• Anasayfa
  • Gizlilik Politikası
  • Yayın İlkeleri
  • Künye/İletişim
Çarşamba, 14 Ekim, 2026
No Result
View All Result
İLETİŞİM
Çewlik.Net
  • Bingöl Haber
  • Editörün seçtikleri
  • Kültür & Sanat
  • Dosya/Özel Haber
  • Kirdkî/Zazakî
  • Yazarlar
  • Tüm Haberler
  • Daha
    • Spor
    • Kadın
    • Ekonomi
    • Ekoloji
    • Yararlı Bilgiler
    • Sağlık
    • Politika
  • Bingöl Haber
  • Editörün seçtikleri
  • Kültür & Sanat
  • Dosya/Özel Haber
  • Kirdkî/Zazakî
  • Yazarlar
  • Tüm Haberler
  • Daha
    • Spor
    • Kadın
    • Ekonomi
    • Ekoloji
    • Yararlı Bilgiler
    • Sağlık
    • Politika
No Result
View All Result
Çewlik.Net
No Result
View All Result
Anasayfa Manşet Ana Manşet

Türkan Elçi’den Ne İstiyoruz?

by Mazlum BUCUKA
2 Aralık 2025
in Ana Manşet, Forum, Yazarlar
0
Türkan Elçi'den Ne İstiyoruz?
Facebook'ta PaylaşX'te PaylaşWhatsapp'ta Paylaş

CHP İstanbul Milletvekili Türkan Elçi’nin son günlerde maruz kaldığı linç kampanyası, Türkiye siyasetinin ve kamusal tartışma kültürünün içine düştüğü derin çukuru bir kez daha gözler önüne serdi. 

Elçi’nin, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun İmralı’ya heyet gönderilmesi önerisine karşı oy kullanmasıyla başlayan ve Diyarbakır Barosu’ndan kaydını sildirmesiyle tırmanan bu tartışma, içerdiği eleştirilerin ötesinde, meseleyi hızla bir şahsiyet infazına dönüştürdü.

Siyasetçilerin eleştirilmesi elbette demokratik bir haktır ve kaçınılmazdır. Ancak Türkan Elçi’ye yöneltilen oklar, onun siyasi pozisyonunu, oyunu veya baro ile yaşadığı ihtilafı aşarak, doğrudan onun kimliğini, daha da kötüsü, “Tahir Elçi’nin eşi” statüsünü hedef aldı. Bu durum, Türkiye’de siyaset yapma alanının, özellikle belirli hassas konularda, ne kadar dar ve tahammülsüz olduğunu gösteriyor.

Türkan Elçi, siyaset sahnesine çıktığı günden itibaren, sadece bir CHP milletvekili değil, aynı zamanda faili meçhul cinayetlerle mücadele eden bir avukatın ve barışın sembolü Tahir Elçi’nin eşi olarak da tanımlandı. Bu miras, ona bir yandan büyük bir onur ve toplumsal kredi sağlarken, diğer yandan da sırtına ağır bir sorumluluk yükledi. Toplumun bir kesimi, onun her eyleminde Tahir Elçi’nin bıraktığı ideolojik çizgiyi kusursuzca sürdürmesini bekledi, bekliyor.

İşte tam bu noktada, Türkiye siyasetinin en büyük ikilemi ortaya çıkıyor: Kişisel ve siyasal özerklik meselesi.

Türkan Elçi, İmralı oylaması ve baro kaydını sildirme kararlarıyla, belki de bilinçli bir şekilde, bu “beklentiler hapishanesinden” çıkmaya çalıştı. Ancak bu çaba, bir grup tarafından “ihanet” olarak yaftalandı. Eleştirilerin odağında, Elçi’nin CHP çatısı altında siyaset yapmasının, onun Kürt meselesine dair tavrını “yumuşattığı” veya “değiştirdiği” algısı yatıyor. Oysa siyaset, dar bir ideolojik kalıba sığdırılamayacak kadar girift bir alandır. CHP içindeki pozisyonu, onun kişisel olarak İmralı ziyaretine dair olumsuz düşünceye sahip olmasını engellemeli midir?

Elçi’nin son açıklamasında kullandığı dil, bu yoz ve şımarık kültüre karşı bir isyan çığlığıdır. O, barış ve hak mücadelesinin, “nobran, hak arama kisvesi altında hak yiyen” bir linç diline dönüşmesinden duyduğu rahatsızlığı dile getiriyor. Bu, yalnızca Türkan Elçi’ye yöneltilen bir eleştiri değil; barış ve demokrasi iddiasındaki çevrelerin bile kolayca kapıldığı bir ahlaki yozlaşma eleştirisidir.

Diyarbakır Barosu’ndan kaydını sildirmesiyle ilgili yaptığı açıklamalar da dikkate değer. Elçi, bunu kişisel bir hak gaspı ve baro yönetiminin tarafgir tutumu nedeniyle yaptığını, kurumsal kimliğe zarar vermemek için o dönemde sessiz kaldığını söylüyor. Bu, sıradan bir avukatın mesleki ihtilafı olabilecekken, mesele Türkan Elçi olduğunda, tüm detayları çarpıtılarak siyasi bir silaha dönüştürüldü.

Türkan Elçi’nin isyanı, tam olarak buraya odaklanıyor: Hakkını aramak için attığı hukuki adımların dahi, ailesi ve hatta vefat etmiş eşi üzerinden kirli bir polemik malzemesi yapılması.

