Bingöl’de koruma altındaki yabani orkide (salep) soğanlarını izinsiz toplayan 4 kişi ile biyokaçakçılık yaptığı tespit edilen 2 kişiye toplam 4 milyon 195 bin 470 lira idari para cezası kesildi.
Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Bingöl İl Müdürlüğü ile Kiğı Açıkgüney Jandarma Karakol Komutanlığı ekiplerinin ortaklaşa gerçekleştirdiği biyoçeşitlilik denetimlerinde suçüstü yakalanan kişilere Çevre Kanunu kapsamında ceza uygulandı.
Cezaların detayları neler?
Nesli tehlike altında olduğu için koruma altında bulunan salep soğanlarını izinsiz toplayan 4 kişiye, 2872 sayılı Çevre Kanunu uyarınca toplam 2 milyon 796 bin 980 lira para cezası verildi.
Doğadan izinsiz şekilde hayvan türü ve türevi topladığı belirlenen 2 kişiye ise toplam 1 milyon 398 bin 490 lira idari para cezası uygulandı.

Cezalar Çözüm mü, Yoksa Bütüncül Bir Politikanın Eksikliği mi?
Türkiye’de özellikle gıda ve ilaç sanayisinde yoğun olarak kullanılan salep, doğadaki yabani orkide türlerinin soğanlarından elde ediliyor.
Bir kilo salep tozu için doğadan ortalama 1000 ila 4000 adet arasında yabani orkide soğanının sökülmesi gerektiği biliniyor.
Yumruları alınan bitkiler tekrar yetişemediği için bu durum ciddi bir ekolojik tahribata yol açıyor.
Ancak ekolojistler ve yerel kalkınma uzmanları, koruma yöntemlerinin yalnızca yüksek para cezalarıyla sınırlandırılmasını eleştiriyor.
Cezaların her yıl fahiş oranlarda artırılmasının caydırıcılıktan ziyade bütçe odaklı bir yaklaşıma dönüştüğünü savunan uzmanlara göre sürdürülebilir tarım metotlarına ve alternatif geçim kaynaklarına yönlendirecek devlet teşviklerinin yetersiz kalması, insanları yüksek cezaları göze alarak bu yola başvurmaya itiyor.
Öte yandan Tarım ve Orman Bakanlığı’nın endemik türleri yerinde koruma ve yerel halkla iş birliği yapma noktasında bütüncül bir ekoloji politikası geliştiremediğini düşünen uzmanlar bunun yerine sorunun sadece “cezalandırma” yöntemiyle çözülmeye çalışıldığını belirtiliyor.

Biyokaçakçılıkla Mücadelede “Sistem” Soru İşaretleri
“Biyokaçakçılık” olarak adlandırılan; ülkeye özgü genetik kaynakların, bitki ve hayvan türlerinin izinsiz olarak yurt dışına çıkarılması meselesi ise madalyonun diğer yüzünü oluşturuyor.
Türkiye, endemik tür çeşitliliği açısından küresel bir zenginliğe sahip olsa da sınır denetimlerindeki boşluklar bu zenginliği savunmasız bırakıyor.
Sivil toplum örgütleri ve akademisyenler, biyokaçakçılıkla mücadelenin yalnızca doğada denetim yapan kolluk kuvvetleriyle sınırlı kalamayacağını vurguluyor.
Gümrük kapılarındaki teknolojik ve uzman personel yetersizliği, sınır güvenliğindeki açıklar ve bilimsel araştırma kurumlarının bütçe kısıtlamaları, uluslararası kaçakçılık şebekelerinin işini kolaylaştırıyor.
Uzmanlar; asıl mücadele edilmesi gereken uluslararası ağlar ve sınır güvenliği yerine, faturanın yalnızca sahada yakalanan kişilere kesilmesinin köklü bir çözüm üretmekten uzak olduğunu ifade ediyor.



