Bingöl’ün Karlıova (Kanîreş) ve Muş’un Varto (Gimgim) ilçelerinde ABD merkezli IGNIS H2 Enerji Üretim A.Ş. tarafından hayata geçirilmesi planlanan iki ayrı Jeotermal Enerji Santrali (JES) projesi, bölgede büyük bir endişe dalgasına yol açtı. Uzmanlar ve bölge halkı, bu projelerin sadece doğal yaşamı değil, bölgedeki yerleşik hayatı da geri dönülemez şekilde yok edeceği konusunda hemfikir.
Proje alanı, Karlıova ve Varto arasında kalan ve bölgenin can damarı sayılan 22 köyü doğrudan etkileyecek bir sahayı kapsıyor. Temel geçim kaynağı tarım ve hayvancılık olan halk, projenin meraları ve su kaynaklarını kurutmasından korkuyor. Bu kaygıları dile getirmek ve projeye “dur” demek isteyen ekoloji örgütleri ile yerel halk, 24 ve 25 Nisan tarihlerinde geniş kapsamlı bir eylem düzenlemeye hazırlanıyor.
Karlıova’da JES projesinin etkileyeceği köyler:
Kızılağaç (Aynik), Kaynarpınar (Licik), Kantarkaya (Şorik), Ilıpınar (Çêrmûk), Sakaören (Siqavêlan) ve Kargapazar (Qerxabazar).
Varto’da JES projesinin etkileyeceği köyler:
Tanzik (Armutkaşı), Tatan (Güzelkent), Hemug (Küçüktepe), Çorsan (Yeşildal), Xwarik (Çallıdere) ve ona bağlı Dewreşêli mezrası, Qasiman, Ameran (Onpınar), Zengena (Güzeldere), Mengel (Alabalık), Kuzik (Gölyayla), Civarkan (Kartaldere), Caneseran (Dağcılar), Xaşxaş (Eryurdu), Uskira (Çaylar), Şorik (Tuzlu), Şeman (Taşlıyayla), Gadizan (Ozankent), Badan (Teknedüzü).

Peki, “yenilenebilir” olarak sunulan bu enerji türü neden bu kadar büyük bir tepkiyle karşılanıyor?
Jeotermal Enerji Nedir?
Jeotermal enerji, yer kabuğunun derinliklerinde biriken ısının, sıcak su veya buhar yoluyla yeryüzüne çıkarılarak elektrik üretilmesinde kullanılmasıdır. Güneş ve rüzgar gibi “yenilenebilir” kategorisinde yer alsa da, uygulama aşamasında yer altındaki kimyasalların yüzeye salınması bu enerjiyi çevre için tartışmalı bir hale getiriyor.
JES Doğada Nasıl Olumsuz Sonuçlar Doğurur?
Jeotermal santrallerin çevre üzerindeki en büyük tehdidi, yer altından çekilen akışkanın içeriğinde saklıdır. Bu su ve buharla birlikte yüzeye çıkan ağır metaller (bor, arsenik, lityum) ve yoğuşmayan gazlar (hidrojen sülfür, karbondioksit) doğru yönetilmediğinde şu sonuçlara yol açar:
- Hava Kirliliği: Hidrojen sülfür gazı, bölgeye “çürük yumurta” kokusu yayar ve asit yağmurlarına neden olarak bitki örtüsüne zarar verir.
- Su Kaynaklarının Zehirlenmesi: Yerin derinliklerinden gelen yüksek tuzlu ve ağır metalli su, dere yataklarına veya yer altı sularına karıştığında tarımsal sulamayı imkansız hale getirir.
- Toprak Verimsizliği: Topraktaki bor miktarının artması, bitkilerin kurumasına ve ürün veriminin düşmesine neden olur.
- Sismik Hareketlilik: Yer altına suyun geri basılması (reenjeksiyon) işlemi, hassas fay hatlarını tetikleyerek mikro depremlere yol açabilir.
Ege Deneyimi: İncir ve Zeytinin “Jeotermal” ile İmtihanı
Türkiye, JES’in etkilerini en somut şekilde Aydın ve Manisa illerini kapsayan Ege bölgesinde deneyimledi. Ege’deki kontrolsüz JES artışı, bölgedeki tarımsal ekosistemde ciddi hasarlar bıraktı:
- Ürün Kaybı: Aydın’da dünyanın en kaliteli incirleri ve zeytinleri, JES’lerin yaydığı nem ve kükürt gazı nedeniyle rekolte kaybı yaşadı. İncirlerin üzerindeki siyah lekeler ve erken dökülmeler, yerel ekonomiyi sarstı.
- Arı Ölümleri: Jeotermal buharın yarattığı nem dengesizliği ve hava kirliliği, bölgedeki arıcılık faaliyetlerini bitirme noktasına getirdi.
- Sağlık Sorunları: Yerel raporlar, JES yoğunluğunun olduğu bölgelerde kanser vakalarında ve solunum yolu hastalıklarında artış olduğunu iddia ediyor.

Bingöl ve Muş Halkı Neden Tepkili?
Varto ve Karlıova gibi yüksek rakımlı, hayvancılığın kalbi sayılan bölgelerde insanlar “Ege senaryosunun” tekrarlanmasından korkuyor. Bölge halkının tepkisinin ana nedenleri şunlar:
- Meraların Kaybı: JES boru hatları ve santral binaları, hayvancılık için hayati öneme sahip meraların bölünmesine ve yok edilmesine neden oluyor.
- Su Kıtlığı Riski: Bölgedeki kısıtlı su kaynaklarının santral operasyonları için kullanılması veya kirletilmesi, hem içme suyunu hem de tarımı tehdit ediyor.
- Sosyo-Ekonomik Yıkım: Sanayileşmenin getireceği çevresel bozulma, bölgedeki geleneksel hayvancılık kültürünü tamamen bitirebilir.

Fay Hattı Üzerinde Tehlikeli Deney: Deprem Riski
Projenin en çok tartışılan ve bölge halkında derin bir endişe yaratan yönü, tesislerin dünyanın en aktif tektonik kuşaklarından birinin tam üzerinde planlanması. Uzmanlar, jeotermal sondaj çalışmalarında kullanılan yüksek basınçlı akışkan enjeksiyonunun (reenjeksiyon), yer altındaki hassas sismik dengeleri bozabileceği konusunda kritik uyarılarda bulunuyor.
Özellikle Kuzey Anadolu Fay Hattı (KAF) ile Doğu Anadolu Fay Hattı’nın (DAF) kesişim noktası olan ve sismik açıdan “dünyanın en tehlikeli düğüm noktalarından biri” olarak kabul edilen Karlıova ekseninde yapılacak bu tür müdahaleler, halkın en büyük korkusu haline gelmiş durumda. Bilimsel veriler, yer altına yüksek basınçla sıvı gönderilmesinin fay yüzeylerindeki sürtünmeyi azaltarak bir “yağlama” etkisi yarattığına ve bu durumun uyuyan fayları tetikleyebileceğine dikkat çekiyor.

24-25 Nisan tarihlerinde yapılacak olan eylemler, sadece bir çevre protestosu değil, aynı zamanda halkın kendi yaşam alanlarını ve ekonomik geleceğini koruma mücadelesi olarak görülüyor. Ekoloji örgütleri, “Temiz enerji adı altında doğanın ve geçim kaynaklarının talan edilmesine izin vermeyeceğiz” mesajını vurguluyor.




