Cerrahi onkoloji uzmanı Prof. Dr. Bahri Çakabay’ın ilk kitabı Askı Sütürleri, tıp dünyasında geçen uzun yılların birikimini edebiyatın diliyle bir araya getiriyor.
Yalnızca bir cerrahın meslek yaşamını anlatmanın ötesine geçen eser; hafızayı, dostluğu, yalnızlığı, aşkı ve insanın varoluş arayışını merkeze alan çok katmanlı bir anlatı sunuyor. Ameliyathane koridorlarından hayatın derinliklerine uzanan kitap, son dönemin dikkat çeken ilk eserleri arasında yer alıyor.
Çakabay, ameliyathanelerde edindiği deneyimi edebiyatın imkânlarıyla buluştururken ortaya klasik anlamda bir otobiyografi veya yalnızca bir meslek anısı koymuyor; hafıza, mekân, dostluk, kayıp, aşk ve varoluş üzerine kurulu bir metin inşa ediyor.
Tıbbi Bir Teknoloji Hayatın Metaforuna Dönüşüyor
Kitabın adı, bu yaklaşımın güçlü bir simgesi olarak öne çıkıyor. Cerrahide “askı sütürü”, ameliyat sırasında dokuyu geçici olarak taşıyan ve cerraha çalışma alanı açan bir tekniktir. Çakabay bu teknik kavramı hayatın kendisine taşıyor.
Eserin merkezindeki metafora göre insan; yaşam boyunca kalıcı kahramanlıklarla değil, dostluklar, küçük iyilikler, beklenmedik karşılaşmalar ve omuza konan sessiz bir elle ayakta kalır.
Askı Sütürleri’nin en önemli başarılarından biri hekimliği romantize etmeden anlatabilmesidir. Nöbetler, hastaneler, yorgunluk, ölümle yüzleşme, mesleki sorumluluk ve gençlik idealleri aynı metinde buluşurken; okur yalnızca bir cerrahın hikâyesini değil, bir kuşağın zihinsel ve duygusal iklimini de okur.
Ankara, Bingöl ve Düşünsel Diyaloglar
Metin boyunca Ankara, Bingöl ve yolculuklar yalnızca coğrafi duraklar değil; belleğin ve kimliğin kurucu mekânları hâline gelir.
Kitaplarda, sinema salonlarında, otobüs terminallerinde ve hastane koridorlarında dolaşan anlatıcı; aynı zamanda Sartre, Dostoyevski, Proust, Camus, Oğuz Atay, Márquez ve Murathan Mungan gibi isimlerle düşünsel bir diyalog kurar.
Bu göndermeler gösteriş amacı taşımadan anlatının doğal dokusuna yerleşir.
Çakabay’ın sade ama yoğun, şiirsel ama ölçülü dili; özellikle mekân tasvirlerinde ve hafıza pasajlarında cerrahi deneyimi evrensel bir insanlık hâline dönüştürüyor.
Bugün tıp alanında yayımlanan birçok metin bilimsel bilginin sınırları içinde kalırken, Askı Sütürleri insanın iç dünyasını merkeze alarak farklı bir yol açıyor.
Olgun bir anlatı disiplini taşıyan eser, yaraları kapatmaktan çok insanın yaşam boyunca hangi görünmez desteklerle ayakta kaldığını hatırlatıyor.