Buradaki temel problem, eleştirilerin siyasi zeminden kayarak, bir kadının kişisel onurunu ve aile bağlarını hedef almasıdır. Tahir Elçi’nin mirası, ne onun eşinin ne de çocuklarının her anını denetleme yetkisini kimseye vermez. Bu mirası korumak adına, hayatta olan bir kadının kişilik haklarını hiçe sayan bir dil kullanmak, ahlaki bir çelişkidir.

Peki biz Türkan Elçi’den ne istiyoruz?

Kendisinin ve ailesinin hakları gasp edildiğinde dahi sessiz kalmasını mı? Siyaset yaparken, Tahir Elçi’nin bir sureti gibi davranmasını mı? Siyasetin getirdiği zorunlu uzlaşma ve farklılaşmaları bir kenara bırakarak, dar bir ideolojik hattın dışına çıkmamasını mı?

Eğer hedefimiz şiddetsiz bir dilin ve hak temelli siyasetin egemen olmasıysa, eleştirinin sınırlarını iyi çizmeliyiz. Eleştiri, bir fikri veya eylemi sorgular; linç ise, kişinin varoluşunu ve onurunu hedef alır.

Türkan Elçi’nin bu sistematik saldırıya karşı yargı yoluyla hesaplaşacağını açıklaması, aslında karanlık mecralardan türeyen bu şımarık kültüre karşı verilmiş önemli bir duruş cevabıdır. Barış mücadelesi, ne tek bir partinin tekelindedir ne de tek bir ideolojik hattın bekçiliğini yapmakla mümkündür.

Türkiye’nin ihtiyacı olan, Elçi’nin de vurguladığı gibi, hakkaniyetli bir adalet arayışı ve kendisine benzemeyeni yok etmeye hevesli yoz kültürü reddeden, onurlu bir tartışma zeminidir. 

Türkan Elçi’den istenmesi gereken tek şey, kendi inandığı yolda, onuruyla siyaset yapma hakkına saygı göstermektir. Geri kalan her şey, Tahir Elçi’nin mücadelesini anlamamış, aksine onu kendi dar siyasetine malzeme etmeye çalışanların gürültüsüdür.

Tags: chpİmralıkürt sorunumeclisMilli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonutahir elçitürkan elçi
Previous Post

Bingöl’de Deprem Yönetmeliği Uygulamaları Eğitimi Başladı

Next Post

Kasım Ayı Enflasyon Verileri Açıklandı

Mazlum BUCUKA

Mazlum BUCUKA

Related Posts

Genç Köprüsü’nde feci kaza: 2 ölü, 2 yaralı

Bingöl Genç’te feci kaza: 2 ölü, 2 yaralı

by Haber Merkezi
12 Ekim 2026
0

Bingöl-Diyarbakır kara yolunun Genç ilçesi girişinde yer alan Genç Köprüsü’nde meydana gelen feci trafik kazasında, kontrolden çıkan bir otomobilin demir...

Panoramayê Hewteyî: Se Bi Se Nê Bi!

by Mamoste Mursel
12 Ekim 2026
0

Çewlîg de çîko newe qewim ya. Aşkereyîyê çapî yê Bonglo/Solhan de Baroya Çewlîg ca girewto û serokê baro nişteyê aşkereyî...

İdris Baluken Frankfurt Kitap Fuarı’nda: “Sanat ve siyaset aynı özgürlük arayışının parçalarıdır”

by Haber Merkezi
11 Ekim 2026
0

Bingöllü siyasetçi ve yazar İdris Baluken, 78. Frankfurt Uluslararası Kitap Fuarı'nda cezaevinde kaleme aldığı "OKO" romanının sunumunu gerçekleştirdi. Edebiyatın fiziki...

Next Post
Mayıs ayı enflasyon rakamları açıklandı: Yıllık enflasyon yüzde 32,61 oldu

Kasım Ayı Enflasyon Verileri Açıklandı

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Yazılar

  • Bingöl Genç’te feci kaza: 2 ölü, 2 yaralı 12 Ekim 2026
  • Panoramayê Hewteyî: Se Bi Se Nê Bi! 12 Ekim 2026
  • Turistik Doğu Ekspresi seferleri 21 Aralık’ta başlıyor 12 Ekim 2026

Son Yorumlar

  • Doğan Karasu yazdı: Bingöl Nüfusunun Konuşulan Dil Açısından Genel Analizi için Mehmet Seyitalioğlu
  • Bingöl Üniversitesi Diş Hekimliği Hastanesi hasta kabulüne başladı için Çalan hül
  • Bingöl Üniversitesi Diş Hekimliği Hastanesi hasta kabulüne başladı için Çalan hül
  • PTT Emekçilerinden Torba Yasa Öncesi Meclis’e Uyarı: “Haklarımız Kırmızı Çizgimizdir” için Nihat Oğur
  • Mürsel Bek’in ilk romanı çıktı: ‘Ömür Dediğimiz Dün – Bugün – Yarın’ için İdris Cebba
  • Anasayfa
  • Gizlilik Politikası
  • Yayın İlkeleri
  • Künye/İletişim
İletişim: cewliknet@gmail.com

© 2025 Çewlik.net - Bağımsız İnternet Gazetesi

No Result
View All Result
  • Bingöl Haber
  • Editörün seçtikleri
  • Kültür & Sanat
  • Dosya/Özel Haber
  • Kirdkî/Zazakî
  • Yazarlar
  • Tüm Haberler
  • Daha
    • Spor
    • Kadın
    • Ekonomi
    • Ekoloji
    • Yararlı Bilgiler
    • Sağlık
    • Politika

© 2025 Çewlik.net - Bağımsız İnternet Gazetesi

Web sitemizde size en iyi deneyimi sunabilmemiz için çerezleri kullanıyoruz. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, bunu kabul ettiğinizi varsayarız