Yaklaşık 600 bin yıl önce, bölgenin jeolojik kaderini belirleyen devasa bir doğa olayı yaşandı. Nemrut ve Süphan volkanlarından çıkan lav akıntıları, Dicle ve Fırat havzasına akan suların önünü kesti ve Van Havzası kapalı bir sistem hâline geldi. Bu doğal setin ardında biriken sular, bugün Türkiye’nin en büyük gölü, dünyanın ise en büyük sodalı gölü olan Van Gölü’nü oluşturdu.
Bugün Van Gölü yalnızca bir su kütlesi değil; Doğu Anadolu’nun iklim düzenleyicisi, tarımın, hayvancılığın ve yaşamın sigortasıdır. Ancak son yıllarda yaşanan çekilmeler, gölün tarihindeki en ciddi ekolojik kırılma sürecine işaret etmektedir.
Bozkırın Ortasında Bir Mikro-İklim Mekanizması
Van Gölü’nün temel fiziki özellikleri şunlar:
Rakım: Yaklaşık 1.640 metre
Yüzölçümü: Yaklaşık 3.755 km²
Ortalama derinlik: 171 metre
Maksimum derinlik: Yaklaşık 451 metre
Bu büyüklük ve derinlik, Van Gölü’nü sıradan bir göl olmaktan çıkararak iç deniz niteliğine taşır.
Doğu Anadolu’nun orman varlığı sınırlı, karasal ve sert iklim koşullarına sahip yapısı düşünüldüğünde, Van Gölü çevresinde mikro-klima oluşturan tek doğal unsurdur.
Bilimsel olarak bilinen gerçek şudur: Su kütleleri ısıyı geç soğurur ve geç bırakır. Bu özellik, kışların daha ılıman, yazların ise daha serin geçmesini sağlar. Göl, buharlaşma yoluyla atmosfere nem verir. Nem; yağmurun, karın, rüzgâr rejimlerinin ve bitkisel üretimin temel koşuludur.
Van Gölü olmasaydı kışlar aşırı soğuk ve kuru olur, kar ve yağmur oluşumu ciddi biçimde azalırdı. Nitekim kutuplarda yağışın yok denecek kadar az olmasının nedeni, havanın aşırı soğuk ve nemden yoksun olmasıdır.
Van Gölü’nün sağladığı bu nem ve ılımanlık olmasa; Adilcevaz’ın cevizleri, Erciş’in bağları, Bitlis ve Van havzasının meraları var olamazdı.
Bir Su Kütlesinden Fazlası: Eşsiz Bir Ekosistem
Van Gölü, yüksek alkaliniteye (sodalı yapı) sahip olması nedeniyle dünyada benzeri az bulunan bir biyolojik sisteme sahiptir.
Gölün sodalı ve tuzlu yapısı, çoğu balık türünün yaşamasına izin vermez. Bu nedenle gölde yalnızca tek doğal balık türü bulunur: İnci kefali.
İnci kefali;
Endemiktir,
Üreme döneminde sodalı sudan çıkarak tatlı su akarsularına göç eder,
Bölge halkı için ekonomik, kültürel ve ekolojik bir değerdir.
Bunun yanı sıra göl tabanında, 13-40 metre derinliklerde mikrobiyalitler yer alır. Bu yapılar binlerce yıl önce oluşmuş, dünyada çok az örneği bulunan ve canlı-cansız geçişini temsil eden biyolojik anıtlardır.
Çekilme Doğa Olayı Değil, İnsan Kaynaklı Bir Krizdir
Son yıllarda Van Gölü’nde gözlenen çekilme, mevsimsel dalgalanmanın ötesindedir ve insan faaliyetlerinin doğrudan sonucudur.
Başlıca nedenler şunlardır:
Gölü besleyen dere ve akarsuların önüne kurulan baraj ve göletler,
Bilinçsiz tarımsal sulama,
Yeraltı sularının kontrolsüz sondajlarla tüketilmesi,
Betonlaşma ve kıyı alanlarının tahribi,
Kontrol edilemeyen
Kirli kanalizasyon sularının göle bırakılması,
İklim kriziyle artan buharlaşma.
Kanalizasyon suları yalnızca gölü kirletmekle kalmamakta, aynı zamanda gölü atıkla doldurarak içindeki bitki ve canlı yaşamını da adım adım yok etmektedir.
Bir havzanın ekosistemi; yanlış tarım, yanlış yapılaşma ve akarsuların kesilmesiyle sürdürülemez hâle gelir.
Göl Kurursa Ne Olur?
Van Gölü’nün kuruması hâlinde ortaya çıkacak sodalı ve tuzlu taban, rüzgârla birlikte zehirli toz bulutlarına dönüşür. Bu tozlar tarım alanlarını verimsizleştirir, meraları çölleştirir ve hayvancılığı bitirir.
Mikro-klima çöker; ilkbahar geç donları artar, yaz sıcaklıkları aşırı yükselir. Meyve ağaçları çiçek açsa bile ürün veremez. Balıkçılık, arıcılık, turizm ve tarım çöker.
Sonuç; göç, yoksullaşma ve terk edilmiş yerleşimlerdir. Bu tablo, Aral Gölü’nde yaşanan felaketi açık biçimde hatırlatmaktadır.
Son Çağrı
Van Gölü, Urartulardan bugüne bu coğrafyada yaşamı mümkün kılan doğal bir iklim mekanizmasıdır. Bu gölü korumak, sadece çevreci bir refleks değil, bölgenin geleceğine karşı tarihsel bir sorumluluktur.
Unutulmamalıdır ki:
Göl kurursa ağaç kurur.
Ağaç kurursa toprak kurur.
Toprak kurursa umut biter.
Bu coğrafyanın çocuklarına bırakılacak en değerli büyük miras; ne beton, ne yol, ne de bireysel kazançtır.
Miras, sudur.
Su giderse, hayat biter.




