Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), ortaokullarda seçmeli olarak okutulan “Yaşayan Diller ve Lehçeler Dersi” bünyesindeki Zazakî için müstakil bir öğretim programı oluşturdu. Daha önce Kürtçenin Kurmancî lehçesiyle ortak bir müfredat çatısı altında ele alınan Zazakî, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” kapsamında hazırlanan yaklaşık 200 sayfalık yeni müfredat doğrultusunda 5, 6, 7 ve 8’inci sınıflarda bağımsız bir program olarak okutulacak.
Kürt Stratejik Araştırma Merkezi, söz konusu düzenlemenin ardından açıklama yaptı. “Zazaki Kürt Dilinin Özüdür, Bürokratik Kararlarla Koparılamaz” başlığıyla yapılan açıklamada, “Milli Eğitim Bakanlığı’nın Zazacayı Kürtçeden tamamen yalıtılmış, bağımsız bir dil olarak tasnif edip ayrı bir müfredata bağlama kararı; tarihsel, sosyolojik ve bilimsel gerçeklikleri göz ardı eden politik ve yapay bir ayrıştırma girişimidir” denildi.
Açıklamanın devamı şöyle:
“Yüzyıllardır aynı tarihsel belleği, ortak coğrafyayı, toplumsal kaderi ve kültürel muhayyileyi paylaşan bir halkın dilsel zenginliğini idari tasarruflarla parçalamaya çalışmak kesinlikle kabul edilemez.
Zazacanın Kürt dil ailesinin kadim bir lehçesi olduğu gerçeği, konjonktürel yaklaşımlarla silinemeyecek kadar köklü vesikalarla sabittir. 1597 tarihli Şerefname’den başlayarak bölge tarihini ve sosyolojisini kaydeden temel kaynaklar, Kürtleri dilsel ve toplumsal kollara ayırırken Zaza havzasını daima bu bütünlüğün ayrılmaz bir sütunu olarak kaydetmiştir.
19. yüzyılın büyük medrese alimlerinden Molla Halil el-Si’ridi, eserlerinde Kürtçenin ana kollarını sayarken Zazakî’yi doğrudan bu lisanın temel bir şubesi olarak tarif etmiştir. Zazaca basılmış ilk edebi ve dini eser niteliğini taşıyan Mela Ehmedê Xasî’nin 1899 tarihli Mevlid’inde ve bizzat dönemin Osmanlı Maarif Nezareti’nin verdiği resmi basım ruhsatında eserin dili tereddütsüz bir biçimde “Kürtçe’nin Zaza lisanı” olarak tescil edilmiştir.
Mesele sadece yazılı metinlerle sınırlı kalmamıştır. Bu hakikati ise bizzat halkın kendi öz tanımlamasıdır. Dersim’den Bingöl’e, Elazığ’dan Diyarbakır’a uzanan geniş coğrafyada Zazaca konuşan milyonlarca insan, yüzyıllardır kendi dilini “Kirdkî” ya da “Kirmanckî“, kendini ise “Kird” veya “Kırmanc” olarak adlandırmaktadır.
Bu topraklarda yaşayan insanların kendi kimliklerini tarif ederken kullandıkları kök doğrudan Kürtlüğe dayanırken, dışarıdan kurgulanan yapay sınıflandırmalarla bu bağı koparmaya çalışmak toplumsal hafızayı inkar etmektir. 1925 Şeyh Said Hareketi’nden 1937–38 Dersim trajedisine kadar modern tarihin en kritik dönemeçlerinde Zazaca konuşan aktörlerin tümü, hem resmi devlet kayıtlarında hem de halkın ortak hafızasında Kürt kimliğinin öznesi olarak yer almıştır.
Bir dilin farklı lehçelerine pedagojik ihtiyaçlar doğrultusunda ayrı ders kitapları ve özel öğretim programları hazırlanması anlaşılabilir bir eğitim adımı olabilir. Ancak bu çeşitliliği, onu var eden gövdeden tamamen koparıp “ayrı bir millet, ayrı bir dil” yanılsamasına dönüştürmek büyük bir infialdir. Kürt dili; Kurmancî, Zazakî (Kirdkî), Soranî ve Goranî kollarıyla bir bütündür. Tarihin, ulemanın, yazılı edebiyatın ve bizzat o dili konuşan halkın açık iradesi ortadayken, bürokratik kararlarla Zazacanın Kürtçeden ayrıştırılmasını asla kabul etmiyoruz.”



