Türkiye ve Suudi Arabistan, 2018’deki Kaşıkçı cinayeti sonrası kopma noktasına gelen ilişkilerde ‘tam normalleşme’ süreci, diplomatik ve hususi pasaport sahiplerine yönelik vize muafiyeti anlaşmasıyla devam ediyor.
Ankara’da düzenlenen Türk-Suudi Koordinasyon Konseyi Üçüncü Toplantısı, sadece ikili vizeleri değil, İran ile Batı arasındaki askeri gerilimin tırmandığı bir dönemde “bölgesel sahiplenme” mesajlarını da ön plana çıkardı.
Yeşil Pasaport Sahibi Suudi Arabistan’a Vizesiz Gidebilecek
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Suudi mevkidaşı Prens Faysal bin Ferhan Al-Suud tarafından imzalanan anlaşma ile diplomatik pasaportların yanı sıra kamuoyunda “yeşil pasaport” olarak bilinen hususi pasaport sahipleri (üst düzey memurlar, ihracatçılar ve aileleri) Suudi Arabistan’a vizesiz seyahat edebilecek.
Muafiyetin hac ve umre dışındaki turistik seyahatleri kapsaması bekleniyor. Hac kotaları ve özel protokoller mevcut statüsünü koruyacak.
Suudi vatandaşları halihazırda Türkiye’ye vizesiz giriş yapabiliyor; bu anlaşma ile diplomatik düzeyde karşılıklılık sağlandı.
Kaşıkçı Krizinden Stratejik Ortaklığa
2016’da kurulan ancak Kaşıkçı cinayeti sonrası askıya alınan Koordinasyon Konseyi, 2025’teki Riyad toplantısının ardından bugün Ankara’da üçüncü kez toplandı. İki ülke, 2025 yılında ulaştıkları 8,5 milyar dolarlık ticaret hacmini kısa vadede 10 milyar dolara çıkarmayı hedefliyor. Suudi Arabistan’ın Karaman ve Sivas’taki 2 milyar dolarlık yenilenebilir enerji yatırımları, ekonomik entegrasyonun en somut adımları olarak görülüyor.
Hürmüz Boğazı ve ‘Dörtlü Oluşum’ Mesaisi
Görüşmenin zamanlaması, Ortadoğu’daki askeri hareketlilik açısından kritik bir öneme sahip. Özellikle 28 Şubat’ta başlayan ABD-İsrail-İran gerilimi sonrası Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan’dan oluşan “dörtlü yapı”, bölgesel güvenliğin ana aktörü olma iddiasında.
Bakan Fidan’ın masadaki stratejik mesajları:
- Bağlantısallık ve Enerji: Hürmüz Boğazı’nın kapatılma riski karşısında Türkiye, Körfez rezervlerinin dünya pazarlarına ulaştırılması için kendi toprakları üzerinden geçecek alternatif güzergahların önemine dikkat çekti.
- Hürmüz Krizi: Türkiye, boğazdan geçişlerin serbest olması gerektiğini savunurken, İran’ın “geçiş ücreti” gibi uygulamalarına karşı net bir tavır sergiliyor.
- Bölgesel Sahiplenme: Fidan, sorunların dış müdahale yerine bölge ülkeleri tarafından çözülmesini öngören “bölgesel sahiplenme” vizyonunu mevkidaşıyla paylaştı.




