• Anasayfa
  • Gizlilik Politikası
  • Yayın İlkeleri
  • Künye/İletişim
Salı, 6 Ekim, 2026
No Result
View All Result
İLETİŞİM
Çewlik.Net
  • Bingöl Haber
  • Editörün seçtikleri
  • Kültür & Sanat
  • Dosya/Özel Haber
  • Kirdkî/Zazakî
  • Yazarlar
  • Tüm Haberler
  • Daha
    • Spor
    • Kadın
    • Ekonomi
    • Ekoloji
    • Yararlı Bilgiler
    • Sağlık
    • Politika
  • Bingöl Haber
  • Editörün seçtikleri
  • Kültür & Sanat
  • Dosya/Özel Haber
  • Kirdkî/Zazakî
  • Yazarlar
  • Tüm Haberler
  • Daha
    • Spor
    • Kadın
    • Ekonomi
    • Ekoloji
    • Yararlı Bilgiler
    • Sağlık
    • Politika
No Result
View All Result
Çewlik.Net
No Result
View All Result
Anasayfa Manşet Sürmanşet

Şehir büyürken toplum küçülebilir mi?

by Kendal Anuk
6 Ekim 2026
in Sürmanşet, Tüm Haberler, Yazarlar
0
Şehir büyürken toplum küçülebilir mi?

Fotoğraf: Veysel Celayir

Facebook'ta PaylaşX'te PaylaşWhatsapp'ta Paylaş

Bir ülkenin geliştiğini anlamak için yalnızca kaç kilometre yol yaptığını, kaç bina diktiğini, kaç AVM açtığını ya da gökyüzünü kaç katlı yapılarla doldurduğunu saymak yetmez. Çünkü şehir büyüyebilir; fakat toplum gelişmeyebilir. Hatta şehir büyürken toplumun ortak hayatı küçülebilir. Sokaklar genişlerken insanların birbirine tahammülü daralabilir. Binalar yükselirken kamusal ahlak alçalabilir. Teknoloji çoğalırken düşünce sığlaşabilir.

Çarpık kentleşmeyi yalnızca imar hatası, kaçak yapı veya estetik bozukluk olarak görmek büyük bir yanılgıdır. Çarpık şehir, çoğu zaman çarpık toplumsal ilişkilerin betonlaşmış hâlidir. Şehir, toplumun aynasıdır. Max Weber’in modern toplumu açıklarken kullandığı rasyonelleşme ve bürokratikleşme düşüncesini bugünün kentlerine uyarladığımızda, demir kafesin yanına bir de beton kafesin eklendiğini görebiliriz. Şehir teknik olarak modernleşirken insanın şehirle kurduğu ilişki giderek mekanikleşiyor.

Modern şehir kuruluyor ama modern yurttaş ortaya çıkmıyor.

Adorno’nun kültür endüstrisi kavramından hareketle mekânın da standartlaşabildiğini söyleyebiliriz. Birbirine benzeyen binalar, aynılaşan mahalleler ve birbirini tekrar eden yaşam biçimleri, zamanla şehirlerin kendine özgü kimliğini aşındırıyor. İnsan şehrini kurarken bir süre sonra şehir de insanı biçimlendirmeye başlıyor. Frantz Fanon’un sömürgecilik analizinde ortaya koyduğu mekânsal eşitsizlik de bugün üzerinde düşünmemiz gereken önemli bir meseledir. Her çarpık kenti sömürge şehriyle özdeşleştirmek doğru olmaz; ancak Fanon’un sorusu hâlâ geçerlidir: Şehir kimin için kuruluyor?

Bir kentin en güzel manzaraları belirli gelir gruplarına, en iyi okulları belirli mahallelere, kaliteli sağlık hizmetleri belirli bölgelere, yeşil alanları belirli kesimlere ayrılıyorsa şehrin haritası aynı zamanda toplumun güç haritasıdır.Çünkü şehirdeki mesafe yalnızca kilometreyle ölçülmez. Bazen iki insan arasındaki mesafe, iki mahalle arasındaki mesafeden çok daha büyüktür. Peki, bütün bunlar yaşanırken biz ne yapıyoruz?

Tarım arazisi imara açılıyor: “Herkes yapıyor.”

Mahallede park kalmıyor: “Çocuklar zaten telefonda.”

Kaçak yapılaşma büyüyor: “Başka türlü ev sahibi olamazdık.”

Kaldırım işgal ediliyor: “Bir tek benim arabam mı?”

Kamusal alan zarar görüyor: “Bana dokunmuyor.”

