Yeşilçam sinemasının usta ismi Kadir İnanır, tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.
Türkiye sinemasında canlandırdığı güçlü, toplumsal meselelere duyarlı karakterlerle hafızalara kazınan usta sanatçı Kadir İnanır, 77 yaşında yaşamını yitirdi.
14 Mayıs’ta rahatsızlanarak hastaneye kaldırılan ve 6 günlük yoğun bakım sürecinin ardından entübe edilen İnanır’ın vefatı, sanat ve siyaset dünyasında derin bir üzüntüyle karşılandı.
Yeşilçam’da rol aldığı filmlerdeki toplumsalcı çizgiyle bilinen İnanır, yalnızca bir aktör olarak kalmadı; sinema kariyerini sol-demokratik bir entelektüel duruşla harmanlayarak Türkiye siyasetinin ve toplumsal barış arayışlarının en görünür figürlerinden biri oldu.
“Benim Yolum Sokaktan Geçer”
Kariyeri boyunca 182 sinema filmi ve 12 televizyon dizisinde yer alan Kadir İnanır, geleneksel jön kalıplarını kırarak sinemaya sol-toplumsal bir gerçekçilik kazandırdı. Genellikle ezilenlerin, haksızlığa karşı duranların, feodaliteye başkaldıran insanların ve sınıf bilincine göz kırpan karakterlerin sesi oldu.
“Kuzeyden Gelen Adam” belgeselinde, halkla olan bağını ve sokaktan beslenen politik duruşunu şu sözlerle özetlemişti:
“Ben Anadolu’yu bilirim. Karadeniz’in hırçın sularını da, Diyarbakır’ın yakıcı sıcağını da tanırım… Benim yolum sokaktan geçer. Benim sözüm, halkın yüreğinde yankı bulur.”
“Barışın Ortak Vicdanı”
Kadir İnanır, Türkiye’nin yakın tarihindeki en hassas siyasi süreçlerden biri olan 2013-2015 yılları arasındaki Çözüm Süreci’nde de aktif rol aldı. Hükümet tarafından kurulan ve Kürt sorununun demokratik çözümü için toplumsal mutabakat aramayı hedefleyen Akil İnsanlar Heyeti‘nde Akdeniz Bölgesi temsilcisi olarak yer aldı.
Bu süreçte ulusalcı ve sağ kanattan yükselen sert eleştirilere, linç kampanyalarına ve “hedef gösterilmelere” maruz kalsa da geri adım atmadı. Süreci siyasi bir partinin projesi olarak değil, Türkiye halklarının ortak barış zemininde buluşması olarak gördü ve bu tavrını şu sözlerle savundu:
“Sözüm belliydi: Barıştan yana olacaktım. İnsanlar ölürken susamazdım… O masaya otururken bir sanatçı değil, bu ülkenin evladı olarak oturdum. Eleştirildim, hedef gösterildim ama inandığım yoldan sapmadım. Çünkü biliyorum ki, barış için konuşmayanlar, savaşın tarafı olurlar.



