• Anasayfa
  • Gizlilik Politikası
  • Yayın İlkeleri
  • Künye/İletişim
Pazar, 30 Ağustos, 2026
No Result
View All Result
İLETİŞİM
Çewlik.Net
  • Bingöl Haber
  • Gündem
  • Ekonomi
  • Politika
  • Spor
  • Kadın
  • Yazarlar
  • Daha
    • Ekoloji
    • Kültür & Sanat
    • Yararlı Bilgiler
    • Sağlık
  • Bingöl Haber
  • Gündem
  • Ekonomi
  • Politika
  • Spor
  • Kadın
  • Yazarlar
  • Daha
    • Ekoloji
    • Kültür & Sanat
    • Yararlı Bilgiler
    • Sağlık
No Result
View All Result
Çewlik.Net
No Result
View All Result
Anasayfa Bingöl Haber

Zeynep Akat yazdı: ‘Kenê şar’

by Yönetici
21 Şubat 2024
in Bingöl Haber
0
Facebook'ta PaylaşX'te PaylaşWhatsapp'ta Paylaş

Anadili denildiğinde çoğu kişinin aklına gelen tanım benzerdir. İşin içinde bir ‘ana’ var, dolasıyla anneden gelir. Annenin konuştuğu dil de zaten önce ailenin sonra akrabaların ve yakın çevrenin, son halkadaysa toplumun konuştuğu dildir. Peki anne, toplumdan farklı bir dil konuşuyorsa? Üstüne bir de baba hem anneden hem toplumdan farklı bir dil konuşuyorsa?

Türkiye toplumlarında çok da garip bir durum değil aslında, ancak çocuksanız ve ebeveynlerinizin sizinle iletişim kurduğu dil, kendi ailesiyle kurduğu dilden farklıysa dünyanın en garip şeyi gibi gelebilir. Ya da benim için öyleydi. Zazacayla ilk tanışmam değildi ama ilk hatıram beş yaşlarındayken İstanbul’dan Bingöl’e gittiğimiz zamana uzanıyor. Anneannem vefat etmiş, köye gitmişiz. Köye ilk gidişim, bir sürü beyaz yazmalı kadın karşılıyor beni köy evinde. Hepsi beni ilk defa görmesine rağmen öpüp bağrına basıyor. Bana olan bu sevgilerini anlayamıyorum. Tabi konuştukları dili de…

‘KENE ŞAR’

Köyde uzun zaman geçirince aşina oluyorum dillerine, hatta biraz biraz konuşmaya bile başlıyorum: ‘Tu senina? Hola, tu senin?” Bana ‘kene şar’ diyorlar ve sürekli sevip öpüyorlar. Beni çok sevdikleri için ‘kene şar’ olduğumu düşünüyorum. Yaşlılar beni öptükçe daha çok ‘kene şar’ olmak istiyorum ve daha çok kelime öğreniyorum, ‘çıto’, ‘bızagej’, ‘karmijin’. Hiçbirinin anlamını bilmiyorum ama nerede kullanmam gerektiğini biliyorum. Anadili de böyle öğrenilir zaten. Ama bir engele takılıyorum, ‘dil’den önce gelen ana, annem, ben konuştukça kızıyor. ‘Türkçen bozuluyor, bunları söyleme, yasak’ diyor. Çocuğum, kabulleniyorum. Annemin bana anadilimi yasakladığını anlamam çok sonra anlıyorum.

‘MEĞER BİZ POMAKMIŞIZ’

İstanbul’a, sadece Türkçe konuştuğumuz evimize döndüğümüzde beni yeni bir sürpriz bekliyor. Halam ve babaannem bildiğim tek dilin – Türkçe’nin- ve öğrenmeye başlar başlamaz yasaklanan dilin –Zazaca’nın- dışında bir dil konuşuyorlar. Pomakça diyorlar buna, meğer biz Pomak’mışız. Pomaklığın ne olduğunu bilmiyorum, babaanneme ve halama ne konuştuklarını sorduğumda ‘çocuklara yasak bu dil’ dedikleri için Pomakça’yı hiç sevmiyorum. Bana yasaklı olmayan tek dili konuşmaya devam ediyorum. Türkçe konuşuyorum, çok konuşuyorum.

‘DİLLERİN MAKBUL OLANI VARMIŞ, BİZİMKİLER MAKBUL OLMAYAN TARAFTAYMIŞ’

Büyüdükçe pekişiyor bu yasaklar. Kamusal alanda Kürtçe konuşan akrabalarıma insanlar kötü kötü bakıyor. Türkçe konuşsalar da kötü kötü bakıyorlar gerçi çünkü onların Türkçe’si diğerlerininkinden farklı. Türkçe’yi ‘kötü’ konuştuklarını öğreniyorum. ‘Düzgün’ konuşamadıklarını. Bir aksana sahip olmanın aşağılanma biçimi olduğunu anlıyorum ama her durumda değil. Babaannem de Bulgaristan göçmenlerinin aksanıyla konuşuyor Türkçe’yi ama onda bir sorun yok. Çünkü ‘kaba’ değil, ‘kıroca’ hiç değil. Aksanın da ‘makbul’ olanı varmış ve bizimkiler makbul olmayan taraftaymış. Bu tarafın hiçbir zaman ve hiçbir koşulda değişmeyeceğini yine çok sonraları anlıyorum.