Oysa toplumların çöküşü çoğu zaman büyük kötülüklerin bir anda ortaya çıkmasıyla değil, küçük yanlışların normalleşmesiyle başlar. Herkesin kendi çıkarını koruduğu, ortak yaşamın ise sahipsiz kaldığı yerde şehir büyür ama toplumsal hayat küçülür. İbn Haldun’un Mukaddime’sinde ele aldığı umran ve asabiyet kavramları da bu noktada anlam kazanır. Şehir, yalnızca yapıların bir araya gelmesi değil; üretimin, iş bölümünün, dayanışmanın ve ortak yaşamın şekillendiği bir alandır. Medeniyetin göstergesi binaların çoğalması kadar, insanları bir arada tutan bağların gücüdür. Farklı düşünce geleneklerinden gelen Fanon ve İbn Haldun, bu açıdan ortak bir soruyu düşünmemize yardımcı olur: İnsanı ve toplumu hangi düzen biçimlendiriyor?

Çarpık kentleşmenin en tehlikeli tarafı, zamanla çarpıklığın normal kabul edilmesidir. Plansızlık alışkanlığa, işgal hak iddiasına, bireysel çıkar ortak yaşamın önüne geçer. Böylece sorun yalnızca şehirlerin biçiminde değil, toplumun düşünme ve davranma biçiminde de kendini gösterir. Eğer yıllardır aynı plansızlığı, aynı rant kavgasını, aynı altyapı sorunlarını, aynı betonlaşmayı ve aynı toplumsal yabancılaşmayı yeniden üretiyorsak artık şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:

Biz gerçekten gelişiyor muyuz, yoksa yalnızca büyüyor muyuz?

Çünkü büyümek ile gelişmek aynı şey değildir. Birincisi metrekarelerle ölçülür. İkincisi insanla…

Tags: bingölÇarpık KentleşmeKentKent Hakkı
Previous Post

Bingöl Devlet Hastanesi ‘Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ statüsü aldı

Kendal Anuk

Kendal Anuk

Related Posts

Bingöl Devlet Hastanesi 'Eğitim ve Araştırma Hastanesi' statüsü aldı

Bingöl Devlet Hastanesi ‘Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ statüsü aldı

by Haber Merkezi
6 Ekim 2026
0

Bingöl Valisi Cahit Çelik, Bingöl Devlet Hastanesi'nin "Eğitim ve Araştırma Hastanesi" statüsüne kavuşturulduğunu duyurdu. Kararla birlikte hastanede ileri düzey tıbbi...

Türkiye Husilere karşı Suudi Arabisan'a askeri destek verecek

Türkiye Husilere karşı Suudi Arabisan’a askeri destek verecek

by Haber Merkezi
6 Ekim 2026
0

Türkiye ve Pakistan, Yemen'deki Husilerin saldırılarına karşı Suudi Arabistan'a askeri kuvvet sevk etme kararı aldı. Üç ülke arasında imzalanan Mekke...

İstanbul'da bıçaklı okul saldırısı: 8 öğrenci yaralı

İstanbul’da bıçaklı okul saldırısı: 8 öğrenci yaralı

by Haber Merkezi
6 Ekim 2026
0

İstanbul'un Başakşehir ilçesindeki Şeyh Şamil İmam Hatip Ortaokulu girişinde sabah saatlerinde düzenlenen bıçaklı saldırıda 8 öğrenci yaralandı. Saldırıyı gerçekleştirdiği belirtilen...

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Yazılar

  • Şehir büyürken toplum küçülebilir mi? 6 Ekim 2026
  • Bingöl Devlet Hastanesi ‘Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ statüsü aldı 6 Ekim 2026
  • Türkiye Husilere karşı Suudi Arabisan’a askeri destek verecek 6 Ekim 2026

Son Yorumlar

  • Doğan Karasu yazdı: Bingöl Nüfusunun Konuşulan Dil Açısından Genel Analizi için Mehmet Seyitalioğlu
  • Bingöl Üniversitesi Diş Hekimliği Hastanesi hasta kabulüne başladı için Çalan hül
  • Bingöl Üniversitesi Diş Hekimliği Hastanesi hasta kabulüne başladı için Çalan hül
  • PTT Emekçilerinden Torba Yasa Öncesi Meclis’e Uyarı: “Haklarımız Kırmızı Çizgimizdir” için Nihat Oğur
  • Mürsel Bek’in ilk romanı çıktı: ‘Ömür Dediğimiz Dün – Bugün – Yarın’ için İdris Cebba
  • Anasayfa
  • Gizlilik Politikası
  • Yayın İlkeleri
  • Künye/İletişim
İletişim: cewliknet@gmail.com

© 2025 Çewlik.net - Bağımsız İnternet Gazetesi

No Result
View All Result
  • Bingöl Haber
  • Editörün seçtikleri
  • Kültür & Sanat
  • Dosya/Özel Haber
  • Kirdkî/Zazakî
  • Yazarlar
  • Tüm Haberler
  • Daha
    • Spor
    • Kadın
    • Ekonomi
    • Ekoloji
    • Yararlı Bilgiler
    • Sağlık
    • Politika

© 2025 Çewlik.net - Bağımsız İnternet Gazetesi

Web sitemizde size en iyi deneyimi sunabilmemiz için çerezleri kullanıyoruz. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, bunu kabul ettiğinizi varsayarız