İzmir’den hareket eden ekoloji aktivistleri, bölgedeki doğa talanına karşı ses çıkarmak amacıyla önce Varto, ardından Bingöl’de düzenlenecek büyük ekoloji eylemlerine katılmak üzere yola çıktı. “Doğa her yerde doğadır” diyerek Ege’den Bingöl ve Varto’ya bir dayanışma köprüsü kurmayı hedefleyen grup, halkın çevre mücadelesine destek verecek.
Eylem programına göre ekolojistler; yarın saat 11.00’de Varto’da, bir sonraki gün ise yine saat 11.00’de Karlıova’da bir araya gelerek basın açıklamaları ve protesto gösterileri gerçekleştirecek.
Eyleme DEM Parti Milletvekilleri Sümeyye Boz ve Ayten Kordu da katılacak.

Eylemin Odağı: Yaşam Alanlarını Savunmak
Varto ve Bingöl hatlarında yapılması planlanan bu eylemlerin merkezinde; meraların korunması, kontrolsüz madencilik faaliyetleri ve ekosistemi tehdit eden enerji projeleri yer alıyor. Özellikle bölgede artan maden ruhsatları ve su kaynakları üzerindeki baskılar, halkı ve ekolojistleri harekete geçirmiş durumda. Eylemciler, bölgedeki biyolojik çeşitliliğin korunması ve halkın yaşam alanlarına müdahale edilmemesi gerektiğini vurgulamayı amaçlıyor.
JES Tehdidi ve Toplumsal Direniş
Eylemcilerin dikkat çektiği bir diğer önemli konu ise Jeotermal Enerji Santralleri’nin (JES) yarattığı tahribat. Teoride yenilenebilir bir enerji kaynağı gibi sunulsa da, Türkiye’deki birçok uygulama ekolojik bir kriz doğuruyor.
İnsanlar JES Projelerine Neden Karşı Çıkıyor?
Halkın ve ekolojistlerin JES’lere karşı duruşunun arkasında hayati nedenler bulunuyor:
Tarım Arazilerinin Kaybı: JES’ler genellikle verimli toprakların ortasına kuruluyor. Santrallerden salınan ağır metal içerikli buhar, nem dengesini bozarak yerel tarım ürünlerine doğrudan zarar veriyor.
Hava ve Koku Kirliliği: Salınan hidrojen sülfür gazı, ağır bir koku yayarak hem yaşam konforunu düşürüyor hem de uzun vadede ciddi solunum yolu rahatsızlıklarına yol açıyor.
Su Kaynaklarının Zehirlenmesi: Yerin derinliklerinden çıkarılan arsenik, bor ve lityum gibi zehirli maddeler içeren akışkanın usulüne uygun (re-enjeksiyon) yer altına basılmaması, içme sularını ve akarsuları geri dönülemez şekilde kirletiyor.
Ekolojik Denge ve Sismik Risk: Kontrolsüz yer altı müdahaleleri, yerel ekosistemi bozarken aynı zamanda bölgedeki sismik hareketliliği tetikleme riski taşıdığı için halkta tedirginlik yaratıyor.
Ekolojistler, “temiz enerji” maskesi altında doğanın ve yerel yaşamın feda edilmesine izin vermeyeceklerini belirterek tüm duyarlı kesimleri yarın ve ertesi gün gerçekleşecek buluşmalara davet ediyor.



