Bingöl’ün Karlıova ilçesinde altı köyü çevreleyen Karacehennem Ormanları’nda yeniden ağaç kesimleri planlanıyor. ‘Gençleştirme’ adı altında yapılmak istenen kesimlere karşı bir araya gelen köylüler, “Ormanları yalnızca ekonomik kaynak olarak gören anlayışın terk edilmelidir” dedi.
Bingöl’ün Karlıova ilçesinde Kızılağaç, Sağnis, Hawarik, Haciyan, Azizan ve Şevika Jerîn köylerinin çevrelediği Karacehennem Ormanları, yeniden ağaç kesimi planlarıyla gündeme geldi.
Çatışmalı dönemlerde giriş ve çıkışların yasaklandığı ve uzun dönem boyunca ağaçların tahrip edildiği ormanlık alanda, yetkililer tarafından ‘gençleştirme’ adı altında yeniden ağaç kesimi yapılması planlanıyor.
Ormanlarının yok edilmesine karşı çıkan köylüler, yaşanan duruma tepki göstermek amacıyla bir araya gelerek bir ekoloji etkinliği ve basın açıklaması düzenledi.
Kızılağaç köyündeki basın açıklamasına Karlıova ilçesinin yanı sıra Bingöl merkezden ve Muş’un Varto ilçesinden çok sayıda kişi katıld.
Program Kızılağaç Taziye Evi’ndeki kahvaltıyla başladı
Etkinlik, sabah saatlerinde Kızılağaç köyündeki Taziye Evi’nde düzenlenen bir kahvaltıyla başladı.
Köylülerin ve ekolojistlerin bir araya geldiği kahvaltıda katılımcılar bölgede son yıllarda hayata geçirilen orman ve doğa politikalarını, kesim kararlarının hangi süreçlerden geçerek alındığını ve bu uygulamaların halkın yaşam alanlarına etkisini konuştu.
Sohbette sıklıkla “ekokırım” kavramı öne çıktı; katılımcılar, ormana yönelik sistematik kesimlerin yalnızca ağaç kaybı değil, bölgenin su döngüsü, toprak yapısı ve biyoçeşitliliği açısından da kalıcı bir tahribat anlamına geldiğini dile getirdi.
Kahvaltının ardından katılımcılar, basın açıklamasının yapılacağı ormanlık alana geçti.
‘Doğamız sermayeciler tarafından talan ediliyor’
Ormanlık alanda gerçekleştirilen eylemde basın açıklamasından önce konuşan eğitimci Mürsel Bek, bölgedeki ağaçların ve su kaynaklarının korunması gerektiğini vurguladı.
Mürsel Bek konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Biz diyoruz ki ağaçlarımız, ormanlarımız doğamız talan edilmesin. Biz diyoruz ki suyumuz kesilmesin. Biz diyoruz bir doğamız katledilmesin. Maalesef, dediğimiz yer yaşam ruhuna, insanlık ruhuna sahip. Bu yerler, şu an sermayedarlar tarafından talan ediliyor. Cennet parçası doğamızı kendi kontrolleri altına almak istiyorlar, kirletmek istiyorlar. Kendi paralarının gölgesi altında istedikleri gibi kullanmak istiyorlar. Biz bunu istemiyoruz. Dernek ve şahısların iradesiyle oluşan bu grubun amacı buna dur demek.”
‘Kesimler derhal durdurulmalı’
Bek’in konuşmasının ardından basın açıklamasını köylülerden Fatih Kül okudu.
Açıklamada, ormanın yalnızca ekonomik bir kaynak olarak görülemeyeceği, suyun, toprağın, havanın, bitki ve hayvan varlığının yanı sıra oranın halkının da ormanla birlikte var olduğu vurgulandı.
Kül, 2021 yılında Kızılağaç, Meşeli ve Çatak köyleri çevresinde başlayan ve o dönem “rutin gençleştirme çalışması” olarak tanımlanan kesimlere de dikkat çekerek, aradan geçen sürede halkın itirazlarının hala karşılık bulmadığını söyledi.
Açıklamada, kesim kararlarının dayandığı plan ve teknik raporların kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşılması, kesim yapılan ve yapılması planlanan alanların bağımsız uzmanlar, ekoloji örgütleri ve yerel halkın katılımıyla yeniden incelenmesi talep edildi.
Kül, orman yönetimine ilişkin kararlarda bölgede yaşayan halkın söz ve karar hakkının göz ardı edilemeyeceğini belirterek, güvenlik gerekçesiyle halkın bilgiye ve kendi yaşam alanına erişiminin kısıtlanmaması gerektiğini ifade etti.
‘Orman bir hammadde deposu değildir’
Bugün aynı ormanlarda ağaç kesimlerinin yeniden gündeme gelmesinin geçmişte yaşanan tartışmaların ve yapılan itirazların hala yanıtlanmadığını gösterdiğini belirten Fatih Kül, süreci sadece basit bir ağaç kesimi olarak görmediklerini, Karacehennem Ormanları’nda yaşananların doğaya ve yaşam alanlarına yönelik ciddi bir müdahale olduğunu kaydetti.
Kül, konuşmasının devamında orman ekosisteminin anlamına ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
“Ormanlar, insanın sınırsız kullanımına sunulmuş bir hammadde deposu değildir. Orman; suyun, toprağın, havanın, bitkilerin, hayvanların ve insan topluluklarının birbirine bağlı olduğu canlı bir ekosistemdir. Bir ormanın değeri yalnızca ekonomik getirisiyle ya da kesilecek ağaçların yaşıyla ölçülemez.
Orman, su varlıklarının korunmasıdır. Toprağın yaşamını sürdürmesidir. Biyoçeşitliliğin devamlılığıdır. İklim krizine karşı doğal bir savunmadır. Yaban hayatının yaşam alanıdır. Aynı zamanda ormanla birlikte yaşayan insanların hafızası, kültürü ve geleceğidir.”
Açıklama, kesimlerin derhal durdurulması çağrısı ve ormanların “ekonomik bir kaynak değil, ekolojik bir ortak varlık” olarak korunması gerektiği vurgusuyla sona erdi.
Köylüler ne istiyor?
Etkinliğe katılanlar, taleplerini şu başlıklar altında özetledi:
- Karacehennem Ormanları’ndaki kesimlerin derhal durdurulması
- Kesim planlarına ilişkin belgelerin kamuoyuna açık ve şeffaf biçimde sunulması
- Kesim kararı alınacak alanların bağımsız uzman, ekoloji örgütü ve halk katılımıyla incelenmesi
- Orman politikalarına ilişkin karar süreçlerine köylülerin, kadınların ve ekoloji örgütlerinin doğrudan katılımının sağlanması



