FİSA Çocuk Hakları Merkezi, “Türkiye’de Çocuğun Yaşam Hakkı” 2025 yılı raporunu yayımladı. Medya izleme, yerel kaynaklar ve insan hakları örgütlerinin verileriyle hazırlanan rapora göre, geçtiğimiz yıl Türkiye’de en az 892 çocuk, devletin koruyucu ve önleyici politikalarının yetersizliği nedeniyle hayatını kaybetti. Merkez, bu ölümlerin “münferit” olmadığını, sistematik bir politika eksikliğinin sonucu olduğunu vurguladı.
Rapora göre yaşamını yitiren 892 çocuğun 599’u oğlan, 251’i ise kız çocuklarından oluşuyor. İllere göre dağılımda Urfa (74 ölüm) bir kez daha listenin ilk sırasında yer alırken; bu ili İstanbul (57), Bolu (40), Gaziantep (38) ve Konya (38) izledi. Veriler, çocuk ölümlerinin özellikle belirli bölgelerde ve büyükşehirlerde yoğunlaştığını gösteriyor.
MESEM ve iş cinayetleri: 95 çocuk ‘çalışırken’ öldü
2025 yılı verileri, çocuk işçiliğindeki ağır tabloyu da gözler önüne serdi. Geçen yıl en az 95 çocuk iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Özellikle Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) kapsamında “öğrenci” statüsünde çalıştırılan 15-17 yaş grubundaki Şerafettin Başarır, Arda Dirmilli, Yağız Yıldız, Alperen Uygun ve Muhammed Kendirci’nin ölümleri, “eğitim” adı altındaki çocuk emeği sömürüsüne dair tartışmaları yeniden alevlendirdi.
İntihar ve bireysel silahlanma tehdidi
Raporda çocukların ruh sağlığına yönelik önleyici politikaların yetersizliğine de dikkat çekildi. Rapora göre, 2025 yılında en az 33 çocuk intihar ederek yaşamına son verdi. Raporda, bu ölümlerin yoksulluk, şiddet ve güvencesizlik gibi yapısal sorunlarla doğrudan ilişkili olduğu belirtildi.
Yine rapora göre 18 çocuk, evdeki silahlarla oynanması veya düğünlerde açılan ateş gibi “bireysel silahlanma” kaynaklı olaylarda hayatını kaybetti. Maraş ve Siverek’teki okul saldırıları, şiddetin ulaştığı boyutu gösteren somut örnekler olarak rapora yansıdı.
Şiddet evde ve okulda üretiliyor
Şiddet sarmalı 2025 yılında da çocukları hedef almaya devam etti. Hayatını kaybeden çocukların 21’i akran şiddeti, 20’si ev içi şiddet ve 14’ü toplumsal cinsiyet temelli şiddet kurbanı oldu. FİSA Çocuk Hakları Merkezi, devletin koruma yükümlülüğünü piyasaya veya sadece aile kurumuna devretmesinin bu ölümlerin temel nedeni olduğunu savundu.
Raporun sonuç bölümünde, Frantz Fanon’un “Önemli olan artık dünyanın bilinmesi değil, değiştirilmesidir” sözüne atıf yapılarak; çocukların yaşam hakkını koruyacak hak temelli politikaların acilen hayata geçirilmesi çağrısı yapıldı.