‘DİLDE EKSİK OLAN RUHTA DA EKSİK KALIYOR’

Yazıyı teorik bir tartışma açmadan yine kendi deneyimimle bitireceğim. 27 Yaşındayım. Bugün, Anadili Günü’nde bu yazıyı Türkçe yazdım çünkü iki anadilli, kültürel anlamda zengin bir ailede büyüyememe rağmen bu diller bana hep yasaklandı. Konuşmaya başladığımdan beri öğrendiğim tek dilde okudum, tek dilde konuştum, tek dilde yazdım. Bunların hepsini de iyi yaptığımı düşündüğüm bir dilde yapamadığım tek şey oldu; kendimi, varlığımı anlamlandırmak. İnsanın varlığını anlamlandırması dile içkin olduğundan dilde eksik olan, ruhta da eksik kalıyor. İnsanın anadilinin elinden alınması onu ruhsuz ve yurtsuz bırakıyor. Anadilimize, ruhumuza ve yurdumuza sarıldığımız yarınlar dileğiyle…

Tags: emekli
Previous Post

Bingöl Valiliği’nden Anadili Günü’nde Kürtçe konsere yasak!

Next Post

Îsmet Bor qê Çewlignet nuşt: Engişta Şeytanî

Yönetici

Yönetici

Related Posts

AK Parti basın buluşması: “Bingöl’ün sahipsiz bırakılmış tek bir meselesi yok”

by Haber Merkezi
29 Ağustos 2026
0

AK Parti Bingöl Teşkilatı, "Milletimizle çeyrek asır, Türkiye geleceğe hazır" sloganı kapsamında kentteki basın mensuplarıyla bir kahvaltı organizasyonunda bir araya...

Çerçeve Yasa Sahada Nasıl İşleyecek? | Bingöl Baro Başkanı Yusuf Ketenalp Anlattı

by Haber Merkezi
28 Ağustos 2026
0

Meclis'te kabul edilerek Resmi Gazete'de yayımlanan ‘çerçeve yasa’nın ardından sahada pratik adımlar atılmaya başlandı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında ilk toplantısını...

Bingöl'de feci kaza: İkisi çocuk, dört kişi yaşamını yitirdi

Bingöl’de feci kaza: İkisi çocuk, dört kişi yaşamını yitirdi

by Haber Merkezi
28 Ağustos 2026
0

Bingöl’ün Genç ilçesine bağlı Yazılı köyü yakınlarında kontrolden çıkan hafif ticari aracın uçuruma yuvarlanması sonucu meydana gelen feci kazada 2’si...

Next Post

Îsmet Bor qê Çewlignet nuşt: Engişta Şeytanî

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

No Result
View All Result

Son Yazılar

  • Kürt siyasetinin önemli isimlerinden Mehdi Zana yaşamını yitirdi 29 Ağustos 2026
  • Çewliknet’in şeffaflık çağrısına yanıt gelmedi: Erdal Arıkan usulsüz alım iddialarını geçiştirdi 29 Ağustos 2026
  • AK Parti basın buluşması: “Bingöl’ün sahipsiz bırakılmış tek bir meselesi yok” 29 Ağustos 2026

Son Yorumlar

  • PTT Emekçilerinden Torba Yasa Öncesi Meclis’e Uyarı: “Haklarımız Kırmızı Çizgimizdir” için Nihat Oğur
  • Mürsel Bek’in ilk romanı çıktı: ‘Ömür Dediğimiz Dün – Bugün – Yarın’ için İdris Cebba
  • Ankara’da Bingöllü Bir Doktor: Prof. Dr. Mehmet Ali Çaparlar Hastalara Umut Oluyor için Esra Okay
  • Anasayfa
  • Gizlilik Politikası
  • Yayın İlkeleri
  • Künye/İletişim
İletişim: cewliknet@gmail.com

© 2025 Çewlik.net - Bağımsız İnternet Gazetesi

No Result
View All Result
  • Bingöl Haber
  • Gündem
  • Ekonomi
  • Politika
  • Spor
  • Kadın
  • Yazarlar
  • Daha
    • Ekoloji
    • Kültür & Sanat
    • Yararlı Bilgiler
    • Sağlık

© 2025 Çewlik.net - Bağımsız İnternet Gazetesi

Web sitemizde size en iyi deneyimi sunabilmemiz için çerezleri kullanıyoruz. Bu siteyi kullanmaya devam ederseniz, bunu kabul ettiğinizi varsayarız