneşin doğuşu hepsi bir şey söylüyor:

“İnsan, doğanın efendisi değil, onun bir parçası olduğunu unuttuğu için kaybediyor.”

Bugün dünyada suyun %70’i tarıma, %15’i sanayiye gidiyor. Geriye doğa için neredeyse hiçbir şey kalmıyor. Kuraklık her yıl daha da şiddetleniyor. Ama insan, bu düzeni sorgulamak yerine onu sürdürüyor. İş, üretim, büyüme… Hep insan merkezli bir çark dönüyor.

Oysa insanın işe değil, aşa ihtiyacı var. Yönetime değil, özgürlüğe. Eğer insan, kendini dünyanın hakimi olarak değil, doğanın bir parçası olarak kabul ederse, o zaman mesele kalmaz.

Bunu yapmanın yolları da var. Dikey tarım gibi yöntemlerle, daha az alanda daha çok üretim yapılabilir. Yerel tohumlar, kendi kendine yeten topluluklar, doğayla uyumlu yaşam biçimleri mümkün. Denizlerin, çöl alanı, Tüm bunlar tüketilmek yerine sürdürülebilir şekilde kullanılırsa, doğa kendini onarır.

Ama bugünkü sistemler içinde bu mümkün değil. Çünkü:

Kapitalizm üretir, doğayı tüketir.
Sosyalizm emeği üretir, yine doğayı tüketir.
İnsanlık doğaya endeksli olmayan sistemler içinde yolunu kaybetti. Bu nedenle çevrecilerin söylemi de pusulasız kaldı. Anlatıları olmadıkça, örgütlenmeleri de sığ ve etkisiz kalmaya mahkûm.
Artık bir başkasının anlatısını beklemeyin.
Ey çevreci, anlatı sensin!
Kendine dön. Kıyametin parçası olma.
Doğaya bak, doğayı dinle. Anlatın doğa olsun, yolunuz onun pusulası.

Tags: çevreDoğaekolojiİklim KriziKapitalizmKuraklıksarım havzasısosyalizm
Previous Post

7 Gollü Maçta Kazanan 12 Bingölspor

Next Post

Joker Filmi Analizi: Arthur Fleck’in Karanlık Dönüşümü ve Toplumun Aynası

Emin Turhallı

Emin Turhallı

Related Posts

Genç Köprüsü’nde feci kaza: 2 ölü, 2 yaralı

Bingöl Genç’te feci kaza: 2 ölü, 2 yaralı

by Haber Merkezi
12 Ekim 2026
0

Bingöl-Diyarbakır kara yolunun Genç ilçesi girişinde yer alan Genç Köprüsü’nde meydana gelen feci trafik kazasında, kontrolden çıkan bir otomobilin demir...

Panoramayê Hewteyî: Se Bi Se Nê Bi!

by Mamoste Mursel
12 Ekim 2026
0

Çewlîg de çîko newe qewim ya. Aşkereyîyê çapî yê Bonglo/Solhan de Baroya Çewlîg ca girewto û serokê baro nişteyê aşkereyî...

İdris Baluken Frankfurt Kitap Fuarı’nda: “Sanat ve siyaset aynı özgürlük arayışının parçalarıdır”

by Haber Merkezi
11 Ekim 2026
0

Bingöllü siyasetçi ve yazar İdris Baluken, 78. Frankfurt Uluslararası Kitap Fuarı'nda cezaevinde kaleme aldığı "OKO" romanının sunumunu gerçekleştirdi. Edebiyatın fiziki...

Next Post
Joker Filmi Analizi: Arthur Fleck'in Karanlık Dönüşümü ve Toplumun Aynası

Joker Filmi Analizi: Arthur Fleck'in Karanlık Dönüşümü ve Toplumun Aynası

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Yazılar

  • Bingöl Genç’te feci kaza: 2 ölü, 2 yaralı 12 Ekim 2026
  • Panoramayê Hewteyî: Se Bi Se Nê Bi! 12 Ekim 2026
  • Turistik Doğu Ekspresi seferleri 21 Aralık’ta başlıyor 12 Ekim 2026

Son Yorumlar

  • Doğan Karasu yazdı: Bingöl Nüfusunun Konuşulan Dil Açısından Genel Analizi için Mehmet Seyitalioğlu
  • Bingöl Üniversitesi Diş Hekimliği Hastanesi hasta kabulüne başladı için Çalan hül
  • Bingöl Üniversitesi Diş Hekimliği Hastanesi hasta kabulüne başladı için Çalan hül
  • PTT Emekçilerinden Torba Yasa Öncesi Meclis’e Uyarı: “Haklarımız Kırmızı Çizgimizdir” için Nihat Oğur
  • Mürsel Bek’in ilk romanı çıktı: ‘Ömür Dediğimiz Dün – Bugün – Yarın’ için İdris Cebba
  • Anasayfa
  • Gizlilik Politikası
  • Yayın İlkeleri
  • Künye/İletişim
İletişim: cewliknet@gmail.com

© 2025 Çewlik.net - Bağımsız İnternet Gazetesi

No Result
View All Result
  • Bingöl Haber
  • Editörün seçtikleri
  • Kültür & Sanat
  • Dosya/Özel Haber
  • Kirdkî/Zazakî
  • Yazarlar
  • Tüm Haberler
  • Daha
    • Spor
    • Kadın
    • Ekonomi
    • Ekoloji
    • Yararlı Bilgiler
    • Sağlık
    • Politika

© 2025 Çewlik.net - Bağımsız İnternet Gazetesi

Web sitemizde size en iyi deneyimi sunabilmemiz için çerezleri kullanıyoruz. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, bunu kabul ettiğinizi varsayarız